yakınında duran bir kitabın 28. sayfası
14 entry daha
-
sevgili dost,
rejisör bir filmde rol almak isteyen genç kıza; eğer iki kelimeyi istediğim gibi söyleyebilirsen, sana rol verebilirim demiş, genç kız da; tabii söylerim. nedir bu iki kelime? diye sormuştu. rejisör: sadece üç kere bana; gel buraya! diyeceksin. demiş, genç kız, bundan daha kolay ne var diye düşünürken, rejisör konuşmaya devam etmişti.
birincisinde sevgilinle bir münakaşa ettikten sonra ona artık ayrılman gerektiğini söylüyorsun o başı eğik kapıya doğru giderken, ceketinin cebinde tabanca olduğunu fark ediyorsun. hayatına son vereceğini seziyor, birdenbire onun senin için her şey olduğunu anlıyor ve büyük bir pişmanlıkla:
-gel buraya! diyorsun.
ikinci olarak, kendini küçük bir çocuğun annesi yerine koyacaksın. çocuk dört yaşındadır. sen ona bayramlık elbiselerini giydirmiş, balkonda oturmasını hiçbir yere gitmemesini sıkı sıkıya tembih etmişsin. sana itaat etmiyor ve sokağa fırlıyor. tam o sırada köşede bir kamyon beliriyor ve çocuk bir anda yere düşüp çamurlara bulanıyor. allahtan ezilmiyor. sen dehşet içindesin. bir yandan allaha şükrederken, diğer yandan sana itaat etmediği için çocuğa son derece kızgınsın işte bu duygularla ona:
-gel buraya! diyorsun.
son olarak da bir tacirin karısısın. kocan iflas etmiş. evin içinde alacaklılar kocanı linç etmek için bekliyor. fakat kocan, onuruna dokunan bu durum karşısında kalbine sıktığı bir kurşunla can veriyor. sen de sokak kapısını açıp, dışarıdaki kalabalığın elebaşısına:
-gel buraya! diyorsun.
sevgili dost,
kızın bu sözler üzerine filmde rol almak istemekten vazgeçip geçmediğini bilemiyoruz. bildiğimiz, sesin tonunu kelimelere hayat verdiği ya da öldürdüğüdür.
sevgili dost,
gel buraya!
Ali Ural-Posta Kutusundaki mızıka -
Bu yıl kendine son bir şans tanıdı Bukre. Eğer kazanamazsa, ingilizce kurslara yazılarak ilerletecekti yabancı dilini. Hatta imkanı olursa dil için Londra'ya bile gitmeyi düşünüyordu.
(bkz: kahraman Tazeoğlu - Bukre)
Gele gele K.tazeoğlu geldi. Hiç sevmem hatta uyuz olurum bu adama. Kitapta birinden hediye edilmişti zaten. -
teknik olarak yaklaşırsak eğer en yakınımda "temel işaret dili" kitabı var. Bunu es geçersek -ki bunu anca fotoğraf çekerek aktarabilirim. Dolayısıyla diğer üç altlı üstlü kitaptan birini seçmem gerekecek. O halde;
"Keyfim olursa, duyuyor musun? Keyfim olursa. Sana istediğin kadar çalışır, esirin olurum! ama santur başkadır. Canavardır o, özgürlük ister. Keyfim olursa çalarım; şarkı da söylerim. Sana zeybek, kasap havası ve pentozali* de oynarım; ama peşin pazarlık: keyfim olmalı..." nikos kazancakis - zorba
*pentozali: bir çeşit raks. -
okuma etkinliği kitabı olan satranç ve deccal vardı. bende deccal'in 28. sayfasını açtım ama ilk cümleyi mi yazıyoruz ne yapıyoruz bilemedim.
28. sayfadan bir yerlerden:
"felsefe tarihinde birkaç şüpheciyi, dürüst kişiyi bir yana koyuyorum: ama geri kalanı, düşünsel dürüstlüğün ilk gereklerini bilmez."
friedrich neitzsche - deccal -
Sakin ve soğukkanlı bir biçimde masaya yaklaştı. kendini tanıtmadan -"kim olduğumu biliyorsunuz, sizin kim olduğunuz ise beni ilgilendirmiyor" demek oluyordu herhalde bu saygısızlık- profesyonellere özgü bir kurulukla gerekli düzenlemeyi yapmaya koyuldu.
stefan zweig - satranç -
28. Sayfanın çoğu resim o yüzden tamamı o sayfada olan sadece iki cümle var o da:
İnsanlar her zaman uçmak istediler. Kuşlar havada süzülürken öyle muhteşem görünürler ve martıları izlerken o kadar etkilenirsiniz ki kolayca uçmanın basit ve eğlenceli olduğu hissine kapılabilirsiniz.
- Dünyanın En saçma icatları (adam hart-davis)
-
---
özverili olmak köleliktir ve eski kafalı olmak bağıra çağıra bayağılık kokar; kral, hükümet, tiranlık, yas tutma ve iç savaştır.
---
anselme bellegarrigue - ilk anarşist manifesto
14 entry daha
