ölümün mutlak son olması
-
Mutlak bir son teorisinin zıttı olan mutlak yaşam başlangıcı da olabilir hiç ölmedik ki bilelim -
Mutlak son olmadığına inandığım son. Ölümden sonra yaşam vardır, tekrar ölür ve tekrar doğarız. -dinsel olarak değil, felsefi olarak- her son yeni bir başlsngıçtır, her başlangıç da bir son. -
sona ermiş yaşamın mutlak surette bir bitiş olduğuna dair önermedir.
ancak doğruluğu tartışılır.
zira canlı öldüğünde hiçbir şey olamasa gübre olur. -
ölümün mutlak son olup olmadığını bilemiyoruz. bunu öğrenmek için ya ölmemiz gerekiyor, ya da daha önce ölmüş olan biriyle görüşmemiz. ölmemiz durumunda her şey ayyuka çıkacak ama halihazırda ölü olduğumuz için bir şey değiştiremeyeceğiz. yani hiçbir işimize yaramayacak. daha önce öldüğünü iddia eden insanlara da bizim köyde deli deniliyor. hem belki reenkarnasyon gerçektir onu da bilmiyoruz.
kısacası bilmiyoruz bilmiyoruz bilmiyoruz ... -
Ya öyle değilse ??? -
şu anki aklımızla hakkında kesin yargıya varamayacağımız bir önermedir. ölüm mutlak bir son mu, yeni bir başlangıç mı? ya da boşlukta bekleme veya boyut değiştirme gibi bir şey mi malesef bilemiyoruz. yakın gelecekte de bilebileceğimizi düşünmüyorum. simülasyon teorilerinden tutun da cennet/cehenneme, reankarnasyona kadar çok çeşitli cevaplar verilmeye çalışılmış zamanında.
bence bunu düşünmek yerine kabullenmeli ve buna göre yaşamalıyız. ölümü özlemeli, bu özlemi canlı tutmak için (yani kavuşmamak) için de elimizden geleni yapmalıyız. -
konuya bir mantık oyunuyla yaklaşmak istiyorum (bkz: nash dengesi). en basit Nash dengesi tutsak ikilemidir (bkz: prisoner's dilemma).
Klasik şekli ile tutsak ikilemi senaryosu aşağıdaki gibidir:
İki zanlı bir soruşturma kapsamında polis tarafından göz altına alınmıştır. Polis elinde tutuklama için yeterli kanıt olmadığı için her iki zanlıyı ayrı ayrı hücrelere koyup bir anlaşma sunmaktadır. Anlaşmaya göre zanlılardan biri diğerinin aleyhinde tanıklık eder diğeri ise suskun kalırsa, tanıklık eden serbest kalacak susmayı tercih eden taraf ise 10 yıl hapse mahkûm edilecektir. Eğer ikisi de birbirleri aleyhinde tanıklık etmez suskun kalırlarsa her ikisi de 1 yıl hapis cezasına, eğer her ikisi de birbirleri aleyhinde tanıklık ederse, her iki zanlı da 5'er yıl hapis cezasına çarptırılacaktır.
Bu çerçevede her iki zanlı tanıklık etmek veya suskun kalmak arasında tercih yapmak zorundadır. Her iki zanlıya da soruşturma sonuna kadar diğerinin kararını öğrenme imkânı tanınmamaktadır yani farklı odalarda bulunan iki zanlının birbirleri ile iletişim kurma imkânı yoktur. Buna göre karşı tarafın kararından habersiz olan oyuncu 10 yıl hapis yatma ihtimalini göze alamayarak sessiz kalmayacak, karşı taraf aleyhinde tanıklık edecektir. Karşı taraf aleyhine tanıklık ederek 5 yıl gibi daha kısa süreli bir hapis cezasına razı olacak ya da serbest kalacaktır. Oyuncu burada kaybını en aza indirmeyi (kazancını maksimize etmeyi) hedef alacaktır. Karşı tarafın da aynı koşullar altında rasyonel davranarak tanıklık edeceği kaçınılmaz olacaktır. Böylece birbirleri ile iletişim kurmayan iki tarafın iyi niyetli değil de rasyonel davranarak aldıkları karar aslında belki de daha az yatacakları hapis cezasının artmasına neden olmaktadır.
----------- İtiraf İnkâr
İtiraf (-5, -5) (0, -10)
İnkâr (-10, 0) (-1, -1)
Her iki oyuncunun da kısa süreli hapis cezasını uzun olanına tercih ettiği ve her birinin de diğerinin cezasını kısaltmakla herhangi bir fayda elde edemeyeceği varsayıldığında tutsak ikilemi sıfır toplamlı oyunlar kapsamına girmektedir. Oyun teorisinde de olduğu gibi bu oyunda da oyuncuların yegane amacı, diğer oyuncudan bağımsız olarak, kendi kazancını maksimize etmektir.
kaynak(vikipedi): https://plato.stanford.edu/entries/prisoner-dilemma/
konu hakkında çok fazla kaynak var o yüzden kırık türkçemle açıklayarak yanlış şeyler yazmak istemedim
--------------------------------------------------------------o------------------------------------------------------------
ölümün mutlak son olmasına dönelim, tutsak ikilemini kendimiz ve tanrı arasında ilişkiye benzeteceğim çünkü tanrı varsa mutlak son yoktur.
-----------------------------------------tanrı var----------------------------------------------tanrı yok---------------
tanrıya inanıyorsun -- (tebrikler sonsuz cennete girdiniz) - (internette ateistlere karşı zaman kaybettin)
tanrıya inanmıyorsun -- (yazık sonsuz cehennemde yanacaksın) - (internette dindarlara karşı zaman kaybettin)
kar zararı kendi düşüncelerinize göre düzenleyebilirsiniz veya mutlak amacınızı başka bir şeye bağlayabilirsiniz. tanrı en popüler olanı olduğu için bu şekilde yazdım. ancak fark edilmesi gerken yukarıdaki oyun gibi sıfır toplamı veren bir oyun değil. bu oyunda kazanan strateji tanrıya inanmak gibi duruyor. müstehzi bir inanma bile olsa kaybetme durumunda sana dokunan çok bir şey yok.
ancak işin eğlenceli tarafı hangi tanrının doğru olduğunu seçmek çünkü yanlışı seçersen gene işin sonunda bir ceza var. günümüzde dünyada bulunan din sayısı yaklaşık olarak 4200'müş yani bu demek oluyor ki senin doğruyu seçmiş olma olasılığı 1/4200. birazcık düşük gibi duruyor.. .hiç araştırmadan doğduğun yerdeki dinin doğru olduğuna güveniyorsan sen cesur bir insansın.
tanrı oyununa kendi yaklaşımım çok fazla seçenek olduğu için neyi seçersem seçeyim, tanrı varsa ödül almam gerekir çünkü hangi dinin doğru olduğuna nasıl karar verebilirim ki? mesela araştırdım bana en mantıklı geleni a dini oldu ve eminim dinimden ama yanlış olanı seçtim o zaman ceza mı alacağım? bence bu hiç adil bir yöntem değil.
*burada ilaçlı kişilerine ofansif bir yaklaşım gösterdiğimin düşünülmesini istemem. anlatmak istediğim, konu hakkında çok fazla değişken olduğu için bu tarz şeler hakkında bana tutarsız gelen şeylerden ve nash dengesinden bahsetmekti. -
BEN ÖLÜMÜ ŞÖYLE DÜŞÜNÜYORUM, DOĞMADAN ÖNCESİNİ HATIRLAMIYORUM, BİLİNCİM NEREDEYDİ BİLMİYORUM, YAŞADIKLARIMIN BİLE ASLINDA HEPSİNİ HATIRLAMIYORUM, ÖLÜNCE DE DOĞMADAN ÖNCEKİ GİBİ BİR ALEME GÖÇECEĞİM, BUNA İSTER AHİRET DEYİN, İSTER ATOMLARIMIZA AYRILIP, DÖNGÜYE KATILMAK DEYİN, HERKES TE BU YOLDAN GİDECEK, ÇOK DEĞİL 50 EN FAZLA 100 SENE SONRA HEMEN HEMEN HİÇ BİRİMİZ OLMAYACAĞIZ, ASLINDA SAÇMA SAPAN UĞRAŞLAR İÇİN DEBELENDİĞİMİZ EVRENDE BİR NOKTA BİLE ETMEYEN GEZEGENİMİZDE TOPRAĞIN ALTINA CESETLERİMİZ GÖMÜLECEK.
PEKİ TERSİNİ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?
YA HİÇ KİMSE ÖLMESEYDİ, HER DOĞAN YAŞASAYDI, DÜNYANIN NÜFUSU 1 TRİLYON OLSAYDI, DÜNYA ÇOK MU GÜZEL BİR YER OLURDU SİZCE? İÇECEK SU, YİYECEK YEMEK BULABİLİR MİYDİNİZ? KALACAK EV, YAKACAK YAKIT BULUNABİLİR MİYDİ? HİÇ BU ŞEKİLDE DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ? ASLINDA ÖLÜM YENİYE YER AÇMAKTIR. HER BİTİŞ, BİR BAŞLANGIÇTIR. EVET, KEŞKE KİMSE GENÇ YAŞTA ÖLMESE, HERKES EN AZ 100 SENE YAŞAYABİLSE, KİM BİLİR BELKİ O DA OLUR, TIPTAKİ İLERLEMELERLE, O ZAMAN DA YAŞAYAN BUNAKLARA DÖNEBİLME İHTİMALİMİZ OLABİLİR, BELKİ DE BİLİNÇ NAKLİ OLABİLİR, VÜCUDUMUZ ÖLÜR BİLİNCİMİZ YAŞAR ANDROİD BEDENLERDE, AMA O ZAMAN BİZ İNSAN MI OLURUZ YOKSA ROBOT MU BİLEMEYİZ, BUNLAR DERİN MEVZULAR, İNSANLIK DÜNYADAN MARSA GÖÇ ETMEYE HAZIRLIK YAPADURSUN, SANKİ GÜNEŞ PATLADIĞINDA MARSTA YAŞAM MI KALACAK DİYE DE DÜŞÜNMEKTEYİM, AMA İŞTE YAŞAMA DÜRTÜSÜ HEP OLACAK, BU OLDUĞU SÜRECE DE ÖLÜM HEP BİR SON OLARAK KABUL EDİLECEK, UMARIM SONUMUZ MUTLU OLUR. -
kime göre, neye göre?
(bkz: mutlak sıfır) -
her şeyin bir sonu var. ölüm düşüncesi beni korkutmuyor. -
ölüm mutlak bir gerçekliktir, ölüm yeni bir başlangıç , ebedi bir alem, gerçek bir reel varoluştur
