orhan veli kanık
7 entry daha
-
Orhan veli kanık garip akımının temsilcilerindendir.
36 yaşındayken Ankara'da belediyenin açtığı çukura düşmüş birkaç gün sonra fenalaşıp hastaneye kaldırıldığında alkol zehirlenmesi teşhisiyle tedavi edilmeye çalışılmıştır. Ancak girdiği bitkisel hayattan çıkamamıştır. Bir nevi yanlış tedavi(gerçek hastalığı beyin kanaması) sonucu erkenden bizlere veda etmiştir. Kıyafetlerinde cebinden çıkan ve yayınlamaya fırsat bulamadığı son şiiri bulunur.
İşte o şiir:
Aşk Resmi Geçidi
Birincisi o incecik, o dal gibi kiz,
Simdi galiba bir tüccar karisi.
Ne kadar sismanlamistir kim bilir.
Ama yinede de görmeyi çok isterim,
Kolay mi? ilk gözagrisi.
Ikincisi Münevver Abla, benden büyük
Yazip yazip bahçesine attigim mektuplari
Gülmekten katilirdi, okudukça.
Bense bugünmüs gibi utanirim
O mektuplari hatirladikça.
............................çikar
............................durduk mahallede
..........................................halde
...........................adlarimiz yan yana yazilirdi duvarlara
.......................................yangin yerlerinde.
Dördüncüsü azgin bir kadin,
Açik saçik seyler anlatirdi bana.
Bir gün de önümde soyunuverdi
Yillar geçti aradan, unutamadim,
Kaç defa rüyama girdi.
Besinciyi geçip altinciya geldim
Onun adi da Nurünnisa.
Ah güzelim
Ah esmerim
Ah
Canimin içi Nurünnisa.
Yedincisi Aliye, kibar bir kadin
Ama ben pek varamadim tadina,
Bütün kibar kadinlar gibi,
Küpe fiyatina, kürk fiyatina.
Sekizincisi de o bokun soyu:
Sen elin karisinda namus ara,
Kendinde arandi mi, küplere bin.
Üstelik kendinde de
Yalanin düzenin bini bir para.
Ayten'di dokuzuncunun adi,
Barlarda göbek atar
Is baisnda sunun bunun esiri,
Ama bardan çikti mi,
Kiminle isterse onunla yatar.
Onuncusu akilli çikti
Birakti gitti beni.
Ama haksiz da degildi hani,
Sevismek zenginlerin harciymis
Issizlerin harciymis.
Iki gönül bir olunca
Samanlik seyranmis ama,
Iki çiplak da - olsa olsa -
Bir hamama yakisirmis.
Isine bagli bir kadindi on birinci.
Hos, olmasin da ne yapsin?
Bir zalimin yaninda gündelikçi;
Adi Luksandra
Gece odama gelir,
Sabaha kadar kalir.
Konyak içer, sarhos olur,
Sabahi da, isbasi yapardi safakla....
Gelelim sonuncuya.
Ona baglandigim kadar
Hiçbirine baglanmadim.
Sade kadin degil, insan.
Ne kibarlik budalasi,
Ne malda, mülkte gözü var.
Esit olsak, der,
Hür olsak, der.
Insanlari sevmesini de bilir,
Yasamayi sevdigi kadar.
-
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.
Diyen, birçok şiiri ezberimde olan şairdir.
(bkz: bir garip orhan veli) -
“Uzun bir ıstırabın sonunda ve bir saadet anında gelecek ölümün türküsü” isimli bir şiiri var.
Bir şiir ismi insana neler eder. -
Bilmezler yalnız yaşamayanlar,
Nasıl korku verir sessizlik insana;
İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
Nasıl koşar aynalara,
Bir cana hasret,
Bilmezler.
(Meydan, 15.5.1948) -
14 kasımın bitmesini 2 dakika kala ölümünün 66. yılını hatırlatmak istediğim şair. yazılarında hiç kafiye, düzen vs. önem vermeyen şairi bu dizeleriyle uğurlamak istiyorum.
''bekliyorum,
öyle bir havada gel ki
vazgeçmek mümkün olmasın'' -
Şiirin biçimini ve ruhunu değiştiren, çok genç yaşta ölen şairimiz -
Vazgeçemediğim, garip, destan gibi, karşı, kendisi şiirleri ve Mensur olarakta ; denize doğru, bindiğimiz dal, sanat ve edebiyatımız gibi eser bırakmış ve 1. Yenicilere sadık kalan tek şairimizdir.
-
bugün Aramızdan ayrılışının 67. yıldönümü olan büyük türk şairi.
Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
Ellerimde koparmaya çalıştığım zincirlerden kalma yara izleri,
Yeni yeni iyileşmeye yüz tutmuş olsun.
Gözlerimde öyle bir karanlık olsun ki, gören kör oldum sansın.
Yanaklarım kurumuş olsun göz yaşlarımdan, dudaklarımsa çatlak çatlak.
Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
Belki bin tane aşktan geçmiş olayım ve hiçbiri olmasın gözümde.
Hiçbiri tamamlayamamış olsun cümlelerimi,
Hiçbiri bağlayamamış olsun geceyi sabaha.
Hiçbirinin gülüşünün her anı senin kadar aklıma işlenmemiş olsun.
Hiçbirinin hayali en güzel haliyle barınamamış olsun beynimde.
Hiçbirinin izi kalmamış olsun bedenimde.
Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
Sessizce ağladığım anları kimse çığlık çığlığa hıçkırıklara dönüştürememiş olsun.
Ellerim kimsenin üzerinde eriyip gitmemiş olsun, gezinse bile.
Dudaklarım senin adını söylerkenki gibi kıvrılmamış olsun hiç bi ad'a yeterince.
Yerine koymaya çalıştığım her beden yok olup gitmiş olsun kumlar aktıkça tane tane.
Unuttuğumu sandığım, vazgeçtiğimi sandığım,
Sevmediğimi sandığım öyle bir zamanda gel ki
Yerçekimine karşı koysun damarlarımda beni yaşatan her zerre.
Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın... -
"Bekliyorum!
Öyle bir havada gel ki, Vazgeçmek mümkün olmasın."
-
belediyenin acmış olduğu bir çukur yüzünden okuyacağımız nice güzel şiirlerinden mahrum kaldığımız şair. Bugün ölüm yıldönümü.
Ne güzel söyler;
öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın. -
İstanbul\'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul\'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul\'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul\'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul\'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul\'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul\'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul\'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul\'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Birşey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul\'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul\'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul\'u dinliyorum. -
ağlasam,
ellerinizle,
göz yaşlarıma; dokunabilir misiniz?
bir garip orhan veli, anlatamayız; belki bir gün anlatırız ama anlamazlar.
bir şiirin mısrasıyla süslendirelim,
Öterken ağaçlarda kuşlar tahayyül içinde,
Bakışlarında sükûnun zehri, dinleyeceksin,
Türlü acılar şekillenecek yine içinde
"ah! Şairim bu akşam da geçmedi" diyeceksin. -
ölüm nedenini öğrendiğim zaman hem talihsizlik demiş hem de trajikomik şekilde gülmüştüm doğrusu.
çok sevdiğin uğruna şiirler yazdığın istanbulun sokaklarında belediye çukuruna düş öl.
bir yanda da saçma sapan espriler dolanmıştı o an kafamda "istanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı"şiirinden ötürü. gözleri kapalıymış ya gibi. salakça.
sonra da zihnimin fonlarında rahmetli tuncel kurtiz'in sesinden "herkes öldürür sevdiğini" şiiri yankı buluyor. -
Şiirlerini en güzel Müşfik Kenter okur.
Müşfik kenter - söz -
BAYRAM
Kargalar, sakın anneme söylemeyin!
Bugün toplar atılırken evden kaçıp
Harbiye nezaretine gideceğim.
Söylemezseniz size macun alırım,
Simit alırım, horoz şekeri alırım;
Sizi kayık salıncağına bindiririm kargalar,
Bütün zıpzıplarımı size veririm.
Kargalar, ne olur anneme söylemeyin! -
mesut sanmak için kendimi
ne kağıt isterim, ne kalem
parmaklarımda cıgaram
dalar giderim mavisinden içeri
karşımda duran resmin
giderim, deniz çeker
deniz çeker, dünya tutar
içkiye benzer bir şey mi var,
bir şey mi var ki havada
deli eder insanı, sarhoş eder
bilirim, yalan, hepsi yalan
taka olduğum, tekne olduğum yalan
suların kaburgalarımdaki serinliği
iskotada uğuldayan rüzgar
haftalarca dinmeyen motor sesi
yalan.
ama gene de,
gene de güzel günler geçirebilirim
geçirebilirim bu mavilikte
suda yüzen karpuz kabuğundan farksız
ağacın gökyüzüne vuran aksinden
her sabah erikleri saran buğudan
buğudan, sisten, ışıktan, kokudan
7 entry daha
