sobalı evde büyümüş çocuk

  • çok şanslıdır. bende o şanslı olanlardanım çok şükür ki. şimdiki çocuklar sobanın ne olduğunu bilmiyor. o keyfi yaşayan bir daha unutamıyor, eksikliğini de öyle kalorifer petekleriyle ısıtıcılarla dolduramıyor.
  • sobalı evde büyümüştür.
    (bkz: tespit sıçan adamlar)
    çok büyük olmasa da bir kısım soba ile yaşam sürdüren çocuklar var, tabi genele vurunca sayı çok az.
    biz de belki sobayla büyümedik ama her memlekete gittiğimizde o sobalı odadan tuvalete koşma süresini geliştirmeyi ihmal etmedik.
    yatmaya yakın ikinci odada yakılan sobanın yeterli sıcaklığı sağlamasını diğer odada az beklemedik.
    sabahın ilk kokusu olarak kızartılmış ekmekleri, köz patatesleri kokladık.
    popolarımız defalarca yapışma tehlikesi atlattı.
    çaylar hep muşambaların üstünde sobanın yanında durdu.
    onları da az devirmedik.
    üstüne çamaşırlar asılmadı az kurum kurum kurudular*
    soba güzel bir şeydi bence.
    memur çocuğu olmasaydım ben de aynı evreleri yaşardım belki.
    gerçi bizimki de adıyaman, van, şırnak falan derken pek farklı şeyler olmadı.
    neyse soba güzeldi. güzel şeyler konuşulsun.
  • sobalı evde büyümedim ama babaannemin evi sobalıydı. kışın köye gitmeyi çok severdim bu yüzden. bize sobanın üstünde kestane, patates, mısır közlerdi. banyodan önce kıyafetlerimi sobanın üzerine asardı sıcacık olsun diye. yemekleri sobanın üzerinde pişirir, çayı sobanın üzerinde demlerdi. o günlerimi hep masalsı bir şekilde hatırlıyorum. çocukluğumun en samimi hatıraları. sobalı evde büyümüş değilde, vakit geçirebilmiş çocuk çok şanslıdır bence.
  • sol elime baktıkça hatırlarım maziyi.
    12 yaşıma kadar sobalı evde büyüdüm.
    tahminimce 3 yaşındayken, henüz sobanın ısıtmak gibi bir görevi olduğunu bilemediğim, fakat sıcak-soğuk ayrımını yenice kavramaya çalıştığım zamanlardı. sobanın sıcak mı soğuk mu olduğuna bakmak için sol elimin tersiyle dokunmuşum. daha doğrusu yapıştırmışım elimi.
    o zamandan beri bilirim ki soba sıcaktır. sobanın olduğu oda sıcaktır. o odada edilen kelamlar sıcaktır.
  • büyüdük ve hala yaşıyoruz, petek çocukları asla anlayamıyacaklar, pazar günleri leğende yıkanmanın keyfini.
  • Buraya bu konuda yazmak istediğim çok şey var sözlük. Ama daha geçen hafta evimize doğalgaz döşettik maalesef. Neden bilmiyorum ama çok hüzünlüyüm. Bu kış nasıl geçecek çok merak ediyorum. Kömür poşetlemeyecegiz mesela. Odun kırmayacagiz. Soba tütmeyecek. Yanmış kömürün genzi yakan kokusunu solumayacağız. Ve en önemlisi gece yatarken ateşin sesini duymayacağız. Çok seviyordum ben sobamızı sözlük. Dışarda kar yağarken sobanın üzerinde kaynayan çayın kokusu ve sesinin verdiği masum mutluluğu bir daha hissetemiycek olmak kahrediyor beni. Bu konuda hep kendimi ayrılacalıklı hissederdim. Düşününsenize okuldan , işten dönerken evde sizi bekleyen kıpkırmızı bir soba var. Neyse sözlük inşallah doğalgaza zam gelirde tekrar sobaya döneriz.
  • Üstünde pişen elma kokusunun ne kadar da muhteşem olduğunu deneyimlemiş çocuktur.
  • ciddi bir işmiş gibi küçük küçük odunlar getirirsiniz sobanın kapağından atmak için ve tutuşturmak da bir o kadar ciddi bir işmiş gibi yakarsınız bir çaputu ve sobanın demir kapağından içeri sallarsınız. bunun sebebini sonlardan anlıyor oluyorum: annen veyahut babanın ve belki de o an evde kim var ise "aferin oğlum sana, artık büyüdün de soba da yakıyorsun" demesi için o kadar uğraş verilmektedir 'ben' tarafından. (o zamandan itibaren iliklerimize işlemiş ve bizi şu anda süründüren 'onaylanma isteği' eskilerden beri vuku bulmakta olduğunu görmekteyiz.)
    o zamanlar ev içerisinde bir şofben veyahut kombi(hak getire!) olmadığı için anne elinde bir leğen ile gelir ve sobanın üstüne koyduğu sıcak suyu sobanın üstünden indirir ve sizi çağırır. artık paklanma vaktidir. ilk paklanmayı, ilk suların bedeninizden pıtır pıtır akmasını orada yaşarsınız. pakladığını görürsünüz ama temizlenmediğini hissetmemeniz sonları olmaktadır.
    ilk patates cipsinizi orada ağzına atarsınız, annenin küçük küçük dilimlediği patateslerin sabır ile kavrulmasını beklersiniz. beklediğinizi alacak zaman gelmiştir lakin şimdi de patatesler çok sıcaktır. bir telaş hali alır götürür sizi, usta bir sihirbazın ellerini kullanması gibi çok çabuk bir şekilde ellerinizi kullanmanızı orada öğrenirsiniz. en iyi sihirbazın siz olduğunu zannedersiniz ama hayatı daha görmemişsinizdir. çocuksunuzdur.
    haberlerde gördüğünüz "baca zehirlerlenmesi" haberlerini oldukça kafaya takarsınız. acaba baca tüter de, biz de o gazdan zehirlenir ve annem ölür mü? sorusunu o zaman sorarsınız kendinize. haberlerdeki siz olmadığınız için dua edersiniz. annenizin ölmediği için şükür. kendinizden başka, başkalarını düşünmeyi o zaman öğrenmişsinizdir. duayı orada tatmış, huzurdan orada zevk almışsınızdır.
  • kestane kokusu geldi direk burnuma.. ha birde soba başında banyo yapan çocuk olmak ayrıcalıktır
  • Ahh ahh nerde o zamanlar . Rahmetli anneannem ile sobanın yanında dışarıda kar yağarken uyumak, kahvaltı yapmak ,akşam yemeği yemek, üstünde kaynayan su ile duş almak gibisi yok.. özledim seni ve seninle olan her şeyi pamuğuumm
  • kızarmış ekmek, biber ya da kestane gibi kokulara aşina çocuktur. zira sobalı evde büyüyen çocukların çoğunun koku alma duyusu diğer çocuklara göre daha gelişmiştir.
  • yediğim portakalların kabuğunu sobanın üzerine bırakıp, doğal oda kokusu elde ettiğim o günlere bin hasretim..
    şimdi doğal gaz falan var ama asla o sıcaklık içime işlemiyor..
    sahil kenarında kendime ait bir ev hayalime soba da ekledim, hatırlattığınız için teşekkür ederim :)
  • Sobadan soğuduğum bir an: 6-7 yaş civarındayım, yataklar kurulmuş, dışarısı soğuk, yorganın içine gömülmüşüm, artık uyuyacağız, yastığıma pıt diye bi şey damladı. Soba borusunun arasından kurum damlamış. Hadi kalk da yastık kılıfı değişsin. Yeni jenerasyon diyecektir kurum mu ne kurumu devlet kurumu değil tabi :s
  • Kışın okuldan döndüğüm zaman soluğu direkt sobanın arkasında alırdım. Hemen kendime bi yer yatağı hazırlar, sobanın sıcaklığında mayışır ve uyurdum çocukken. Gerçekten Özlem duyduğum zamanlar, ihtiyacım olan zamanlar.. yine o sobanın arkasına geçip hiçbir şey düşünmeden; Hiçbir derdim, tasam, sorumluluğum, beklentim, amacım olmadan huzur içinde uyumak istiyorum..
  • Sıcağın kıymetini, soğuğun kifayetini bilir. Elleri hiç ısınmaz ve sobanın arkasındaki tek kişilik dev saltanatı bir kez kaybetti mi bütün gecesini üşüyerek geçirir.

    Eğer bu saltanata yayılmışsa asla kitap okumayı denememesi gerekir. Zira sıcakta mayışıp hemen uykusu gelecektir.

    Ayrıca (bkz: benimdir).

    Bu arada telefonunuzu sobaya yakın koyup unutup gitmeyin sakın. Geldiğinizde ekranını şaftı kaymış bulabilirsiniz.
  • hiç duygu sömürüsü yapmaya gerek yok, fakirdir.
  • Sanırsam ben son büyüyenlerdenim : ) Banyodan sonra bir uyurdum ki anlatamam, eve doğalgaz bağlandıktan sonra sıra sobayı kaldırmaya gelince ağlamıştım niye ağladığımı şimdi daha iyi anlıyorum.
  • İçime; bir sobanın yanına sokulup, kar ile oynamaktan kızarmış ellerimi ısıtmak özlemini düşüren başlık.
  • Abartilir... Hala sobayla büyüyen çocuklar var. Sorun bakalım bu ağlak romantizmden ne denli memnunlar...
  • Hala yaşıyor olan genç kadın
/ 2