yazarların ilk blog açma hikayeleri

8 entry daha

  • sene 2008, kocaeli'de üniversite okuyorum. o sene itibariyle 9 yıl olmuş internet siteleri ile ilgileneli. bunu bilen serdar yavuz isimli arkadaşım bana blog açmamı tavsiye ediyor. küçüklüğümden beri KOMPOSİZYON yazma meraklısı olduğumdan bu tavsiye bana sıcak geliyor ve kelimelerbenim.blogspot.com isminde bir blog açıyorum ve tüm macera başlıyor.
  • meslek lisesi öğrencisiyim o sıralar, bir arkadaşım vardı, m.ali öztekin. internet sitelerine ilgimi ve blog yazma isteğimi biliyordu, doğum günümde temasını hostunu domainini alıp adsoyadımla oluşan saçma sapan uzantılı bir blog hediye etmişti. blog yazmaya, yeni bloglar açmaya o adamdan sonra cesaret edebildim. şimdi de bolkafeindeyim.
  • saygı değer insan, Türkiyede blog adına ödülleri toparlayan ve google a kişisel blog yazınca karşınıza çıkan ilk sitenin sahibi Sezerin tavsiyesi/önderliğinde 2012 yılında başladığım bu yolda arada kesintiler yaşadım blogger ile başladığım bu yolda 2015 ocak ayında wp ile tabiri caizse yeniden doğdum, şu an bilgissayar.com ve kişisel karalama defterim olan
    emrahcelik.org'da yazmaktayım. Geç oldu ama güzel oldu.
  • Orta okul sonlarına doğru facebook sayfalarına aşırı derece hevesim vardı. Müjdat Sayar diye kral bir adam tanıdım. Onun sayfalarında adminlik yaptım. Bir gün Müjdat abim facebook sayfasının adında blogger açmıştı. Bende hiç dururmuyum, abi bana da açalım bir blog dedim ve 2010 Kasım ayında blogger blog ( http://byguler.blogspot.com - dan http://ylcnguler.blogspot.com ) geçiş yapıp yazmaya başladım, liseye geçtim ve bilişim teknolojileri alanı okudum bundan da destek alarak yapabileceğimi düşündüm. Blog da rastgele şeyler paylaşırdım, ordan burdan kopyala yapıştır yapardım kendimi blog yazarı zannederdim. Ama öğrendim ki o işler öyle olmuyormuş. Okumak İsterseniz Devamı
  • Sene bilmem kaç ilk blogumu Vural'ca Paylaşımlar olarak açmıştım. Dergide gazetede blog yazarlarının kazandığı paraları görünce blog açmıştım. Daha sonraları bir çok blog projesinde yer aldım. Hemen hepsi de başarılı oldu. Şimdilerde içimi dökmek için bir blog açmayı planlıyorum. Sanırım tersine bir blog yazarıyım. millet önce içini dökmek için blog açar sonra para kazanmaya başlar.
  • eğitim hayatımın ya 8. sınıf yada lise 1 döneminde filanım (işte sene 2008), bir şekilde merak sarmıştım ve ilk önce blogcu üzerinden blog açtım (kapadım), duygusuzb1r1 isimli bir şahsın yönettiği blogger forumuna dahil oldum, orada azeri blog'un kurusuyla tanıştım ve yan platformu olan türk blog'da bir blog edindim ama fazla tutunamadım orada.bu bloglarda müzik, program gibi içerikler paylaşıyordum. ondan sonra sanırım 2009 yılında 'oktayusx' adıyla bir blog açtım (bu sefer blogger/blogspot), amacım günlük hayatımda aldığım notların dijital bir sayfada yer edinmesiydi. burada uzun bir süre tutundum, domain aldım ardından hosting alıp wordpress'e geçtim. daha sonra hüzünlü bir şekilde hevesim kaçtı ve ilgilenmedim, oktayusx hikayeside öyle gitti. 2013'te şuanki sloganım olan gayriciddi zamazingo'nun ilk adımlarına oktayy.com adıyla başladım fakat onunla ilgilenecek vaktim olmadığından dolayı oktayy.com hikayesi de domain tarihi ne zaman bitti o zaman hikayede bitti. mart 2014'de, gayriciddi zamazingo sloganını ile oktayy.net adresli kişisel blogumu açtım. şuan insanlara amacım bilgi deneyimlerimi sunabilmek ve fayda yaratmak. bakalım gelecek zaman bize neler gösterecek. blog sahibi olmak güzel şey, en azından omuzunda bir sorumluluk hissediyorsunuz.
  • İkinci sınıftayız. ilkokul. ya yeşilay haftasındayız ya da önümüz yeşilay haftası. üzerinden çok geçmiş, hatırlayamıyorum. şöyle bir hesaplasam 21 sene olmuş şaka maka. tokat atmayı seven, sert bir öğretmenim var. diyor ki; "yarın herkes yeşilay ile ilgili bir şiir bulup defterine yazacak!" Akşam eve gidiyorum. kitaplarıma bakıyorum. ansiklopedileri karıştırıyorum. yok, yeşilay ile ilgili tek bir mısraya rastlamıyorum. ulan, bu ödevi yapmazsam bu adam beni kesin döver. ne yapsam ne yapsam diye düşünürken, ben yazayım lan nolacak, sanki hepsini tek tek okuyacak diyorum; ortamlarda ansiklopediden buldum derim kim bilecek! ve alıyorum elime kalemi, başlıyorum sallamaya. yeşilay böyle süper, yeşilay böyle şahane, kızılay da neymiş, yeşilay lazım her haneye!

    yatağa yatıyorum, içim rahat; ertesi gün okula gidiyorum, vicdanım rahat. ödev kontrol saati geliyor. öğretmen defterlere bakıyor. şiir bulanlara çakıyor imzayı, ödevi yapmayanlara basıyor tokadı. sıra bana geliyor. defterime bakıyor. şiire şöyle bir göz gezdiriyor, kaşlar çatılıyor, gözler bir kısılıyor. aha diyorum fark etti galiba. altıma ettim edecem. "bu ne?" diyor. sanırım fena sallamışım ki hemen çakıyor durumu. "yeşilay şiiri öğretmenim," diyorum. sesim titrek. "nerden buldun bunu?" diyor. hani harry potter'ın son filminde voldemort baba malfoy'dan asasını ister de, malfoy acınası bir "lordum" der ya korkakça. hah işte, aynen öyle, "bulamadım, ben yazdım," diyorum. tokadın o yakıcılığını yanaklarımda bekliyorum. ama o sert adam, bir gülüş atıyor. defterimi alıyor. çıkıyor sınıfın önüne. benim uydurduğum o şiiri alıyor yazıyor tahtaya. altına kocaman harflerle benim adımı atıyor. "herkes bu şiiri defterine yazacak," diyor.

    o yaşta, bu jest o kadar hoş bir duygu ki. sanırım 2. sınıfa giden bir öğrenci yazmaya ancak bu kadar şahane bir şekilde teşvik edilebilirdi. benim 2006 yılında geyik mühendisi'ni açma hikayem işte budur aslında. ya da daha sonraları çeşitli öykü yarışmalarında aldığım ödüllerin, kimi edebiyat ve mizah dergilerinde yayınlanan hikayelerimin, büyük ustalarla aynı derleme kitaplarda sayfalar paylaşmamın kaynağı da aynısıdır. teşekkürler yaşar öğretmen.
8 entry daha