sosyal fobi - blog sözlük

sosyal fobi

1 entry daha

  • Sosyal fobi tanımlamasının etimolojik kökeni, diğer birçok sağlık terimi gibi kadim Yunancaya ve Latinceye dayanır. İlk kelime olan sosyal (toplumcul), latince socialis (toplum için yapılmış olan) kelimesine dayanmaktadır (socius >yoldaş, yandaş> + al{is} (ait olma anlamın gelen ek). Fobi kelimesinin aslı ise kadim Yunancanın fobos, (korku) köküne dayanır. İki kelimenin birleşimi olan sosyal fobi tanımı böylelikle, toplumcul olandan korkma, anlamına gelir. Sorunun DSM 5´deki türkçe karşılığının toplumsal kaygı bozukluğu olarak çevrilmesi doğru bir çeviridir. Kitapta kolay ve yaygın adı ile sosyal fobi olarak kullanılacaktır.

    Sosyal Fobi. Kim korkar sosyal fobiden! sayfa 1.
  • DSM.5 e göre tanımlaması şöyledir

    Toplumsal Kaygı Bozukluğu (Sosyal Fobi)
    A: Kişinin, başkalarınca değerlendirilebilecek olduğu bir ya da birden çok toplumsal durumda belirgin bir korku ya da kaygı duyması. Örnekleri arasında toplumsal etkileşmeler (örn. karşılıklı konuşma, tanımadık insanlarla karşılaşma), gözlenme (örn. yemek yerken ya da içerken) ve başkalarının önünde bir eylemi gerçekleştirme (örn. bir konuşma yapma) vardır.

    Not: Çocuklarda kaygı, yaşıtlarının olduğu ortamlarda ortaya çıkmalı ve yalnızca erişkinlerle olan etkileşmeler sırasında ortaya çıkmamalıdır.

    B: Kişi, olumsuz olarak değerlendirilecek bir biçimde davranmaktan ya da kaygı duyduğuna ilişkin belirtiler göstermekten korkar (küçük düşeceği ya da utanç duyacağı bir biçimde; başkalarınca dışlanacağı ya da başkalarının kırılmasına yol açacak bir biçimde).
    C: Söz konusu toplumsal durumlar, neredeyse her zaman, korku ya da kaygı doğurur.

    Not: Çocuklarda, korku ya da kaygı, ağlama, bağırıp çağırarak tepinme, donakalma, sıkıca sarılma, sinme ya da toplumsal durumlarda konuşamama ile kendini gösterebilir.

    D: Söz konusu toplumsal durumlardan kaçınılır ya da yoğun bir korku ya da kaygı ile bunlara katlanılır.
    E: Duyulan korku ya da kaygı, söz konusu toplumsal ortamda çekinilecek duruma göre ve toplumsal-kültürel bağlamda orantısızdır.
    F: Korku, kaygı ya da kaçınma sürekli bir durumdur, altı ay ya da daha uzun sürer.
    G: Korku, kaygı ya da kaçınma, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, işle ilgili alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında işlevsellikte düşmeye neden olur.
    H: Korku, kaygı ya da kaçınma, bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir madde, bir ilaç) ya da başka bir sağlık durumunun fizyolojiyle ilgili etkilerine bağlanamaz.
    I: Korku, kaygı ya da kaçınma, panik bozukluğu, beden algısı bozukluğu ya da otizm açılımı kapsamında bozukluk gibi başka bir ruhsal bozuklukla daha iyi açıklanamaz
    J: Sağlığı ilgilendiren başka bir durum varsa (örn. Parkinson hastalığı, şişmanlık, yanık ya da yaralanmadan kaynaklanan biçimsel bozukluk), korku, kaygı ya da kaçınma bu durumla açıkça ilişkisizdir ya da aşırı bir düzeydedir.

    Varsa belirtiniz:
    Yalnızca bir eylemi gerçekleştirme sırasında: Duyulan korku, toplum önünde konuşma ya da başka bir eylemi gerçekleştirme ile sınırlı ise.

    Amerikan Psikiyatri Birliği, Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Elkitabı, Beşinci Baskı (DSM-5), Tanı Ölçütleri Başvuru Elkitabı’ndan, çev. Köroğlu E, Hekimler Yayın Birliği, Ankara, 2013.
1 entry daha