sözlük yazarlarının şiirleri

  • (bkz: progresif aşk şiiri)

    yaşasak
    yaşlansak
    eksilsek bazı hayatlardan,
    sana çarpar mı nefesim?

    yıpransak
    yıpratılsak
    bölünsek başka hayatlara,
    yaşayabilir miyim sensiz?

    sevsek
    sevilsek
    çarpışsak başka hayatlarda,
    mutlu olabilir miyim sebepsiz?

    astronomik derecede yazılmış
    sevdalarda kaybolsak,
    toplansak tek bir vücutta
    bir şiir olabilir miyiz?

    susmadan
    durmadan
    zihnimde üç nokta koyuyorum
    biri sana.
    biri bana.
    biri de yaşanmamış olanlara.
  • Bembeyazsın, bir gelin misali
    Hafif toplucasın, balık etli
    Söndürürsün yangınımı, su gibi
    Sen olmasan n'apardım canımın içi

    İlk siirimi midemin efendisi olan lahmacunun yaninda ictigim 330 ml'lik ikinci ayrana ithaf ediyorum.
  • Bir ihtimal daha var, o da yemek mi dersin
    Paket mi olsun, burada mı yersin?
    (bkz: açken yazılan şiirler)
  • Eksiltili şiir

    (…)

    …şimdi,
    gidilesi yerler,
    çoktan kapatmış,
    yalnızlık insanın kaburgasına,
    çoktan oturmuş.
    Her şeye rağmen yalın bir ıslıkla,
    konçerto çalmak yakışıyor adama.


    /fiyakalı gömleğinin,
    düğmeleri kalp hizasında,
    iki açık/

    …özlüyorum,
    küçük ellerinde,
    kanatlandırdığı kelebekleri,
    özgür kılan kadını.
    Nerededir? / kim tutuyordur şuan,
    aşk çatlağı ellerini.

    Kiremit rengi rujunda,
    kaçak bir aşk daha çıktım,
    gözlerinin dinginliğinde,
    huzur bulduğum.
    Benim sende kaldığımı bilseler,
    yarım pansiyon sevgime de,
    bedel biçerler.
    Ben senin, belli / belirsiz / bedelsiz,
    sol yanını sevdim.

    …gitme…
    Ne olur kalsan,
    kuşlar yine aynı yerlerinde ötüşseler,
    gün yine şakaklarından doğsa…

    Velhasıl;
    zaman sende kalan nesnel bir yargı,
    ben, sevebilme ihtimali olan bir kadavra.
    Aslı / astarı olan cümleler biriktirmiştim,
    sana yazdığım ilk şiirin başlığında kaldı hepsi,
    senden sonra kelam edemediler,
    kelime,
    cümle,
    mısra,
    şiir yoktu.

    -kala kaldıkları bir aşk halinden mütevelli,
    şiir yazmak süreli hale getirilmişti.
    Sadece sabah sekiz akşam beş sevebilir,
    Sevdiğimiz kadına en fazla,
    bir kıtalık şiir yazabilirdik.-

    …kalsan,
    yanı başımda alsam kokunu,
    tabiat da olmasa,
    kokunun eşi / benzeri.

    Veryansın etmeli sükunet,
    içinde bulundurduğu o kadar,
    sevgi cümlesinin,
    suskunlukta barınmaması gerektiğini bilmeli.

    Sen,
    öyle deniz gözlerinde,
    beni suskun kılsan da,
    ben içten / içe,
    sana kelamlar ediyorum.

    /İçimde, konuşan bir adam var,
    susmuyor / ara vermiyor / susamıyor.
    Tek bildiği de bir kelam var,
    “-seni seviyorum”/

    …şimdi,
    bütün kelimelerle,
    içli – dışlı olmamın sebebi dahi senken,
    kelimeler sen,
    cümleler sen,
    mısralar sen,
    şiirler sen oluyorken,
    her şiir gibi bu şiiri de eksiltili bitirmek zorundayım.

    Çünkü;
    öznesi sen olduğun cümlelerin,
    nesnesinde,
    sıfatında,
    o denli ağırlık var ki,
    sadece seviyorum fiili yetersiz kalıyor.
    O yüzden bu şiiri de eksiltili bitirmek zorundayım.

    Kaburgamda sakladığım bir iki mısra var,
    kalbime denk düştüğü için,
    söylesem ölürüm sanıyorum,
    söylemesem de ölürüm.

    Aslında,
    başladığım yerden,
    eksiltili bitiriyorum yine…

    Yunus KÜÇÜKKARACA
  • gönül bahçesinde gül olsan
    iki dakkada solardın
    gözünün üstüne bi vursam
    yumruk neymiş anlardın.
  • Ölüme gülerim
    Gülüme ölürüm bebeğimmm.
  • serbest şiirler topluluğu blog sözlük tayfa 2017
  • ''...Ya insan susmak istedi zulme karşı ya da zulme uğrayanın çıkmadı sesi.
    Ya gerçek saklayabildi kendini bütün yalanlardan ya da yalancının mumu o gün sönmedi...''

    gönül ister ki hepsini paylaşayım. ama yeteneksiz bir insan en fazla bu kadar paylaşabilir galiba. fazlasına kızarsınız.
  • Bir çocuğun avuçlarında saklıdır hayat;

    Durmak nedir bilmeyen topaçlar misali,

    Kaygısız düşler eşliğinde

    Biraz hoyrat her dem rahat

    Bir çocuğun avuçlarında saklıdır hayat;

    Küçük göletlere salınan gemiler misali

    Öyle engin öyle rahat

    Ve yağan karlara inat

    Zemheri soğukta bile tatlıdır hayat

    Bir çocuğun avuçlarında saklıdır hayat;

    Özgürce uçan kuşlar misali

    Öyle dingin öyle rahat

    Ve bir çikolatayla şenlenir hayat

    Bir çocuğun avuçlarında saklıdır hayat;

    Kaybolan yılları bulmak misali

    Öyle güzel öyle sıcak

    Ve uçsuz buçaksız uçurumlara inat

    Bir bohça oyuncağa sığar hayat

    öyle güzel sarı sıcak….

    GÖLGELER ADLI ŞİİR KİTABIMDAN (MEHMET DEMİR)

  • Bir resimdi sadece;

    Eniyle boyuyla, rengiyle, kokusuyla, kumaşıyla

    Hiç kıpırdamadan öylece donuk donuk bakan

    Bir çift yürek, iki çift göz, birbirine sıkıca kenetli eller vardı içinde…



    Bir resimdi sadece;

    Zamanın derelerinde akıp donup kalmış bir nehir,

    Maziden dökülen bir sonbahar yaprağı,

    Çehremizde hep aynı ifade hep aynı tebessüm

    Bu an hiç bitmesin hiç gitmesin elimizden, ellerimizden, diye

    Coşkun bir sevinç, derin bir hüzün vardı donuk gözlerde




    Ne de olsa bir resimdi sadece;

    Dokunsan, uzatsan o küçük ellerini

    Yakmazdı belki ama hal dilinde bir gariplik bir azap vardı,

    Maziye bakan eller kırılsın! dercesine bir hali vardı üstünde



    Acı üstüne acı, özlem üstüne özlem, hüzün üstüne hüzün

    Gözlerim kanla dolsa da yok çare;

    Sen o küçük resimden bir anda çıkıp gelmezsin yinede



    Bir resimdin sadece;

    Duymazdın hıçkırıklarımı, hissetmezdin haykırışlarımı

    Uzatamazdın ellerini, bana geçmişten seslendiğin gibi;

    -Gel götür beni buralardan, ben seninim sende benim! diyemezdin



    Kahrolasıca bir resimdi sadece;

    -Seni bütün ruhumla seviyorum desem duymazdın beni

    Elimi uzatsam ellerine hissetmezdin, bakardın yine donuk donuk

    Yüreğim yangın alevi Eftelyam, neredesin! diye yutkunsam sana

    Yine gelmez, yüreğime son kez de olsa basamazdım seni,

    Dokunamazdım o sıcacık saçlarına, koklayamazdım,

    Ne de olsa kahrolası bir resimdi sadece…

    Gölgeler adlı kitabımdan(Mehmet DEMİR)
  • Ayın üstünde soğukluk,
    Güneş altında kuraklık var.
    Senin yüzünde burukluk,
    Benim içimde mezarlık var.

    Her hikayenin aynı sonu,
    bir üzen bir üzülen.
    Gelen, giden, başlamadan biten.
    Uzun, kısa, kötü,
    Hep kötü hikayeler.
    Uzun, kısa, kötü,
    Çok kötü hikayeler.
  • gecenin içinde bir adam...
    gecenin içinde bir adam
    uğultusunda köpeklerin şüphesinden kaçmakta;
    bir tren istasyonun da malatya yolunda,
    gözleri moskova tarafında…

    gecenin içinde bir adam
    cami avlusunda ensesinden vurulmakta;
    elinde yeşil tuğ şeriat narı sokakta
    işçi hasan ellerini kaptırmıştı makinaya yüreği paramparça…

    gecenin içinde bir adam
    kadın rahmini tırnaklarıyla oymakta
    cebi kurşunlarken meteliği
    darpa uğramış beyninden habersiz
    apaçi diye salınmakta;
    düşünme değerinden meftun meczup
    eleştirme özentisi altında apaçiyi yumruklamakta….

    gecenin içinde bir adam
    göğsü deşik ciğeri kıymık
    yaşı hürriyetine mahrum kız çocuğunu okşamakta
    adalet döngüsünde saçının örgüsünden idam…

    gecenin içinde bir adam
    suçlu
    fakat uyku sersemliğinden mahur
    bi o kadar masum…

    gecenin içinde bir adam
    yörüngesinde açlık
    sefalet
    ölüm
    kan revan
    düşünde sevgili
    insanlığı hezeyan…

    gecenin içinde bir adam
    bütün maktüllerin kaatili…

    gecenin içinde bir adam
    adamlıktan mahrum insanlığa mahkum
    yaşamak
    vijdan sefaletinin sefahatıdır…

    dünya
    yıkılası başımıza
    her dökülen yaş
    kesilen ahkamın insanlığına mağlup kumandan
    rezalet meziyeti
    meçhul akıbetinden muallak…

    kahrol gecenin içinde
    gecenin insanlığı varsa insafsızlığına….

    nobran marcos

    mahla kullandığım ve en sevdiğim şiirim.
    edit: blogumda yoktur,silmeye kıyamayıp yedeklerimden.
  • Roses are red
    Violets are blue
    I like cola zero
    More than i like you
  • Teşekkürler,
    Ne güzel hediye paketi, gri bulutlar
    Yağmur giyeceğim
    Yağmur giyeceğim.
  • aşksız ve paramparçaydı yaşam
    bir inancın yüceliğinde buldum seni 
    bir kavganın güzelliğinde sevdim. 
    bitmedi daha sürüyor o kavga 
    ve sürecek 
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! 
    aşk demişti yaşamın bütün ustaları 
    aşk ile sevmek bir güzelliği 
    ve dövüşebilmek o güzellik uğruna. 
    işte yüzünde badem çiçekleri 
    saçlarında gülen toprak ve ilkbahar. 
    sen misin seni sevdiğim o kavga, 
    sen o kavganın güzelliği misin yoksa... 

    bir inancın yüceliğinde buldum seni 
    bir kavganın güzelliğinde sevdim. 
    bin kez budadılar körpe dallarımızı 
    bin kez kırdılar. 
    yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz 
    bin kez korkuya boğdular zamanı 
    bin kez ölümlediler 
    yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz. 
    bitmedi daha sürüyor o kavga 
    ve sürecek 
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! 

    geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri 
    suyun ayakları olmuştur ayaklarımız 
    ellerimiz, taşın ve toprağın elleri. 
    yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık 
    törenlerle dikilirdik burçlarınıza. 
    türküler söylerdik hep aynı telden 
    aynı sesten, aynı yürekten 
    dağlara biz verirdik morluğunu, 
    henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz... 

    ne gün batışı ölümlerin üzüncüne 
    ne tan atışı doğumların sevincine 
    ey bir elinde mezarcılar yaratan, 
    bir elinde ebeler koşturan doğa 
    bu seslenişimiz yalnızca sana 
    yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini 
    bitmedi daha sürüyor o kavga 
    ve sürecek 
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! 

    saraylar saltanatlar çöker 
    kan susar birgün 
    zulüm biter. 
    menekşelerde açılır üstümüzde 
    leylaklarda güler. 
    bugünlerden geriye, 
    bir yarına gidenler kalır 
    bir de yarınlar için direnenler... 

    şiirler doğacak kıvamda yine 
    duygular yeniden yağacak kıvamda. 
    ve yürek, 
    imgelerin en ulaşılmaz doruğunda. 
    ey herşey bitti diyenler 
    korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler. 
    ne kırlarda direnen çiçekler 
    ne kentlerde devleşen öfkeler 
    henüz elveda demediler. 

    bitmedi daha sürüyor o kavga 
    ve sürecek 
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! 


    burada da okuyorum.
  • Herkes Ahmet Hamdi Tanpınar olmuş mübarek
  • Gökyüzünü gardırop yaptım
    Seneye içerim diye, sigaralar astım yıldızlara
    Önceki bayramların yeni kıyafetlerine benziyor hepsi, hepsi;
    Ne demek ulan,
    Planlı mutlulukların bedeni mi olur?
    Küçülmüş.

    Karşıya geçmek üzereydim, yukarı baktım
    Hava kararmıyor, imkansız
    Yıldızların mı üstüne bastım, bu ne aydınlık
    Her yer kül olmuş, kim giydi sigaralarımı?

    Tamam, -lütfen bekliyorum, beni durduran ışık
    Sen saydın, altı beş dört
    Ben de kontrol ettim yolu
    Önce geriye sonra geriye sonra bir daha geriye baktım
    Bana güven, ölmek farketmez yaşamamışsan.
    Çarparsa otomobiller yandan çarpsın
    Burnum düzelir, fena mı?
  • Gökyüzünün her bir karesi
    uzaklığın, uzaktakilerin her biri
    yıldızlar güzel bu gece
    farz et ki yeryüzü gökyüzüne karışmış
    farz et ki sırılsıklam geçmişim karşıya
    ve birlikte çıkmışız Galata'ya
    Beyoğlu'nda sahipsiz ezgi
    'nedensiz' gramafona
    'nedensiz' bir plak koymuşlar şimdi
    göğe bak
    çünkü her karesi çok güzel bu gece
    aynı yıldızı mı izliyoruz?
    sahiplenilebilir mi gökyüzü?
    ben, sahiplenebilir miyim seni?
    sen, sevebilir misin nedensiz?

    nedensiz hiçbir şeyin olmayacağına inanan hatta ve hatta sevginin bile nedensiz olamayacağına inanan sevgili için yazılmıştır zamanında. şiir olduğu bile söylenemez
  • Bir zaman olmuş "o"nu dilime pelesenk edeli
    "O"na hazırlıyormuş gibi çay demleyip
    "O" varmış gibi içiyorum.
    Beğenmediysem o gün kendimi
    "O" beni öpmüş gibi hayal edip güzelleşiyorum.
    Beceriksizce gitarı elime alıp
    "O"nu içeren şiirlere besteler yapıyorum
    Şarkılar söylüyorum.
    Saatlerim hep "o"nu vuruyor
    Ya buluşmaya çeyrek var
    Ya buluşalı çeyrek geçmiş
    Kaşım, gözüm, ağzım, burnum
    Sağım, solum "o"
    Nefes diye aldığım bile "o"
    Bence güneş bile "o"nun yanında
    Daha parlak
    Daha büyük
    Hatta güneş
    "O"nunla yarışmaya niyetli gibi gösterişli
    Günler "o"
    Esen rüzgar "o"
    Yaşamaya dair umutlarımın yükünü çeken "o"
    Ilgıt ılgıt esen yel de burnuma dolan koku "o"
    Sizin toprak rengi dediğiniz
    "O"nun gözleri benim için
    Tan yeri kızıllığı
    "O"nun aşkının ateşi
    Gelin iki hasbihal edelim
    "O"nlu cümleler kurayım size
    Başka birini duyurmayacaksanız kulaklarıma
    Sır tarifli "o"nun sevdiği şeyler ikram ederim size
    Kırk yıllık hatırlı kahveler içelim sizinle
    Ben size "o"nu anlatırım
    Hatta siz de sevebilirsiniz "o"nu
    Gelin baştan anlaşalım
    "O" benim kimseye vermem
    Alın en bi sevdiğim rujumu
    Toplamak uğruna ayağımda izleri olan kabuklarımı da
    Ve hatta paramı bile veririm size
    Daha isterseniz
    El örmesi hırkam da sizin olsun
    Kalbim, ruhum "o"nunla yanarken ben üşümem
    "O"nun adını ezber ederken dilim
    Karnım doyuverir
    Bunlar da bir şey mi?
    Ölmek bile kötü değil
    "O" varken
    Kötü olan "o"nsuzluk
    Bir kere "o"nsuz kaldım sanmışım
    Yanlış anlayıp
    Aklım, kalbim, beynim çıldırdı hep
    Kirpiklerim, saçlarım ve hatta
    Akciğerlerim bile isyan etti
    "O"nun sesini duydular da inandılar
    "O"nsuz kalmadıklarına
    Süt liman kesildi ortalık








  • Hava serin
    Mevzu derin
    En sevdiğim yerin
    Kara gözlerin
/ 3 »