sözlük yazarlarının sevdiği şiirler
8 entry daha
-
Fena Kadın, Fena Çocuk, Fena Sevgili
Güzel yüzün, uzamış siyah saçlarınla mâruf
Sen fena kadın, fena çocuk, fena sevgili
Kitaplardan, müzelerden, heykellerden kaçırdığım
Rakı ile sarhoş İstanbul akşamlarından firar eden sen
Ben aşklar düşünürüm senin için, gizlenmez, ilan edilmez
Mesela, karlı kanun akşamları sokaklarda olduğun hatırıma
gelir
Ağzın, yüzün ve tütün kokan ellerin üşür
Keşiflerin vardır şehirlerin gecelerine ve hayatlarına dair
Benim en uzak evlerden şiirlerimin daima beraber olduğu
insanlar uzanır
Sen bakkal dükkanları, meyhaneler, fırınlar önünde durursun
Yüzün akşamları sokaklarda kartpostal satan delikanlının
ezberindedir
Üç beş kişiyle içilen yerlerde adın geçer
İşte böyle, senin rüyalarının güler yüzlü insanları vardır
Tutalım ki küçük bir tiyatrodan şarkılar ilan edilir
Fena aşklar yaşatan bir çingene takımı amerikan havası çalar
sen aklından uzun seyahatler geçirirsin
Bir dükkandan vapur resimleri satın alan kadın senin neler
hâyâl ettiğini bilir
(Dünyanın milyonlarca kadını benim kendileri için yazdığım
şiirleri bilmezler)
Geceleri ağzında cıgara ile iskelede görünürsün
Ben şarkı söylenir kumar oynanır aşklar yaşanır o kahveyi
düşünürüm
Karanlık gecelerde kaçakçı motorlarının ışıkları aynalara takılır
Saçları darmadağın insanlar iyi şeyler düşünmelerine rağmen
yüzleri gülmez
Benim içlenip yolculuklar düşündüğüm saatlerde sen ellerine
bakmaya cesaret edemezsin
O sonsuz akşamların birinde seni rüyalarımızda soyunuk buluruz
Her gece dünyanın birçok kadınları büyük bir ayna önünde
dünyadan gizli soyunurlar
Sen, küçük bir kuliste yeni şarkıların için elbise değiştirirsin
Bir kral gibi giyinmiş dünyalara methin yapılır.
İlhan Berk
-
Şu serilmiş görünen gölgeme imrenmedeyim...
Ne saâdet, hani ondan bile mahrûmum ben.
Daha bir müddet emînim ki hayâtın yükünü,
Dizlerim titreyerek çekmeye mahkûmum ben.
Çöz de artık yükümün kördüğüm olmuş bağını,
Bana çok görme, İlâhî, bir avuç toprağını!... -
öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" bor çocok domoş.. (bkz: nilgün marmara)
aklıma bu geldi, sevmeyle ya da sevmemeyle alakalı bir durum değil. -
sebepsiz şiirinden bir parça
‘seni çok özledim’ demek istiyorum
cümlede en çok da çok kelimesi az kalıyor
sen de beni çok özle istiyorum
bu kez de çok kelimesi çok olur sanıyorum
anlatınca çok oluyorum
susunca da çok ölüyorum
(bkz: Mehmet ercan) -
And the Raven, never flitting, still is sitting, still is sitting
On the pallid bust of Pallas just above my chamber door;
And his eyes have all the seeming of a demon’s that is dreaming,
And the lamp-light o’er him streaming throws his shadow on the floor;
And my soul from out that shadow that lies floating on the floor
Shall be lifted—nevermore!
(bkz: The Raven)
(bkz: Edgar Allan Poe)
(bkz: Kuzgun)
Pek şiir sevmeyen bir insan olarak buna bayılıyorum. Tabii ki tamamı daha uzun ve türkçe çevirisi de gayet iyi. Lisede ingilizce dersinde aldığım ödevlerden biriydi. Diğeri de soneler.'*' çeviri denemesi yapmakla beraber (sonuç bayağı kötüydü, öyle böyle değil^^), haklarında uzunca yazı yazmıştım. Lise zamanlarını boşa özlemiyorum, en azından dil açısından faydalı şeyler yapmışım. -
Benim bu dünyada bir yerim olmadı,
Kuytu gövdemi saymazsak eğer.
Gövdem ki varla yok arası,
Hem varlığa, hem yokluğa değer.
Ama yüreğim hiç solmadı.
Bir gül koklayayım izin verin de.
Ben yaşama da, ölüme de inandım;
Tamamlarlar sanırdım eksiklerimi.
Çarşıları hep birlikte gezerdik;
Biri dostumsa, sevgilimdi öteki.
İkisinin adını yanyana andım.
Bir soluk alayım izin verin de.
Metin Altıok-İzin Verin De -
1. Şiirimiz karadır abiler
Kendi kendine çalan bir davul zurna
Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan
Taşınır mal helalarında kara kamunun
Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir
Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler
2. Şiirimiz her işi yapar abiler
Valde Atik'te Eski Şair Çıkmazı'nda oturur
Saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür
Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta
Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir
Dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler
3. Şiirimiz gül kurutur abiler
Dönüşmeye başlamış Beşiktaşlı kuşçu bir babanın
Taşınmaz kum taşır mavnalarla Karabiga'ya kaçan
Gamze şeyli pek hoş benli son oğlunu
Suriye hamamında sabuna boğmasının şiiridir
Oğullar oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler
4. Şiirimiz erkek emzirir abiler
İlerde kim bilir göz okullarına gitmek ister
Yanık karamelalar satar aşağısı kesik kör bir çocuğun
Kinleri henüz tüfek biçimini bulamamış olmakla
Tabanlarına tükürerek atış yapmasının şiiridir
Böylesi haftalık resimler görür ve bacaklanır abiler
5. Şiirimiz mor külhanidir abiler
Topağacından aparthanlarda odası bulunamaz
Yarısı silinmiş bir ejderhanın düzüşüm üzre eylemde
Kiralık bir kentin giriş kapılarına kara kireçle
Şairlerin ümüğüne çökerken işaretlenmesinin şiiridir
Ayıptır söylemesi vakitsiz Üsküdarlıyız abiler
6. Şiirimiz kentten içeridir abiler
Takvimler değiştirilirken bir gün yitirilir
Bir kent ölümün denizine kayar dragomanlarıyla
Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?
(bkz: ece ayhan) - Mor Külhani -
Herkes seni sen zanneder.
Senin sen olmadığını bile bilmeden,
Sen bile.
Seni ben geçerken,
Derim ki,
Saati sorduklarında;
Onu ”O” geçiyordur.
Kimse anlam veremez.
Tamir ettirmedin gitti derler şu saati.
Ettirmek istiyor musun demezler.
Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.
Zamanı durdururum yüreğimde,
Sensiz geçtiği için,
Akrep yelkovana küskündür.
Şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür.
Bil ki akrep yelkovanı geçerse,
Atan bu yüreğim durur.
Bırak bozuk kalsın, hiç değilse;
Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.
Turgut Uyar -
Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun.
Lazım olursa açar okursun. Olmazsa da olsun, bir zararı yok
burada dursun.
Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem
zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da duysun!
Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. Ortada dursun. Olur ya biri
eline alır okşar, biri alnından öper. Az unutursun.
Buraya tabiatı koydum. Ağaçları, suyu, ovayı, dağı. Onlar bizim
kardeşimiz, çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun.
Buraya, küçük mutlu güneşler koydum. Günlerimiz karanlık ve
çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın.
Buraya, bir inanç bir inat koydum. Tut ki unuttun, tekrar bak,
o inat neyse sen osun.
Buraya yolun yokuşunu koydum. Bildiğim için yokuşu. Zorlanırsa
nefesin, unutma, ciğer kendini en çabuk onaran organ, valla bak,
aklında bulunsun.
Buraya umutlu günler koydum. Şimdilik uzak gibi görünüyor,
ama kimbilir, birazdan uzanıp dokunursun.
Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir
okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N’olcak ki,
bırak patronlar seni kovsun!
Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça,
(bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun.
Burada güzel çaylar var. Bu aralar senin için çok önemli. Bitki
çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar. Demlersin, maksat
midene dostluk olsun.
Şuraya Youtube’dan müzikler, Bach dinle filan, koydum. Ama
müzik konusunda sen benden daha iyisin, koklayıp buluyorsun.
Buraya bir silkintiotu koydum. Kırk dert bir arada canına
yandığım, kırkına birden deva olsun.
birhan keskin -
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdımı, hatta boğarım! ...
-Boğamazsın ki!
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticâın şu sizin lehçede ma'nâsı bu mu?
(bkz: mehmet akif ersoy)
8 entry daha
