türbanlı kızların koreli aşkı
-
anlamıyorum. anlıyor musunuz ? anlamıyorsunuz. -
Neyin ayrımı bu bende bunu anlamıyorum? -
ne güzel ötekileştiriyorsunuz ? -
bütün kızların koreli aşkı diyecekken başlığa ayrıştırıcı bir kelime eklenmiş dedirten başlık
türk erkeklerine ne olmuş ki? (bkz: alper tunga öldü mü?) -
Bizim bir arkadaş var korece öğrenmeye çalışıyor bu çekik göz aşkından.Ama daha herkesi doğru yazamıyor -
'*''*' -
genel olarak türbanlılarda görüldüğü için o şekilde yazılmış olduğunu -samimiyetle- düşündüğüm başlık. gerçektir, ilk Kore dizisini kim izledi bilmiyorum ama sonradan herkese bulaşmış bir hastalık kendileri. Benim bu konudaki tecrübem playfull kiss adlı diziyle -toplum baskısı- başladı, sonra olmazsa olmaz bof, izlemeseydim de olurdu. -
aslında kastedilmek isteneni anlayabiliyorum. türban demese başörtüsü demese iyiydi ama artık iyice sözlüklere de yerleşti bu yanlış kullanım.
mesela daha çok üniversitenin ilk yıllarında o hemcinsim ve yine benim gibi örtülü olan arkadaşlarımda başlamıştı böyle bir furya. genel olarak yurt kızlarında görülürdü. bu daha çok film izleme merakıyla başlayıp koreli dizi ve filmlere karşı olan meraka dönüşürdü. nedense benim sinemayla olan ilgim film çekme arzusuyla başladı. bazı atölyelere katıldım falan. sonraları rafa kaldırdım bu düşüncemi. belki biraz bana göre olmadığını düşündüm biraz da maymun iştahlılık mıydı?
fakat bende de başka türlü bir uzakdoğu merakı vardı. çocukken mirc'te icq'larda mynet'te falan ilk nickimi şöyle aldığımı hatırlıyorum: "japonkiz"
aslında bu ilgi, korelilerin bulunduğumuz muhitte ingilizce kursu vermesiyle perçinlendi diyebilirim ama ilk çıkış anını hatırlayamıyorum. tek bildiğim bana uzakdoğuluların masum ve sempatik gelişiydi. bir tür fan olayı gibi düşünebiliriz. hani millet burak kut, tarkan posteri kartpostalı aladursun kırtasiyeden benim bu uzakdoğululara ilgim büyüktü.
ardından çok ilginç bir anıyı da şöyle yaşadık. aktarmadan edemeyeceğim. birgün büyük çamlıca tepesi'ndeydik. aslında hayatımda yaşanan olaylara bakınca bu büyük çamlıca tepesi'nin ilginç bir yeri var. neyse ben birden koreli bir kadının yanına yaklaşıp konuşmaya başladım. sanırım 8 yaşlarında falandım. taş çatlasa 10'dur. koca kadınla konuştum arkadaşlık kurdum mailini telefonunu aldım. sonraları biz onla görüştük ettik. sonra eşi ve koreli kadın mc donalds'ta buluşmuştuk. sonra bugünden beri annem onları mason sandı. belki de o günden beri sanmadı ama o zamanlardan beri bir mason sanma durumu oldu. ben de buna çok inanmadım. sonra iletişimimiz iyice koptu. capitol civarında yıllar sonra üniversiteye giderken onu gördüm. kadının adı grace'di bu arada. beni tanıdın mı dedim. tanıdım dedi. buna da şaşırdım doğrusu. taşındığını falan söyledi. işte bu da böyle bir anımdı. sonra nedense birçok şey gibi unuttum yani bitti içimdeki o japon koreli aşkı... ama annemlerin uzun zaman bana japonkiz deyip şakalaştıklarını hatırlıyorum.
