saygı duymak

  • mutlak saygı olamaz, o sebeple kalıpları olmalı

    basit bir şekilde açıklamak gerekirse
    "senin inandığın ve saygı duyduğun hiçbir şeye saygı duymuyorum, duymak zorunda da değilim, benim düşüncen ve inancım bu şekilde" diyen bir kişiye, bu senin fikrin senin inancım, ben karşımdakinin fikirlerine ve inancına saygı duyarım diyemezsin, kimse saygısızlığa saygı duyamaz.

    dolayısı ile en pratik çözüm olarak, kısas uygulanır, saygı gördüğün kadar saygı duyarsın olur biter.
  • "Saygı, içinde sevgi olmayan bir boşluğu doldurmak için yaratılmıştır."
    Tolstoy
  • neredeyse her kavram gibi'*' sürekli yanlış anlaşılan erdem.

    ben neye saygı duymak zorundayım? sana saygı duymak zorunda değilim, senin haklarına saygı duymak zorundayım.

    senin haklarına saygı duyayım ki sen konuşurken lafını bölmeyeyim.
    senin haklarına saygı duyayım ki beni sinirlendirdin diye ağzını burnunu kırmayayım.
    senin haklarına saygı duyayım ki sen de benim haklarıma saygı duy, böylelikle eşitlik kavramı var olsun.

    senin şahsına saygı duymak zorunda değilim. tabii bunu herkesin içinde nezaketen dile getirmem o ayrı. ama senin şahsına, hele fikirlerine, hele inançlarına saygı duymak zorunda değilim. değilim.
  • "Saygıda mecbur, sevgide özgürsünüz."
  • Çok zor değil. Olaya bakarken o kalın çerçeveli at gözlüğünü çıkartıp büyük pencereden bakmak. Ve o pencere ne kadar kirli olursa olsun pencerenin sahibini kınamamak. Bu kadar yeterli diye düşünüyorum.
  • Formalite ıcabı davranış biçimi.
  • toplum olarak, manasını tam anlamıyla kavramadığımızı düşündüğüm klişeleşmiş söylemlerden biri.