sevilen kitap cümleleri

10 entry daha

  • "Nasıl yaşadım onca yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım, kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum... İşte sonum geldi. Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asamadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşayamadım."
    (bkz: oğuz atay)
    (bkz: tehlikeli oyunlar)
  • Sizin yarım saatte çözebileceğiniz bir integral problemi için Newton yirmi yıl uğraşmak zorunda kaldı..
    Bir bilim adamının romanı/oğuz Atay/38
  • Bazen kendinizi bulduğunuz bazen de kaybettiğiniz cümlelerdir. Çerçeveletilesidir. Mendil tüketilesidir
    - yağur yağıyor olric.. ıslanıyor etraf. ağlasak kimse anlamaz değil mi?
    - anlamaz efendimiz.
    - tut ki güneş açtı, papatyalardan taç yaparmı saçlarımıza?
    - bilinmez efendimiz.
    - yıldız kaydığında diler mi bizimle olmayı?
    - sanmam efendimiz.
    - bende sanmam, gidelim mi?
    - gidelim efendimiz…
    oğuz atay
  • "söz vermiştim kendi kendime: yazı bile yazmayacaktım. yazı yazmak da hırstan başka ne idi ? burada namuslu insanlar arasında sakin ölümü bekleyecektim. hırs hiddet neme gerekti? yapamadım. koştum tütüncüye, kağıt kalem aldımç oturdum. ada'nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. kalemi yonttum. yonttuktan sonra tuttum öptüm. yazmasam deli olacaktım."
    sait faik abasıyanık* haritada bir nokta
  • Beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum.
    Oğuz atay/tehlikeli oyunlar/hikmet benol
  • ''evet. ve geceler mışıl mışıl uyuyorum. şüphelerim yok, kaygılarım yok. hayat bunlar için fazla kısa. biz sadece arkamıza yaslanıp yolculuğun tadını çıkarmalıyız.''
    buz gibi soğuk- tess gerritsen
  • “Başkalarını mühim bulmayanlar, bir gün kendilerini de mühim bulmayanlarla karşılaşacaklardır, fakat bu hakikat, onların mühim bulmamış olduklarının mühim olduğu manasına da gelmez…”
    (bkz: oğuz atay)
    (bkz: tehlikeli oyunlar)
  • "Yeni bir acıya ah edecek olsak, içimizdeki eski bir ah ağzımızdan çıkıp ona yer açıyordu."
    (bkz: od)
    (bkz: İskender Pala)
  • ‘’ Şimdiye kadar tesadüf ettiğim insanlardan bir tanesi benim üzerimde belki en büyük tesiri yapmıştır. Aradan aylar geçtiği halde bir türlü bu tesirden kurtulamadım. Ne zaman kendimle baş başa kalsam, Raif Efendinin saf yüzü, biraz dünyadan uzak, buna rağmen bir insana tesadüf ettikleri zaman tebessüm etmek isteyen bakışları gözlerimin önünde canlanıyor. Halbuki o hiç de fevkalade bir adam değildi. Hatta pek alelade, hiçbir hususiyeti olmayan, her gün etrafımızda yüzlercesini görüp de bakmadan geçtiğimiz İnsanlardan biriydi. Hayatının bildiğimiz ve bilmediğimiz taraflarında insana merak verecek bir cihet olmadığı muhakkaktı. Böyle kimseleri gördüğümüz zaman çok kere kendi kendimize sorarız: “Acaba bunlar neden yaşıyorlar? Yaşamakta ne buluyorlar? Hangi mantık, hangi hikmet bunların yeryüzünde dolaşıp nefes almalarını emrediyor?” Fakat bunu düşünürken yalnız o adamların dışlarına bakarız; onların da birer kafaları, bunun içinde, isteseler de istemeseler de işlemeye mahkûm birer dimağları bulunduğunu, bunun neticesi olarak kendilerine göre bir iç âlemleri olacağını hiç aklımıza getirmeyiz. ‘’

    Kürk Mantolu Madonna - Sabahattin Ali
  • kelimeler benim sudaki gölgem, okşayamam onları,öpemem, bir davet olarak güzel kelime ve dualarda muhterem.
    gönülden gönülde köprü asırdan asıra merdiven Kelime,kendimi seyrettiğim dere kelime sonsuz kelime adem.
    (bkz: kelime)
    BU ÜLKE - CEMİL MERİÇ
  • ''İnsanın en beklenmedik mutluluktan, gökyüzüne dokunacağını sandığı bir yerden ansızın korkutucu bir boşluğa düşmesi hiç de zor değildir.''

    Başucumda Müzik.
  • "aynı çelişki ruhumu körletiyor hâlâ. onu görmüş olduğumu biliyorum ama anılarda kalan artıklarla hiçbir şeyi canlandıramayacak kadar. ruhum mutluluğumu riske atacak bir heyecan ve hırsla bu görüntüyü istiyor, ama o yine de belirmiyor; unutkanlıklarından ötürü cezalandırmak için gözlerimi oyup çıkarabilirim."

    baştan çıkarıcının günlüğü, soren kierkegaard.
  • Yaşadıkça aşığım Leylaya ama ölürsem...
    Bırakacağım arkamda bir leylayı seven
    (Tasavvuf Kaideleri)
  • "“Her gün aynı saatte gelmelisin” dedi tilki. “Örneğin öğleden sonra saat dörtte gelirsen, ben saat üçte kendimi mutlu hissetmeye başlarım. Zaman ilerledikçe de daha mutlu olurum. Saat dörtte endişelenmeye ve üzülmeye başlarım. Mutluluğun bedelini öğrenirim. Ama günün herhangi bir vaktinde gelirsen, seni karşılamaya hazırlanacağım zamanı asla bilemem. İnsanın gelenekleri olmalıdır."
    (bkz: Küçük prens)
10 entry daha