uzay edebiyatı

1 entry daha

  • avcılar'daki evimde öylece oturuyorum. epey bir şarap içmişim. ucuz diye bir litre şarap alıyorum. otuz liraya...şarap ucuz ama sarhoşluk pek pahalı. bu ne güzel bir kafa böyle mükemmel. sürekli aynı yerde sıkıldığımdan mütevellit balkona çıkıyorum. bir sigara yakıp gökte bir yıldız umacağım... o da ne? bir ışık kümesi; ışıl, ışıl. gitgide büyüyor üstelik. "vay amına koyayım o ne lan" diye bakarken; birden gözüm karardı, dünya karardı. sigaramın dumanı bir yerde tütüyor ama nerede!

    bir vakit geçmiş olmalı. gözümü açtım. bambaşka bir yerde bambaşka bir "dünyadayım." dünya mı dedim. ne dünyası amına koyayım. ben diyeyim mars sen de neptün. sahi oğlum nettün? neresi burası lan? neredeyim ben. gökte uçan mekikler, daireler, arabalar falan. çevremde benim gibi insanlar. öyle yeşil surat murat da yok amına koyayım. baya bildiğin ağzı, burnu, kulağı olan insanlar. bağırmaya başlıyorum;
    "siz kime şekil yapıyorsunuz laaan. neresi lann burası ibnelerrrr"
    sonra bir abi geliyor, böyle baya yapılı.
    "kes lan lavuk" deyip bir tokat atıyor. bulunduğum yerden aşağı doğru düşüyorum. içim ürperiyor. tekrar açıyorum gözümü;

    o da ne. evin balkonuna sere serpe uzanmışım. sigaram boşu boşuna yanıp kül olup gitmiş. yine sızmışım...
  • (bkz: gaye su akyol)
1 entry daha