türkiye neden gelişmiyor sorunsalı

8 entry daha

  • Tek ve kesin bir cevabı var : Eğitim
    Boşuna dememişler "bir ülkeyi çökertmek istiyorsanız eğitim sistemini çökeltin" diye..
    Dindar bir nesil yetiştirme kaygısıyla , ülkede bilimsel eğitim veren yapı bırakmayan hükümet ve ondan önce yanlış politikalar izleyen hükümet görevlileri bu sürece neden olmuştur.Bilimsel eğitimden uzaklaştıkça gelecek hep karanlık olacak.
    Türkiye'de internetin gelişememesi ve blog/site sahiplerinin diğer ülkeler göre az kazanmasının arkasında bile dolaylı olarak eğitim var . Türk sitelerinin düşük kazancının nedeni adlı yazımda bilinçsiz Türk internet kullanıcılarının buna neden olduğuna değinmiştim


  • hiçbir şey üretmememizdir
  • Neden gelişsin?
  • Türk Hamamlarında Suyun Kaldırma Kuvveti Neden Yok
  • halkın genelinin çakal, bilim düşmanlarından oluşması ve gelişmek gibi bir derdinin olmamasıdır. Ek olarak, fazla nüfusudur. Yunanistan da 80 milyon olsa, onlar da Türkiye gibi olurdu.
  • Sorgulamıyoruz bağzı şeyleri.
  • Bunu bugün maket ödevi yaparken anladım.Ulan biz inşaat mühendisligi okuyoruz.Her sey bilgisayarla yapılıyor demi projeyi pc ile çiziyorsun.Fakat bizim biricik okulumuz ödev olarak elle garip garip seyler çizdiriyor öyle ev projesi falanda değil kare dikdörtgen vs.

    Daha sonra odev olarak maket odevi veriyor ve bu ev maketi değil yine kare dikdörtgen maketleri

    Bunun ne faydası var ne amacı var sen bilgisaysr ile çizim yapacak öğrenciye elle çizim yaptırırsan normal bina yapmakla uzaktan yakından alakası olmayan maket ler yaptırırsan tabi gelişmez.
  • tam olarak eğitim sistemiyle alakalı olduğunu düşündüğüm sorun -senelerce(!) İngilizce eğitimi almamıza rağmen konuşamamamız gibi, adamlar 1 sene bilemedin 2 senede öğreniyor, biz 8,9 senede ögrenemiyoruz, sorun öğrencilerde değil öğretmenlerde hiç değil, sorun tam olarak sistem
  • Bilime ve onun önderliğinde eğitime destek olmamaktan, üretimi dışlayıp tüketimi benimsemekten olabilir. Katma değer üretmeyince sadece gönüller hoş olur...
  • Halkın kendi başarılarından çok başkalarının başarısızlıklarından haz alması.
  • sözlük yazarlarının da ağız birliği ettiği üzere eğitimdir, fakat bu eğitim zannettiğinizin aksine üniversite ile sınırlı değildir, bilakis üniversiteler zurnanın son deliğidir. çeşitli sözlük ve blog ortamlarında çokça tartışılagelen bir konu olan öğretmen maaşı; ancak maaşının verdiği verime oranı, kendini geliştirmesi ve öğrencisine yaklaşımıyla birlikte ele alınırsa adil olur. bir bireyi hayata hazırlayan ikinci insan ailesinden sonra öğretmenidir. ilkokul öğretmenine söylemek istenenler tarzı açılan başlıklarda yazılanların rastgele birkaçını okursanız durumun vahametinin farkına varırsınız. her birini okurken sinirden titredim, kan beynime sıçradı ve yine bir öğretmen olan annemle sert bir tartışma yaşadık bu hususla ilgili.

    şu "bir-iki ahlaksız var diye x kötülenemez" goygoyunu bırakın artık. yetişen nesil ortada. pisa testlerinde değişik kategorilerde neredeyse tamamen sonuncu çıkan, oecd eğitim raporlarında kaygı verici sonuçlar ortaya koyan öğrencileri yetiştiren bu sistemdi. 8 senede bir yabancı dili öğretemeyen, insanlara kendini nasıl ifade edeceğini, toplum içinde söz alıp konuşmayı, fikirlerini düzgünce belirtebilmeyi, rasyonel ve çok boyutlu düşünmeyi, son derece ağır müfredatlar uygulanmasına rağmen temel düzeyde dahi matematik, coğrafya, fen bilgisi gibi pozitif bilimleri öğretemeyen ben miyim? fakir bir ilköğretim okulundan, -her ne kadar proje okulu yapılıp içi boşaltılsa da- hala tanınır bir liseden (bkz: bornova anadolu lisesi) mezun oldum, bu saydığım değerler bana yarım-yamalak da olsa kazandırıldı yıllar önce , sonraları her ne kadar çoğunu kendi kendimi geliştirerek almak zorunda kalsam da. bu kadarını dahi alamamış-alamayan milyonlarca insan var.

    halihazırdaki eğitim bütçesinin %83'ünü maaş giderleri oluşturuyor, yani çoğunluğu hiçbir işe yaramayan faydasız kimseleri beslemek için. bununla ilgili herhangi bir denetim de söz konusu olamaz, çünkü fiziki koşulları bile tam olarak sağlayamayan devlet öğretmenleri denetlemek için yüzbinlerce müfettiş görevlendirmek zorunda, zaten bu kadar sayıda bir personelin istihdam edilmesi mümkün değil. belki bir çözümü öğretmenlerin kadrolu olmaktan çıkarılması ve performans kriterlerine göre değerlendirilmesi olabilir.

    bu değerlendirme de kesinlikle at yarışı şeklinde değil, sadece öğrencilerin belirli değerlerin üzerinde performans göstermeleri şeklinde tatbik edilebilir, bu durumda o öğretmenin kontratı uzatılabilir ve bu süreçte özlük haklarından da herhangi bir kayıp yaşamaz. belirli periyotlarla -altını çizerek- temel seviyede matematik, fizik, kimya, biyoloji, coğrafya gibi pozitif bilimler ile edebiyat, tarih gibi sözel bilimler içeren(hatta vatandaşlık bilgileri bile olabilir) ve kesinlikle ezbere dayanmayan, salt öğrenmeyle anlaşılacak kolaylıkta ve ölçücülükte testlerle öğrencilerin bilgileri ölçülür. sınıftan sonuçlara bakılmaksızın rastgele birkaç öğrenci ile birkaç dakikalık ve yine psikolojisini zedelemeyecek şekilde mülakatlarla verilen eğitim ve öğretmeninin sınıfa ve kendisine olan tutumu hakkında sorular sorulabilir. hangi öğrencinin mülakata alındığı kesinlikle öğretmene bildirilmeyecek ve sınıfa bu konuyla ilgili herhangi bir şekilde zor kullanmaya tevessül etmesi halinde gerekli yaptırımlarla karşılaşması sağlanacak.

    okul müdürlerinin yetkileri kısıtlanacak ve diktatoryal yetki ve gayrıresmi baskı kanalları oluşturarak okulu zaptırapt altına alması önlenecek. ders saatleri şimdikinin yarısına indirilecek ve beden eğitimi dersi saatleri okulun fiziki koşullarına gre artırılacak. saat yaklaşık 1 civarı paydos edilecek öğrenci de hem arkadaşlarıyla vakit geçirecek, akşam da zorlanmadan dersine çalışıp hazır hale gelebilecek.

    ders içeriklerine öğrencilerin de katkı yapacağı şekilde sunumlarla desteklenecek. pozitif bilimler kesinlikle test edilebilir ve gözlenebilir içeriklerle doldurulacak. örneğin bir coğrafya dersinde toprak türlerini işleyen öğretmen, okulun bahçesinde çok rahat bulunabilecek bir avuç toprağı eline alarak özelliklerini toprağın üstünde gösterecek. bakın bunlar daha benim aklıma ilk aşamada gelenler, işin ehli biri filan da değilim, hasbelkader dünyanın farklı yerlerini görebilmiş bir kardeşiniz olarak getirilebilecek birkaç yeniliği saydım. sizlerin de mesaj yoluyla yapacağı katkıları da buraya eklemekten gönenç duyarım. bütün iş eğitimde dostlar.
  • dürüstlükten yoksunuz biz. Ülkece, toplumca yalancıyız. Ne kendimize ne bir başkasına yalan söylemeyi bırakabiliyoruz. Maaşının iki katı fiyataına telefon alan kendisine zenginim yalanını söylüyor. Sevmediği işi yaparken hayatı diğerlerine dar eden beyaz yakalı, doktor diş hekimi yaşamak için çok paraya ihtiyacı olduğu gibi bir yalanla bu yola sokuluyor. Bu korkunç çarpık kentleşmede parmağı olanlar küresel ısınma yok diyebiliyor. Adam kayırmayla arkadaşını, akrabasını bir yere getirenler güvenilir biri lazımdı zaten dogru olanı yaptım, malzemden kaçınan inşaat şirketi ekmek parası, rüşvetle kararını değiştiren hakim şartlar diyor.
    zaten herkes yalan söyluyor oluyor sonra, senin yaptığın çok da "şey" olmuyor. bu sefer vicdanen hiçbir rahatsızlık hissetmeden hayatın bir parçasıymış gibi kandırıyoruz birbirimizi.
    ne adalet sistemine güvenmeyen bir ülkeden huzur, ne de birbirine güvenmeyen insanlardan barış bekleyebiliriz.
    yukarıda eğitim demişsiniz, iyi demişsiniz de eğitimde avrupa ülkelerinden daha ileride olduğu yalanına kendisini inandırmış bir insana sistemin boşluklarından bahsedemezsiniz. önce aşılması gereken bir insanlık sorunu var.
8 entry daha