türkiye ekonomisinin çökmesi
-
dolar her geçen gün artıyor. daha doğrusu diğer para birimleri sabit, türk lirası günden güne eriyor, bitiyor. uzmanlar iyi haberler veredursun halk fakirleşiyor. bir ülke savaş vermeden bitiyor. elindeki madenler işlenmeden satılıyor. doğanın birçok güzelliğini içinde barındıran zengin ülkem artık bir beton yığını oluyor. bu ülkenin üniversitelerinde okuyan öğrencilerin fikirlerine değer verilmiyor.her şeyden önce bu ülkenin insanları değersizleşiyor paradan daha hızlı. geleceğin hekimleri, mühendisleri, mucitleri, bilim adamları hepsinden önce idealistleri açlıkla, kötülükle, değersizlikle, suçlulukla anılacaklar. hatta bazılarında durum daha önceden başladı.
durum bu kadar kötü, açık ve net iken neden kimse sorumluluk almıyor. neden insanlar iğne deliğinden daha küçük iyi yönler bulmaya çalışıp "buna da şükür" (!) diyorlar. amaç sorunları çözmek değil, sorunları uzatıp uzatabildiğine rant almak için çabalıyorlar. ve hiçkimse buna ses çıkarmıyor. öğrenen daha çok pay almaya çalışıyor.
ekonomi çöküyor. ülkenin bekasını düşünmek için görevli, refahı sağlamaya gönüllü olmuş idealist(!) insanlar, kendileri batmamak için ülkeyi ve içindeki insanları da çekiyor. bu gidişin sonu ne olacak bilmiyorum. ekonomisi ölmüş bir ülkeye ne olabilir bilmiyorum. bayrağını yarıya mı çekerler yoksa başka bir bayrak yönetimine mi girer bilmiyorum.
sorunun cehalette kaldığı kısmı çoktan geçtik. pasif müdahalenin (sözlerin, uyarıların) işe yarayacağı kısmı da çoktan geçtik. bir şeyler yapmak gerek. durum kötünün de ötesinde. ama insanlar görmüyor. deliksiz bir uykuya dalmışlar ve gözlerini kırpmıyorlar. korkuyu duymuyorlar. acı içinde bağıran anneleri, babaları, kardeşleri duymuyorlar.
artık daha büyük korkularımız olmalı. tarihteki başarılarımızla övünmek yerine içinde bulunduğumuz ahval ve şeraite bakmalı. bu başarıların aslında nasıl bir kötü durumdan doğduna bakmalı. tarihin bizi neden başarmak zorunda bıraktığına bakmalı. ve tarih bu sefer bizi başarmakla aynı kefeye koymayabilir. çünkü biz bu sefer kendi kendini düşüren bir millet olduk. -
türkiye'ye aidiyet duyanların derdidir.
benim gibi dünya vatandaşı (hatta varsa uzaydaki diğer medeniyetlerle beraber tek bir bilinç sahiplerinden oluşan aileyiz) olanlar için hindistan'daki ekonomik krizi hindistan devleti adına ne kadar dert ediyorsam, türkiye'deki ekonomik krizide türkiye adına o kadar dert ediyorum.
ülkeyi bırakıp sadece kendinizi ve ailenizi kurtarmanın hesabını yapın.
- elinizdeki parayı meksika pezosunda tutun, eskimo balina yağı olarak tutun ama tl'de tutmayın.
- kesinlikle acil ihtiyacınız olmayan harcamaları yapmayın, kriz patladığında acil ihtiyaçlarınız için kenarda tutun dolarlarınızı
- önümüzdeki 1 senede alacağınız acil eşyanız varsa şimdiden alın. babam mesela arçelik bayisi, arçelik pazarlama müdürü 1-2 ay içinde sağlam zam geleceğini söylemiş. diğer firmalarda fiyatlarını yükseltecek. -
türkiye'ye aidiyet duymanın ötesinde "mücbir sebeplerden ötürü" parasını türkiye'de ve türk lirasıyla kazanan, dışarıya atacakları ilk adımı da yine elindeki türk lirası mukabili parayla(eskimo balina yağı, beyin ispermeçet balinası boynuzu ya da imparator penguen yumurtası gibi metalar dahil) atmak durumunda olanların derdidir. dövizin ilk yükselişe geçtiği ve amerikan merkez bankası(fed)'nın kriz döneminin atlatılmasıyla birlikte dışarıya "dağıttığı" dolarlarının yurda dönüşünün ilk adımlarının atıldığı zamanlar gezi parkı protestoları sırasında kaosu artıran muktedirler değil de protestocularmış havası estirilmişti(3 aylık periyotta dolar yaklaşık 10 kuruş oynamayla 1.95-2 bandına gelmişti). bugünkü tabloda ise, "amaaaan elalemin parasından bize ne" derinliğinde analizler döktüren(!) yandaş kalem kadroları veya doların vatandaşın yurtdışı dönüşü cebinde kalanı bozdurmasıyla dalgalanabileceğini zanneden medya kişilikleri son çırpınışlarını gösteriyorlar. türk insanı taaaaa anadolu'ya göç ettiği beri sadece karnının doyması ve bir evinin olmasıyla ilgilenir, zira bu çorak topraklar hiçbir zaman pek de fazlasını vadetmemiştir insanlara. bundan önceki koalisyon iktidarı zamanında bugün siyasal islam'ın kalesi olarak bilinen şehirlerde en küçük hadisede bile on binler gösteri düzenler, her hafta kızılay'a yürürlerdi. bugün şartlar hepinizin malumu olduğu üzere çok çok daha kötüleşmesine karşın pek fazla ses çıkartamıyorlar, birincisi üstte saydığım iki temel unsurun kendilerince öyle veya böyle tedarik edilebiliyor oluşu ve muhalif liderlerin halkta bir coşku uyandıramaması. fakat bunlar da bir süre sonra yetmeyecek, en temel harcama kalemi olarak gıda fiyatları tamamen dolara endeksli olarak hareket eder, fiyatlar genel seviyesinin ciddi ölçüde arttığı bu kesim tarafından yeni yeni hissediliyor ve ilerleyen dönemde bunun sarsıntıları daha da şiddetlenecek. kendi kurmaylarının bile en ufak bir fikrinin olmadığı başkanlık sistemi işte bu yüzden dillendiriliyor. alttaki elmalar toplanarak 2007'de 10.000 dolara çıkartılan kişi başına düşen milli gelir, 9 yıl boyunca yerinde saymış ve gerek dövizdeki patlama gerekse yatırımcının güveninin kaybolması ve ülkeye para girişinin durmasıyla birlikte 9000'e gerilemiştir. tabii ki bu gelişmeler seçmenin pek umrunda olmadı, fakat krizin kendi hayatlarını etkileyecek noktaya ulaşmasıyla birlikte isyan edecekler ve bugünün satılmışları rüzgarın aksi yönünde dönecek, birkaç tanesi dışında hala bilumum televizyonlarda gerek ülke ekonomisi, gerekse diğer konularda ahkam kesmeye devam edecek. -
Sol kesim zaten yıllardır isyan ediyor , sağ kesim ise karnı tok olduğu sürece asla isyan etmeyecek.Un , su ve hastane olduğu sürece isyan olmayacak ekonomik krizdir. İnsanların hayattan beklentileri ne? yok ki..