uzaklara gitme isteği
-
gecenin bu saatlerinde acıklı bir şarkı ile kendine yer edinen istek. -
Her zaman aklımda olan fikir aslında . Sürekli bi yere gitme planı yapıp '*' gerçekleştirememle ünlüyüm aslında camiada . Ama olsun ölmedik ya , güzel günler göreceğiz güneşli günler :d . -
This cowboy's running from himself -
"kendisinin bile ücrasında yaşayan ben için gidilecek yer ne kadar uzak olabilir?" şeklinde ismet ağabeyden alıntı yapılarak cevap verilebilecek istektir. -
Kendimi bildim bileli istediğim olay. Hiç kimseyi hiçbir şeyi düşünmeden alıp başımı gitmek istedim hep. (bkz: Reşit olmamak çok zor) -
Mevcut durumdan bir kaçış olarak insanın içine yerleşen ve beynini kemiren isteme hali. Lakin kafanın içindeki düşünceleri temizlemedikten sonra uzaya da gitsen de nafile. -
Bi yerden sonra anlarsın ki uzaklara gitsen de bu kafayla sadece manzaran değişir hayatın değil -
Sabah erkenden gerçekleştireceğim bir şey -
(bkz: uzaklardan gelme isteği)'nin yanında esamesi bile okunmaz -
Hemde çooook uzaklara. belki onunla, belki de tek. Böyle kavganın, fesatın, pisliğin olmadıği yerlere. Huzurun, mutluluğun ve güzelliğin olduğu yerlere. Belki onunla, belki de tek. -
daha sonraları, inzivaya çekilmenin daha güzel olduğunun farkına vardığım, dünyadaki en güzel eylemlerden birisi. -
yaklaşık 585 km ilerisi için kurduğum hayal.
ankara, senin ayazına griliğine Anıtkabirine canım feda be. -
Temel sebebi kişinin kendisinden kaçma isteğidir. Sevilmeyen beğenilmeyen sorgulanan herşeyin sebebi yaşanılan yer veya çevrenizi saran insanlarmış gibi gelir. An gelir tak eder cana. Ve gidersiniz.
Uzaklasildikca, mekan ve çevre değiştikçe herşey farklılaşır, çözülmesi ve öğrenilmesi gereken daha çok şey vardır artık, ilk defa anlaşılamayan bir lehçe duyulduğunda, ilk defa balıkçı teknesinin önünde yüzen yunuslar görüldüğünde, başının üstünde bir çadır dahi yokken çölde yıldızları izleyerek sigara içtiğinde, 25 yıl hiç tanımadığın insanlarla aynı çaba uğruna uykusuz çalıştığında iyi ki dersin, iyi ki o ceketi alıp geldim ben üç kıta ötesine... Artık upuzun telefon rehberin yoktur. Sınırlarını belirleyen kurallar yoktur. Ozgurlesirsin, cesurlasirsin, yavaş yavaş vahsilesirsin. Bağlı hissedemezsin artık. Ait hissedemezsin. Bence en acısı adressizlesirsin. Dönmek zorunda kaldigin o onbeş günlük kısa sürelerde havalimanında sırtında cantanla levhaya bakarsın yurtiçi hangi uçağa binsem diye. İstanbulda kalıp tarihi bir gezi mi, antalya uçağına binip güneş kum deniz şarkısı söylemek mi, karadenize kaçıp tek kankanla bazen konuşmadan uzun sohbetler mi, ailenin yanına gitmen gerektiğini artık bas bas bağıran sesi dinlemek mi? Adresim nere lan benim? Var mi adresim ? Ve sonra, (bkz: bir gün dönersin)
O başka zamanın hikayesi... -
Yaşanılan şehrin rutininden, koşturmacadan kaçıp, sınırların dışına çıkma ve yeni yerler keşfetme arzusundan sıkça pençesine düştüğüm istektir. -
insanın içinde bulunduğu durumdan kaçıp uzaklaşmak isteğiyle birlikte ortaya çıkan duygu durumu.
Fakat hepimiz biliyoruz ki, ne kadar uzağa da gitsek bazı şeylerin gölge gibi peşimizde olacağını biliyoruz. Sanırım en çokta bunun bilincinde olduğumuz için en sonunda kendi kendimize ''otur oturduğun yerde nereye gidiyorsun'' diyoruz.
Sonuç olarak sürekli bir gitme isteği ve gidememe durumu var.
