ölen kişiden geriye kalan en hüzün verici nesne

  • diyaliz hastası olan annemin hastaneye her gidişinde götürdüğü çantası ve içindeki gözlüğü. en acısı, son zamanlarında o ölüme doğru bakışları, suskunluğu, solgunluğu ve hayatı aslında bitmiş bir insanın duruşu....her hatırladığımda içimdeki "cızzz!" sesi.. aslında ne kadar anlatsanız hep eksik kalacak...
  • Dedemin mor hırkası.
    Karşımdaki askıda asılıyor şu an. Alışamadım daha ayak seslerinin bu evden kesilmesine sözlük. Özlüyorum.
  • Hafızalarımızda o kişiye dair yer edinen anılardır en hüzün verici olan.
    Sanki kesit halinde bellekte durmasıdır ve fırsat buldukça hatırlatır o kişiyi bize, bazen bir görsel vasıtası ile bazen bir tat bazense bir koku...
  • Eğer hastaysa geride kalan oksijen tüpü, ilaçları, kremleri... diğer türlü saati, gözlüğü, kalemi uzar da uzar.
  • Aslında tek bir nesne değildir ve her bakışınızda sizi derin bir hüzne de sürüklemez,en azından benim için.ilk başta hiçbir şeyin düzenini bozmak istemezsiniz,her şey bıraktığı gibi yerli yerinde kalsın istersiniz..çünkü ya dönerse ?
    Aradan zaman geçer ve dönmeyeceğini anlarsınız.çevrenizin de öğütleriyle ”kızım adettindir; kıyafetlerini,eşyalarını ayıralım ihtiyacı olanlara verelim” , “tabii,sevaptır hem..”. Yerli yerinde bıraktığınız o odaya giremez olmuşsunuzdur zaten..bu yüzden yenik düşersiniz bu cümlelere.elinize bir poşet alıp geçersiniz dolabın karşısına.o an ne kadar da hazır olmadığınız,güçsüz olduğunuz gerçeği titretir bedeninizi.en çok giydiği kazağı koklarken boğazınızda o tanıdık düğümü hissedersiniz.”bunu atmayacağım” , “bunu da çok giyerdi..” , “bu doğum günü hediyemdi” vs derken hayli eşya ayırmışsınızdır kendinize.geride kalanları hızlı hızlı, göz teması kurmaktan kaçınarak tıkarsınız poşetlere.
    “Hemen verin bunları.”
    Hemen çünkü biraz daha bakarsam hepsini aynı sırada dizerim o dolaba.bunlar en basitinden kıyafet adına hissedilenlerken daha bunun fotoğrafları,parfümleri,el yazısıyla yazdığı notları,neden aldığını hatırlayamadığınız kartvizitleri,kitapları,kitapları okurken sıkılıp kıvırdığı sayfaları ve şanslıysanız size bıraktığı son sözleri vardır.
    Ben de şanslı sayılabilirdim;kırmızı kaplı minik bir not defterinde şans eseri görmüştüm adımı.yalnızca bir tarih ve özlem içeren tek satır.ve ben onu kaybettim,kaybetmişim..kitaplığımda özenle kahverengi kutuma koyduğum aptal defter yok oldu şimdi.kurumuş mürekkep izlerine dokunup birkaç kez okumaya ve defalarca baktığım diğer sayfalarda aynı umutla adımı aramaya muhtaçtım.
    Şimdiyse bunları yazıyorum.beynimle başa çıkamadıkça,galiba çıldırmanın eşiğine geldim dedikçe yaptığım gibi yazıyorum,hep.
    *
    Özetleyip tanımsal bir entry haline çevirmek gerekirse Kırmızı kaplı not defteridir benim için.

  • herşeyi olabilir. nesneye yüklenen anlama göre değişir. bir toka bile hüzünlendirebilir.
  • Ölen kişinin hayattayken en çok değer verdiği nesnedir.
    Artık bir daha ona sahip olamayacağına mı yanarsınız, ne kadar değer verirseniz verin, bir gün her şeyi bırakıp gitmek zorunda kalacağınıza mı. Hüzne çıkar yolun sonu.
  • facebook'dan arkadaşa bi fotoğraf göstericektim, bi baktım etiketlenen fotoğraflarda dedemin fotoğrafı. beklemediğim bi anda oldu bi garip oldum, napıcağımı bilemedim. bi 5dk duraksadım, aklıma geliyodu ama fotoğrafını görmek daha da acıttı
  • tartışmasız, fotoğrafları. bir daha aynı karenin gerçekleşemeyecek olması çok can acıtıcı. bir daha öyle gülünmeyecek mesela...
  • Tam olarak nesne sayılır mı? Hayır. Ama varsa telefon numarası ve sosyal medya hesapları diyebilirim. Nerede dinlemiştim duymuştum hatırlamıyorum ama cidden sosyal medya hesapları ileride ölü insanların günlükleri biyografileri olacak. Ve düşünsene bi numara var belki bir gün önce tuşlara basıp o numarayı arayınca karşına çıkan ve belki saatlerce sohbet ettiğin birinin artık sadece temsili rakamları kalmıştır geriye. Cidden üzücü.
  • süleyman amca vardı. ben beş yaşlarındayım onun komşusuyken. gecekondudayız ve o da gecekonduda. birinci sınıfın ikinci döneminde bir apartmana taşındık. aradan üç-beş yıl geçti. süleyman amca rahmetli olmuş. tabii gecekonduların çoğu yıkıldı. yerine onun yıkık dökük molozları kaldı. hâlâ orası moloz doludur.
  • Bardağı anneanne sende nescafe ister misin sorusuna sadece o bardağını göstererek yanıt verirdi
  • el yazısı.
  • şu an'a dek hatırasını saklayabileceğim deyim yerindeyse önem verdiğim çevremde hayatını kaybetmiş olan birisi olmadı, Allah uzun süre de o günleri göstermesin inşallah
  • üstünden hiç çıkarmadığı hırkası. bakar bakar dalarsınız öyle.
  • Tabiki cansız bedeni . Hayret kimse yazmamış.
  • kendi öz dedem ölmeden önce dede dediğim komşumuz vardı: selahattin dedeydi benim için. her iş dönüşü beni alır onlara gider,orda yemek yerdim. kadınlar günü veya anneler günüde eşine aldığı çiçekten 1tane daha alır anneme de verirdi.o kadar inceydi dedem. gel zaman git zaman kanser oldu. bilenler bilir belki, gırtlağında delik açtılar biricik dedemin. çok anlamasakta anlaşırdık yine. sonrasında sizlere ömür. yemek saatinde kapı çalınmaz oldu,bize uğramaz oldu. öldüğünü sonradan öğrendim ben. bizden 1kat aşağıda çarprazımızda otururlardı. evden çıkarken bazen öyle merdivenden evlerine bakakalırım.
  • Gitarı, bende duruyor hala. Asla gitar çalamam, uzun uzun bakamam bile.
  • Fotoğrafları.
  • Takma diş...
/ 2 »