ortadoğu'yu bu hale abd'nin getirmesi
-
Sorgulanması şart olan politikayı, siyaseti, Din gibi sorgulamaya açık olmayan ve büyük kitleleri peşinden sürükleme gücü olan değerlerle yoğurarak işlerine gelecek hale getirenlerin ve onlara destek verenlerin, suçu kime atalım sorusuna buldukları cevaptır. -
fikirlerini savunmasam da humeyninin şöyle güzel bir sözü vardır ''yolda giderken ayağınız bir taşa takılırsa amerika'ya küfredin'' -
eksik önermedir.
ortadoğu'nun bu halde olmasında amerikan ve diğer emperyalist devletlerin ve işbirlikçilerinin politikalarının etkisi büyük olsa da asıl sorun kendilerini islam'a nispet eden kitlelerdeki asırlardır süregelen kur'an ve sünnetten kopuştur.
"hep birlikte allah'ın ipine sımsıkı yapışın; parçalanmayın. allah'ın size olan nimetini hatırlayın: hani siz birbirinize düşman kişilerdiniz de o, gönüllerinizi birleştirmişti ve o'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. yine siz bir ateş çukurunun tam kenarındayken oradan da sizi o kurtarmıştı. işte allah size ayetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız."(al-i imran/103)
"kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. işte bunlar için büyük bir azap vardır."(al-i imran/105)
ayetlerdeki apaçık uyarılara rağmen, bölünüp parçalanan ve ümmet olma nimetini kaybeden kitleler, islam dininden olduğunu iddia ettiği halde, coğrafyanın kurtuluşunu geçmişte azgın, zalim diktatörlere emanet eden şimdilerde ise demokrası gibi bir şirk dininden medet uman, allah'ın şeriatını büsbütün arkasına atıp hilafeti reddeden ikiyüzlüler başlarına gelen müsibetlere türlü türlü kılıflar aramaktadır.
"başınıza her ne musibet gelirse kendi yaptıklarınız yüzündendir. o, yine de çoğunu affeder."(şura/30)
coğrafyadaki toplumsal tablo bu olduğundan; batının bu coğrafyaya da bulaştırdığı milliyetçilik, mezhepçilik, tarikatçılık vs. gibi birçok sapkın ideolojiler toplumları çepeçevre kuşatmışken, allah'ın kanunları terk edilip beşerin kanunlarına tabi olunurken evet bütün bunlar zaten bugünlere davetiye çıkarmaktaydı. ve bu halde ne amerika'nın ne de diğer kendi menfaatlerince dünya'yı dizayn etmeye çalışan tağutların tuğyanına karşı konulamaz.
ne zaman ki kendilerini islam'a nispet eden kitleler, tevhidi benimseyip allah'ın ipine sımsıkı sarılıp sadece ona tevekkül eder ve asr-ı saadetteki ümmet bilincini tekrar oluşturup o kafirlere karşı kur'anla büyük bir mücadele verirse o zaman onların bütün işleri, planları, azgınlıkları allah'ın izniyle boşa çıkacaktır.
"allah'tan başkasını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. evlerin en dayanıksızı da şüphesiz örümcek evidir. keşke bilselerdi."(ankebut/41) -
ortadoğu'yu bu hale abd'nin getirmesinin sebebi ortadoğu'nun gerçekte de böyle bir yer olmasıdır.
20 mart 2003'te başlayan tasfiye sürecinden önce ortadoğu'da birkaç istisna hariç totaliter, anti-demokrat görünümlü fakat halkını ve ülkesini iyi tanıyan, iyi eğitimli ve kalifiye insanlar tarafından yönetiliyordu bu ülkeler. demokrasi fikrinin yüzyıllarca süren mücadeleler ve devrimlerle ancak perçinlenebildiği yakınçağ dünyasında bu süreçten yakın döneme kadar hiçbir şekilde geçmemiş ülkelerde insanların bir birey oldukları düşünülüp özgürce seçimlerini yapmaları beklenemezdi.
saddam'ın ırak'ında protesto edemezdiniz, nümayiş düzenleyemezdiniz, özgürlük talep edemezdiniz( her ne kadar saddam'ın anayasasında bireyin fikrini ifade özgürlüğü avrupa'dan araklanmış şekliyle dursa da takip eden maddelerde bunun kanun ve yönetmeliklerle nasıl engellendiği görülebilirdi) fakat devlet bir şekilde işlevlerini yerine getirebiliyordu(altyapı hizmetleri, halkın temel düzeyde refahını sağlaması, genel asayişi sağlaması vb.). saddam veya diğer ortadoğu diktatörlerinin sonunun kendi halkları tarafından getirilmemesinin esas sebepleri de bunlardı. büyük devletlerin ve şirketlerin çıkarlarını ciddi derecede tehdit eden bu sayko heriflerin sonunun getirilmesi gerekmekteydi.
velhasıl, 17 mart ültimatomu ve 48 saat içerisinde saddam'ın sarayına hava saldırısı ile başlayan süreçte 20 gün içerisinde bağdat yönetimi düşürülmüş, bütün baas yöneticileri tevkif edilmiş, ordu terhis edilip komutanları yeraltına çekilmiş, bilfiil yurt işgal edilmiş idi. fakat bush yönetiminin anlayamadığı fakat çok geçmeden fark edecekleri bir gerçekle karşı karşıya kalacaklardı. totaliter ve merkeziyetçi yönetimlerin boşluğunu fırsat bilen aşiretler kendi mıntıkalarında kontrolü ele almışlardı. ilk radikal örgütler de bu aşiretlerin mensuplarıydılar ve her biri apayrı bir islami hizip içerisindeydi. bugün gelinen noktada ise artık konuşma, yeme-içme şeklinden bile kategorize edilebilir hale geldi insanlar.
amerika, bu süreçte zurnanın son deliğidir. boşuna günah keçisi aramak manasızdır. islam coğrafyasında uzlaşı kültürü, sorunları karşılıklı konuşarak ve anlaşarak çözme anlayışı yoktur. bu da çatışma ve savaş ortamını doğuran unsurların başında gelmiştir. evet amerika kendi çıkarına yakın gördüğü grupları silahlandırmış, eğitmiş ve sahaya sürmüştür. fakat bu işi bu kadar kolay yapabilmesinin sebebi de kesinlikle amerika'nın habire insanları kandırması falan değildir. konunun islami boyutunun ise bambaşka bir başlıkta tartışılması gerekir. -
Ortadoğu'nun bu hale gelmesinde elbette abd'nin büyük payı vardır. Lakin müslüman dünyası islamı olması gerektiği gibi yaşasa ne abd ne de bir başka güç bu kadar zarar verebilirdi. Yani tüm suçu başka güçlere atmamak gerek. Öte yandan söz konusu saldırıları yapanların ne islamla ne de insanlıkla uzaktan yakından alakaları olamaz. -
(bkz: kesin bilgi)
Yoksa ortadoğuda tüm insanlar dostluk barış kardeslik turkuleri söyleyerek büyüyorlardı. -
chicago üniversitesi'nin yaptığı canlı bomba saldırıları araştırmasının sonuçlarına göre abd'nin ırak ve afganistan'ı işgalinden hemen sonra 2003'ten itibaren canlı bomba saldırılarının sayısının akla ziyan derecede artmış olmasından da anlaşılan durum.
hala sorunu islam'da/ortadoğu'da arayan, dine karşı olan düşmanlığı gözünü kör ettiği için bu apaçık gerçeği görmekten aciz olan insanlar malesef çok fazla sayıdalar. onlar her canlı bomba saldırısından sonra, olayı gerçekleştiren kişinin bir müslüman olmasını arzulayıp o bahaneyle müslümanlara küfürler savurma, onları aşağılama; bunun yanında türkiye'den defolup gitmek istedikleri avrupa'nın insanına methiyeler düzme derdindeler. bir insan nasıl kendi içinde yaşadığı topluma, coğrafyaya bu kadar düşman olabilir, hayret doğrusu
chicago university suicide bomber research
kaynak
edit: müslümanlar olarak bizim de hatalarımızın olduğu, kur'an-ı kerim'den uzaklaştığımız, dini hurafelerle doldurduğumuz, ümmet bilincinden uzaklaştığımız vs. doğrudur. ancak benim burada dikkat çekmeye çalıştığım husus, çok güncel bir konu olan ve maalesef bize varlığını devamlı acı bir şekilde hatırlatan canlı bomba olgusunun ortaya çıkışını değerlendirmektir. çünkü bugünlerde "allahu ekber" sözünü duyan insanlar bundan tedirgin olmaya başladı ve medyanın da maharetiyle sürekli olarak "bu kelimeleri duyduysanız kesin kötü bir şey olacak" şeklinde bir algı yaratılıyor. sonuç olarak da kaçınılmaz olarak söz islam'a geliyor ve esas sorunun "islam" olduğuna vurgu yapılıyor bir çok kişi tarafından. sözün özü, islam'da kendini öldürmek başlı başına yaradana isyan olarak kabul edildiği için çok büyük bir günahtır. bir de bununla birlikte masum insanları da öldürme giriyorsa işin içine, o kişi kendine cehennemden sağlam bir tapu almış gibidir.
