ömer hayyam
11 entry daha
-
"ayağa kalk, uyumak için önümüzde sonsuzluk var." sözünün sahibi. -
Hayyam çadırcı demektir ve nişaburludur.
çocuk yaşta keşfedenler için hayatı çekilmez kılar, depresyon sebebidir. olayı anlamınıza yardımcı olur ama sizi inanılmaz bir sıkıntıya strese, bunalıma sürükler. taki dünyanın fani olduğunu algılanınca büyük bir aydınlanma yaşatır. içinde her çeşit duygu ve aşkı saklar o rubailer. ben dediğim gibi çocukken tanıştım 1978 basım sebahattin eyüpoğlu çevirileriyle. üniversiteye başladığımda hepsini ezbere bilecek seviyeye geldim. tam 15 yıldır hemen hemen her akşam okurum. çok etkiler dünyanın eşşekler dünyası olduğunu anlarsınız, cennet ve cehennemi uzaklarda aramaya son verirsiniz, fanusun içindeki karınca olduğunuzu hatırlar, doğan günün elinde bir fenerle gelen hırsız olduğunu anlarsınız. kendini satmayan adamın ekmek bulamayacağını öğrenir, sevgiliyle tek başlı olan bir pergel gibi olmanız gerektiğini kavrarsınız, en büyük gücün sevgi olduğunu hissedersiniz, öte alemleri aramaya son verir, daha hayattayken bir şey bilmezken ölüm sonrasını sorgulamak için acele etmemeyi öğrenirsiniz.... uzata uzata gider bu liste kısaca hayyam size doğu ovalarından evrenin ne olduğunu göstermeye yeter de artar... akılla konuşması olan son sayfada ise ölümcül vuruşu yapar ve materyalin kıymetsizliği altında ezilirsiniz..... ama dibi görmeden hiç olamazsınız dibi göreceğim günü özlemle beklemekteyim.... sen olmasan hayyam... şu fakir halimle sana ne kadar teşekkür etsem az -
ben de size bir tüyo vereyim ozaman arkadaşlar. ömer hayyam' ın rubaileri a a b a şeklinde uyaklanır. günümüze gelen rubailerin çoğu ona ait değildir. toplamda 75 ila 150 rubaisi günümüze ulaşabilmiştir.( çünkü kendisi dinsizlikle de suçlandığı için eserlerinin çoğu yakılmıştır rasathanesiyle birlikte) geriye kalanların çoğu uydurmadır, çeviri yapılırken de buna uymayan ya da farsçadan türkçeye çevirirken uyakları uydurmada zorluklar yaşanabildiği için türkçesinde bu uyak olmayanları da olabilir. burda çevirmenin uzmanlığını görebilirsiniz.
bu durumda bir rubainin ömer' e ait olup olmadığını anlamak için bakmanız gereken konusu olacaktır. konu aslında şarap ve sevgili dudağı ( sex ) gibi görünse de katmanlı bir anlatımı olacaktır. görüntüde sevgiliye duyulan aşkı ve ayyaş bir aşığı anlatan rubailerdir ama anlamın 2. ve 3. kapısında sarhoşluğun allaha olan sevgiden kaynaklanan bir ayyaşlık olduğunu, şarabın ise akılla düşünmeyi bırakıp kalple düşünmeye yönlendiren simgeleri temsil ettiğini göreceksiniz. günümüze kalp gözü açık olmak ya da kalp çakrası açık olmak gibi uyarlanabilir.çünkü kalp gözü açık olan insana baktığımızda normal bir insana göre çok daha fazla sevgi doludur ve muhammediliğe yaklaşmıştır artık onun yolu velayettir. ömer hayyam' ın ise döneminin şartlarını gözönüne alırsak o kadar alim olmasını kalp gözünün açık olmasına bağlayabiliriz. aslında alimden çok veliliğe gelmiştir ama üstadı yoktur. zorluk çekmesinin asıl nedeni de budur.
kalp burda allahın evidir ve ömer hayyam ' ın yunus emre'den esinlenmesinin nedenidir.( çağ olarak kesin bilgiler olmasa da birkaç kaynakta bu şekilde geçer. ) -
"Bilmem kimim neyim,
Benden ne kalır yarına,
Cennet mi düşer yoksa;
Cehennem mi payıma?"
Ö.h. -
Cennette huriler varmış, kara gözlü
İçkinin de ordaymış en güzeli
Desene biz çoktan cennetlik olmuşuz
Bak bir yanda şarap, bir yanda sevgili... -
Her sabah bir gün doğarken ,
Bir günde eksilir ömürden.
Her şafak bir hırsız gibi ,
Elinde bir fenerle.
-
"İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun, kaç para!
Hırka, tespih, post, seccade güzel;
Ama Mevla kanar mı bunlara?" -
"kendi içmez,içeni kınamaya bayılır
yüzünden aldatmaca,sahtekarlık yayılır
şarap içmiyor diye kasılıp gezer ama
yedikleri yanında şarap meze sayılır"
Peki 900 yildir islam dünyasında hic zihniyet değişiminin olmamış olması. -
"Kim demiş haram bilmez Hayyam?
Ben helali haramı karıştırmam
Seni içilen şarap helaldir,
Sensiz içilen su bile haram."
Pek sevdiğimiz İran'lı filozof, şair, matematikçi ve astronom. -
Yaşadığı dönemde yürek isteyen düşünce yapısına sahip yazar, şair, filozof
"Onların yediklerinin yanında şarap meze kalır" -
Abimin adıdır.
ayrıca -
Ne diyebilirim ki sana, varlığın sırları saklı senden, benden;
Bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben.
Bizimki perde arkasında dedikodu;
Bir indi mi perde, ne sen kalırsın, ne ben. -
(bkz: alamut kalesi) -
Hayyam Çadırcı demektir,babasının mesleğinden gelir bu isim.Dömemine göre demicem, ßu döneme göre de hala sözleri çok cesur,baş kaldıran ve gerçeklere değinen anlatımları vardır.Arada muzansel de takıla büyük bir matematikçi,astronom ve şairdir.İranlıdır,mezarı da orda bulunmaktadır,çok severim kendisini. -
hayyam konusunda ne zamandan beri yazacaktım fırsat olmuyordu. öncelikle hayyam öyle dini anlatan, tasavvufçu bir adam falan değildir. ha aslında benim gözümde gelmiş geçmiş en büyük din adamlarından biridir. ama bugün hayyam'a tasavvufçu demeye çalışan islamcı kadızade artıkları hayyam dizesi okudu diye fazıl say'a yasak getirenlerdir.
sadece bir kaç dizeyi okuyana bu cezayı verenler hayyam bugün yaşasa ona neler yaparlardı önce bunu farketmek lazım. ikincisi yukarıda yunus emreden esinlenmesi falan denmiş, ben cevap vermeye utanıyorum. en basitinden bari adlarını yazın gogıla sonra girin buraya.
kafiye konusunda hayyamın onlarca farsça rubaisi ezberinde olan biri olarak bir kısmı aaxa şeklinde diyebilirim. ama yine büyük çoğunluğu bu tanıma uymuyor. hayyam öyle kurallara gelecek bir adam da değildi esasında.
yanlışları düzeltmesi bile bu kadar sürdü. bir de hayyamı anlatması var. benim gözümde hayyam hafızdan da sadi'den de firdevsiden de büyük şairdir. düşünce hayatıma etkisi çok büyüktür. ha firdevsi hamasette, sadi hikemililkte hafız dervişlikte muazzam şairlerdir. ama hayyam bambaşka.
öncelikle dine bakış açısı kalenderi-melami çizgisini andırır. zaten bu ekoller de hayyam'dan büyük ölçüde etkilenmişlerdir. bunlar tanrının ve dünyanın namazla oruçla hacla anlaşılamayacağının farkında olan insanlardı.
pek bilinmese de bilhassa osmanlıyı kuran ve büyümesinde etkili olan bu anlayıştı. mesela osmanlı rumelide kurulup anadoluyu fethetmiştir. hristiyan topraklarda müslüman bir devlet kurmak ancak bu tip hoşgörü anlayışıyla mümkün olabilir. bugün dahi türkiye'de en büyük iç mücadele kadızade-melami mücadelesidir. bunu melamilik başlığı altında izah edeceğim.
hayyamda devran anlayışı vardır. bu anlayış bahaeddin veled'le mevlana'ya ve mevlana ile anadoluya ulaşan, sonrasında benzeri bektaşi-bayrami anlayışlara öncülük eden bir görüş. temelinde reenkarnasyona benzer. örnek olarak
ovada her kızıl lalenin teni
bir padişahın kanıyla beslendi.
yerden biten şu mor menekşe yok mu?
bir güzelin yanağındaki bendi.
sabahattin eyüboğlu çevirisinden bu dizeler yeterince açık olacaktır. bugün mevleviler halen devran ayini yaparlar belli günlerde. eğer yenikapı ya da galata mevlevihanesinde izlemek isterseniz biletleri 150 lira. yani ordaki devranlar başkalarının cebine akıyor. meraklılarına konya türk tasavvvuf müziği topluluğuna imkanları varsa uğramalarını öneririm.
neyse hayyam rubaileri ekseriyetle aşk-şarap-kadın üçgeninde döner. namazını gökyüzünü seyrederek kılar, orucunu sevgilisini kucaklayarak tutar, hac için şarap testisini doldurur. ama bir tanrıya da tüm benliğiyle inanır.
zaten hayyam astronomdur. gökyüzüne ara sıra dahi bakan bir insan tanrının azametini farkeder. bir bakımdan da stoacıdır. insanın özünde bulur tanrıyı. ve içindeki tanrıyı besler her daim. tehlikeye maceraya atılmaz. mal, mülk peşinde koşmaz şarap parası dışında.
örnek alınacak adam mıdır tartışılır. ama karar vermeden önce görüşlerine bakılması gereken bir insan olduğu kesin. sırrı daim olsun.
11 entry daha
