sözlük yazarlarının şiirleri
24 entry daha
-
(bkz: progresif aşk şiiri)
yaşasak
yaşlansak
eksilsek bazı hayatlardan,
sana çarpar mı nefesim?
yıpransak
yıpratılsak
bölünsek başka hayatlara,
yaşayabilir miyim sensiz?
sevsek
sevilsek
çarpışsak başka hayatlarda,
mutlu olabilir miyim sebepsiz?
astronomik derecede yazılmış
sevdalarda kaybolsak,
toplansak tek bir vücutta
bir şiir olabilir miyiz?
susmadan
durmadan
zihnimde üç nokta koyuyorum
biri sana.
biri bana.
biri de yaşanmamış olanlara.
-
Camdan bakmak diye bir şey var
Yaşlılar geçmişe bakar
Ufak bir tebessüm de geçse akıllardan
Çoğunlukla pişmanlığa bakar
Gençler umuda
İleride bir yerlerde bir parça umut var mı
Ona bakarlar
Camdan dışarıya bakarak
Biraz umut görebilmeyi ümit ederler
Yalnızlar kalabalığa bakar
Neden orada olamadığını düşünür
Yalnızlığından emin olur
Camdan dışarıya bakarak
Kimisi sevdiğine bakar
Ufukta nasıl görünür merak eder
Güneşi göremez aydınlığından
Dışarıyı göremez
Sevgiden falan filan
Gözünün önündedir hatta
Camdan dışarı bakar ama camı göremez
Birisi vardır
Karanlığa bakar
Baktıkça bakar ama
Gördüğü tek şey kendi yansımasıdır
Bir iki gözyaşı bir de
O da bir ihtimal
Işığı kapatır
Yansımasıyla vedalaşır
Bakmaya öyle devam eder
Ve camdan bakmak cazibelidir
Hele karanlıkta camın arkasına saklanarak bakmak
Çeker insanı
Öyle kolay vazgeçilmez
Yolcu yoluna bakar
Tabelaları takip eder
İçinden geçtiği şehirleri sayar
Son durağa geldiğinde
Karşılamaya geleni var mı
Ona bakar
Kimi kimsesi yoksa
Karşılamaya gelenlere daha bir dikkatle bakar
Kim kimin kimsesi
Şöyle bir bakarak iç çeker
Çocuklar, işte onlar
En güzel çocuklar bakar camdan dışarıya
İç çekişlerin en derini yine
camın arkası
Ve bir çocuk camdan bakarak bekler
Beklediğinin yolunu gözler
Yoldan gelmişse beklenen
Görünce el sallar, çığlık atar
İç çekerek baktığı ne varsa
Beklediğine gösterir
Söylemez ama sadece gösterir
Anlaşılır hemen
Elinden tutar parka götürürsün
Oynar filan
Bazısı vardır öylesine bakar
İş olsun diye
Vakit geçsin diye
Öyle herkes gibi bir amaç uğruna bakmaz
En güzel camdan bakarak vakit geçirilir
Bunu da herkes bilmez ama o ayrı
Genelde olmayan ne varsa
Ona bakarsın camdan bakarak
Bir camın açılabilir oluşu filan
Bunlar hep hikayedir, anlatılır
Hastanede isen sağlıklı insanlara bakarsın
Hasta olmasan bile
Hastane camından sağlıklı insanlara bakarsın
Bu böyle
Sonra hapishane
Bütün özgürlüklere bir camdan bakarsın
Özgür olan ne varsa
Ona bakarsın işte
Bulut mesela
Hapishane camından bakan biri için
Olabilecek en özgür şey bir buluttur
Özgürlüğün tanımı buluttan ibarettir
Orada olmak filan değil de
Bulut olamamak ne acı
Camdan bakarak hissedilen budur işte
Acı
Bazen belirli bir zaman vardır
Camdan bakmak için
Tam vaktinde bakılır camdan dışarıya
Her gün aynı saatte geçiyorsa sokaktan
Ve her gün az da olsa selamlıyorsa seni
Biraz bir şeyler hissetmek için bakılır camdan
Belirli bir saatte ama
Öyle aniden değil
Cam bu
Bakılır
Ayıp değil
-
Aslıyı sevmiş kerem
Aslı vermemiş bi'kerem
Kahrından verem olmuş kerem
Ben böyle aşkı sikerem -
inanılmaz bir yaşam isteği ve
inanılmaz bir ölüm isteği ile
aynı çatıda nasıl barınır ruh?
şiddetli geçimsizlik hakim ruhuma
tek celsede boşansam kendimden
ardıma bakmadan kaçsam...
içimde erimekte olan masumiyetten,
kaybettiğim her saf parçadan
özür dilesem, benden..
adaleti arayan gözlerimi kapatsam
içinde boğulmadan, kaçsam
uzak bir kıyıda
kendi kırıklarımı toplasam
en dibinden denizin
batık gemiler misali
kaybolan...
-
ama
hep bir ama
seviyorum ama
özlüyorum ama
gel ama
gitme ama
sev ama
ama varsa cümlenin içinde
öncesinde söylenilen onca güzel söz anlamsızlasır kendi içinde
koşul girer işin içine
oysa koşulsuz sevmeli insan insanı
amasız fakatsız lakinsiz
daimalı sevmeli ama hep bir ama -
Hale
Düşünüyordum da, yaşamak; ya iliklerine kadar acıyı ya da dibine kadar aşkı tattığında hissedilir en çok.
Ya ölüm kendini hatırlatırken, ya da sen sürünmeye razıyken.
Ya tüm gözler üzerindeyken, ya da sözler bile seni terk etmişken.
Ya bitmesini dilersin, ya da sadece ağlamayı kesersin.
Güneşin halesine girebilmek için tırmanmaktan yorulmuş, pes edip cehenneme düşmüştüm.
Güneşe ihtiyacım olmadığını ise ancak ışık hüzmene tutulduğumda görmüştüm. -
AŞK
Bilmiyordum
göğsümün yakasına iliştirilmiş
sümbül kokulu bir çiçek olduğunu Aşk'ın....
Bu sebepten
mahrumdum kokusundan
bunca içinde debelenip dururken Aşk'ın...
Uzaklık
örtündüğüm perdeydi sadece
ve yakınlık
bana görünmek istemesiydi Aşk'ın.. -
Şimdilerde bir söz var, işte:
Diyorlar ki " aynı benim gibisin "
Zorlama diyesim geliyor, neyse tutuyorum kendimi
Ya sen tanımıyorsan, ya bilmiyorsan kendini. -
Sevdalıyım -
Sevgiye
çocukça bir öpücük
kondursam iyiydi
kokusundan buhurdana
doldursam iyiydi…. -
yıkılışlar...
Temelimize patlayıcılar yerleştirmeleri gerekiyordu.
Bir kepçeyle yıkılacak kadar çürük değildik, küçük değildik.
Güzel olaylara vesile olacak mıydı bu yıkılışlar?
Bilsek direnir miydik... -
Memleketimde,
Bilge, cahilden kaçıyor; akıllı, deliden...
Aynalar bile gösterir olmuş, insanı tersinden.
Haklı susmuş, terazi şaşmış, millet alışmış.
Belli ki su yolunu bulamıyor artık kendiliğinden. -
Görünmez şeylerle savaşmak ne kadar da zor,
Hele ki geçmişinle...
Diğer yolları düşünmek, olasılıkları hayal etmek, nerede hata yaptığını anlayabilmek zor.
Yara izleriyle ve onların olur olmadık yerde kanamalarıyla yaşamak zor.
Ah be kardeşim,
Bulmak kolay da elde tutabilmek zor... -
Ya şimdi, ya hiç..
Bugün yemeliyim, beni kendime getirecek silleyi
Ya şimdi, ya hiç..
Bugün görmeliyim günahlarımı, etmeliyim tövbeyi.
Ya şimdi, ya hiç..
Bugün hissetmeliyim, bıçağı bileyen o kalleşi.
Ya şimdi, ya hiç..
Bugün saymalıyım saniyeleri.
Bugün durdurmalıyım, o'na atan yüreğimi.
Yoksa geç olacak..
Yoksa hiç olmayacak... -
Ayrılıklarla yollar da ayrılır, kaldırımlar da.
Karşılıksız bakışlar vuku bulur, karşı kaldırımlarda.
Bıraktığım mutlu anlar, akan trafiğin ortasında..
Bir çeyrek yaşama sevinci daha bıraktım.
Eski sokağımda..
Ne oldu diye sorar birkaç tanıdık yalandan.
Hiç derim, uzatmadan..
Gözlerim kaşınır, vücudum ağla der, ağlamam.
Hep derim içimde, geçti, geçecek sonradan..
Oysa ucu yanık mektuplar, dolabımda..
Işığı biraz dibine tutarsam sırlarımın
İsimlerini görebileceğim yok saydıklarımın
Çok az da olsa kalabilsem umut istasyonunda
Etmeyeceğim bir daha veryansın..
Bir kere geldim, yaşıyorum ederinde
Bambaşka bir yüzle karşılaşıyorum Ekim'in on yedisinde.
Kolay çıkar mı canım son nefesimde?
Mutlu olmuştum bir keresinde, bir keresinde.
23.10.2020 -
zeytinyağlı yaprak sarmasına bayılırım
bir dudiş verip öpsen beni ayılırım
iki üç gündür aramıyorsun darılırım
gurban olduğum anangile selam söyle -
Durdurun zamanı,yazılmasın kaderim,
Aynı kalayım,sevdiğim diyarlarda.
Dokunma artık kırılsın ellerin
Ben yine temizim duyarlı vicdanlarda.
Öldürdüğün gençliğim,yaktığın bedenim
Çürüsün zihniyetin soğuk zindanlarda.
Melek oldum yukarıdan da izlerim,
Hiç usanmam bir gider bin gelirim.
Adalet istiyorum,bilinmez yarınlarda.
Doğuş Hakan Yılmaz
Özgecan Aslan için yazmıştım.
-
Keşke kapatmasaydın telefonu
Son kez aramıştım
Üstelik ezberlemiştim söyleyeceklerimi
Ama sen kapattın
Tabutu kapatır gibi kapattın
Tabuta girmek kolaydı
Tabuta girmek yeniden doğmak
Yeniden doğmak seni aramaktı
Anladımki bu dünya
Sana doymaya yetmeyecekti
Bu şiiri lisede edebiyat dersinde şiir okuması vardı orda sevdiğim kıza hitaben yazmış ve okumuştum tüm sınıf alkışlamıştı. Hey gidi hey -
Eksiltili şiir
(…)
…şimdi,
gidilesi yerler,
çoktan kapatmış,
yalnızlık insanın kaburgasına,
çoktan oturmuş.
Her şeye rağmen yalın bir ıslıkla,
konçerto çalmak yakışıyor adama.
/fiyakalı gömleğinin,
düğmeleri kalp hizasında,
iki açık/
…özlüyorum,
küçük ellerinde,
kanatlandırdığı kelebekleri,
özgür kılan kadını.
Nerededir? / kim tutuyordur şuan,
aşk çatlağı ellerini.
Kiremit rengi rujunda,
kaçak bir aşk daha çıktım,
gözlerinin dinginliğinde,
huzur bulduğum.
Benim sende kaldığımı bilseler,
yarım pansiyon sevgime de,
bedel biçerler.
Ben senin, belli / belirsiz / bedelsiz,
sol yanını sevdim.
…gitme…
Ne olur kalsan,
kuşlar yine aynı yerlerinde ötüşseler,
gün yine şakaklarından doğsa…
Velhasıl;
zaman sende kalan nesnel bir yargı,
ben, sevebilme ihtimali olan bir kadavra.
Aslı / astarı olan cümleler biriktirmiştim,
sana yazdığım ilk şiirin başlığında kaldı hepsi,
senden sonra kelam edemediler,
kelime,
cümle,
mısra,
şiir yoktu.
-kala kaldıkları bir aşk halinden mütevelli,
şiir yazmak süreli hale getirilmişti.
Sadece sabah sekiz akşam beş sevebilir,
Sevdiğimiz kadına en fazla,
bir kıtalık şiir yazabilirdik.-
…kalsan,
yanı başımda alsam kokunu,
tabiat da olmasa,
kokunun eşi / benzeri.
Veryansın etmeli sükunet,
içinde bulundurduğu o kadar,
sevgi cümlesinin,
suskunlukta barınmaması gerektiğini bilmeli.
Sen,
öyle deniz gözlerinde,
beni suskun kılsan da,
ben içten / içe,
sana kelamlar ediyorum.
/İçimde, konuşan bir adam var,
susmuyor / ara vermiyor / susamıyor.
Tek bildiği de bir kelam var,
“-seni seviyorum”/
…şimdi,
bütün kelimelerle,
içli – dışlı olmamın sebebi dahi senken,
kelimeler sen,
cümleler sen,
mısralar sen,
şiirler sen oluyorken,
her şiir gibi bu şiiri de eksiltili bitirmek zorundayım.
Çünkü;
öznesi sen olduğun cümlelerin,
nesnesinde,
sıfatında,
o denli ağırlık var ki,
sadece seviyorum fiili yetersiz kalıyor.
O yüzden bu şiiri de eksiltili bitirmek zorundayım.
Kaburgamda sakladığım bir iki mısra var,
kalbime denk düştüğü için,
söylesem ölürüm sanıyorum,
söylemesem de ölürüm.
Aslında,
başladığım yerden,
eksiltili bitiriyorum yine…
Yunus KÜÇÜKKARACA -
Oysa yetiyordu bana,
Çay koymak büyükçe bir bardağa.
Yakmak sigaramı,
Kapatmak gözlerimi karanlıkta.
Oysa yetiyordu bana,
Bir yılın her hangi bir vaktinde.
Bir mey sesinde düşünmek,
Memleketimi, insanlarımı.
Oysa yetiyordu bana,
Ne dündü ne bu gün
Her an nefes almak gibiydi
Kapatmak kapısını kalbimin.
Oysa yetiyordu bana
Sebep aramak yaşamak için,
O kadar içten gülmeseydin
Nasıl görebilirdim güneşin doğuşunu !
Bu şiiri yazdığım kız evlendi gitti arkasında bu şiir kaldı, hayat.
24 entry daha
