otobüs yolculuğu
8 entry daha
-
şehirler arası otobüste yolculuğu tek başına yaparsan kitabını okuyup, müziğini dinleyerek kendine minimal keyifli bir vakit ayırabilirsin ama arkadaşlarınla gidersen de sohbet muhabbet derken yol çabuk bitiyor. böyle ilginç bir durum. bir de muavinlik yapan abi/abla/kişi her kimse muhabbeti kurduysanız içecekler şelale, yiyecekler kartonlarla gelebilir. -
Yolculuk yaptığım otobüste;
*yüksek sesle telefonla konuşan biri veya birileri
* ağlayan bebek/çocuk
*yüksek sesle muhabbet eden kişiler
*yan koltukta meraklı kişiler
Olmazsa zevkli olan yolculuk tipidir.
(hepimiz çocuk olduk fakat sözüm çocuğuyla veya bebeğiyle ilgilenmek yerine birileriyle dedikodu yapıp evladını aksatan ebeveynler ve onların evlatlarını kapsamaktadır.) -
gece olduğu zaman daha çok hoşuma giden yolculuk türüdür. -
Şehirler arası 4 saatten fazla sürmediği sürece eğlenceli olabilecek yolculuk. -
günümüzde kısa mesafeli yolculuklar için kullanılır. uzun mesafeli yolculuklar için hiç de iyi bir seçim değil. ama şehirlerin üstünden gitmektense içinden yaşayarak görerek gitmeyi tercih edeceğim seyahat türü. -
Wifi ve sarj adaptoru varsa mukemmel olabilir. -
3-4 saat olanların ideal olduğu, dinlenen müziklerle izlenen cam kenarı manzaralarıyla bir klipte olduğunu hayal ettirecek yolculuk. Yaklaşık 10 senedir de yapmadığım. Az biraz özledim. -
yol boyu ağlamak için yapılan 3-7 yaş arası çocuklar -
Neredeyse en az iki haftada bir sürekli olarak yaptığım eylem. İyiki yolculukları seviyorum yoksa çekilmez... -
nerdeyse herkesin nefret ettiği ama benim en çok sevdiğim yolculuk türüdür.
çocukluğumdan beri otobüs yolculuğu daha samimi geliyor bana, uçak daha resmi. evet, uçak zamandan tasarruf sağlar, daha konforludur ama otobüs yolculuğu gibi değildir. hep bir şey eksik gibi...
uçakların koltukları daha rahattır ama hostesin satışını yaptığı (bazı firmalar ikram olarak sunuyormuş) yemek, içecek vs şeyler muavinin servise çıkacağı an kadar heyecanla beklenmez. ucuz toz kahve / sallama çay ve yanında minicik bir kek için kaç uykumu feda ettim otobüslerde çocukken.
otobüsün içindeki sıcağa alıştıktan sonra verilen molada dışarı çıktığınız anda kutuplarda gibi hissedersiniz kendinizi, özellikle saat 3 - 4 falansa ve yaz - kış farketmeksizin. mola yerindeki kötü lokantadan bir bayat çay alıp sigara yakarsınız buz gibi soğukta, ellerinizi çay ısıtır. uykulu halinizle gelen giden otobüsleri izler, hayatı sorgularsınız bir yandan. lokantanın yanındaki aşırı pahalı markete girip şöyle bir bakar, anons sesiyle otobüsteki yerinize geri dönersiniz.
kafanızı cama yaslayıp geçip giden ağaçları, üstünden geçtiğiniz yolları, havadaki kuşları, bulutların hareketini izler geleceğinizi düşünürsünüz. o günden sonraki hayatınızın nasıl olacağını... veya kısa vadeli şeyler; mesela tatile gidiyorsanız nasıl eğleneceğinizi düşünüp tatil için heyecanlanırsınız, ailenizi ziyarete gidiyorsanız sizi görünce nasıl sevineceklerini düşünür onları ne kadar özlediğinizi hatırlarsınız.
velhasıl kelam ben gece otobüse binip sabah başka bir şehirde uyanmayı çok seviyorum. ya ruhum fakir ya çocukluğumdan vazgeçemiyorum. he bu arada olur da muavinin yerine oturma gibi bir durumunuz olursa itiraz etmeyin derim, uyurken yastık veriyorlar ve yolculuk boyunca istediğiniz kadar kek yiyip çay / kahve / meyve suyu içebiliyorsunuz. tecrübe ile sabit :) -
Güvenme Parana bir kıvılcım yeter
Güvenme rahatlığına Vır vır konuşan bir velet yeter.
Bakıpçıkcam celalettin rumi -
Varacağım yere göre yorum yapmam daha doğru olur.
Yolun sonunda kavuşmak varsa severim, hem de nasıll severim. Yol boyu planlarr, hayaller... Zaten yolculukta asla uyuyamam bütün işim gücüm mutlu olacak sebepler aramak olur. Ne ağlayan çocuk, ne piknik tüpünde menemen yapan nenem hiç etkilemez beni. Ama ayrılış yolculukları biraz burkuyor insanı. Otogarıyla olsun, sigarasıyla olsun, müzikleriyle olsun, her şeyiyle burkuyor.
8 entry daha
