tek başına içmek
-
izbe bir yerin vardır. mekân tanıdıktır. her zaman oturduğun bir yerin vardır. orada küçük bir pencere. pencere büyük ada'ya bakmaktadır. hiçbir ayrıntıyı göremezsin lakin görmek için gözünü bir an dahi oynatmazsın.
ayrıntılara bakarsın, takılırsın.
kendi kendine konuşup bir şeylere çözüm bulmaya çalışırsın.
esrik hâlde yazmayı sevdiğin için bir şeyler karalarsın.
her neyse.
- Garson! bize iki tek votka daha.-turgut uyar/edip cansever -
haftada üç - beş gün gerçekleştirdiğim bir eylem. dört duvara birden mana katmakta birebir. bir bira ve evet işte tavan biraz renklendi. bir tane daha, bir tane daha derken; ortalık evet şimdi rengarenk. gönlümün karasına yapacak bir şey yok. zihni oyalamak gibisi de yok. bir ahmet kaya şarkısı da koyduk mu yanıbaşımıza tamam işte. omzuma pat pat yapan şarkılar. "üzülme" diyorlar adeta... -
sık sık yapmayı sevdiğim eylem. tek başına barda oturup içip düşünmek bana her zaman terapi gibi gelmiştir. özellikle kadıköy'de barlar sokağına yakın oturuyorsanız şiddetle karga veya zincir bara tek başınıza gidip kendinizle çözmeniz gereken sorunlarınız varsa düşünüp çözün.
benim favori mekanım ise beşiktas aylak bar, ikinci kattaki tek masalı balkon. meyhanecilerin sokağına bakıp, gırnatacı, darabukacı roman abilere kulak vere vere huzurlu bir şekilde kendinizi bulabilirsiniz. -
(bkz: Absolut) votkama karıştırdığım, masamın üzerinde duran yarım(bkz: Redbull) içeceğimle, ışıksız, müziksiz ve hafif soğuk olan odamda içerken fark ettiğim durum. -
derdini anlatacak çok kişi vardır ama anlayacak kimse yoktur. mecbur tek içer. -
şu an ve çoğu zaman yaptığımdır. çayım kahvem sigaram... he alkole verecek para yok bizde fakiriz biz.