sadece blog yazarlarının bilebileceği şey
-
günün birinde bloğunun müdavimlerinin oluşacağına inanmak. -
Yazılarını başka yerde görmek. İşin tuhafı bu başka yer en bilinen kitap satış dükkanı ve bir kitap. Çok satanlar listesinde lisede yazdığın yazıların başkası tarafından kitaplaştırıldığını görmek herhalde bir blog yazarını üzer. Üzdü de. Ama zaman geçtikçe ve o yazıların ne kadar boktan olduğunu görünce, geçti. -
okunma sayısının telaş ve heyecanla karışık olarak sürekli incelenmesi. -
Yazı hazırlarken keyfinin kimse bozmayışı ve kahve yuduklayıp sevdiğin şarkıyı dinlemek -
bir blogger son yazına yorum yaptı diye senin de ona yorum borcun varmış hissi.. -
Düzenli yazı yaz, sosyal medyada paylaş, görsellerin iyi olsun sonuç tabiki fiyasko...ziyaretçi sayısını arttırmak için nette sörf yapmak -
"merhaba dünya"
(bkz: wordpress) -
Bloğun "tazeliğini" koruması için düzenli yazma gerekliliği, düzenli yazma işinin belirli bir süre sonra rutine dönmesi, rutin içerisinde yazılanların samimiyetten uzaklaşma tehlikesi...
(bkz: kişisel blog) -
SEO için 300+ kelime. -
(bkz: istatistik sayfasını refresh etmenin verdiği mutluluk) -
Bu cumle olmadi baska bise ile baglamak lazim denilesi durumdur. -
Yorumları cevaplarken sizi tebrik eden okuyuculara aynı kalıpla cevap vermenin yarattığı çaresizlik. -
Her seferinde "ne yazayım, ne yazayım" diye kafa patlatmak -
Tamamlayamadığın bir yazıyı taslak olarak kaydetme. -
yazılan yorumlara yanıt vermek için 2 saat uğraşmak. -
İnsanların yorumlarına küçükte olsa samimiyetle bir cevap yazdığında istatistiğinde çok bir öneminin kalmadığını bilmek. -
Yorum ve istatistikleri sürekli güncellemek. -
Yazıyı paylaştıktan sonra nefesi tutup ziyaretçi sayacını takip etmek.
Yazıyı yarım saatte yazıp görsel için min. 2 saat harcamak. -
(bkz: oh be yalnız ben değilmişim mutluluğu) -
saatlerce istatistiklere bakmak.
