of of dedirten tweet
-
"bir köyde bir kişi açlıktan ölüyorsa, bütün köy katildir" sözü geldi aklıma
hepimiz sorumluyuz etrafımızda olan bitenden, şükürsüzlüğümden, vurdumduymazlığımdan insanlığımdan utanıyorum.
d: imla -
Ne güzel rahat koltuklarımızda, yataklarımızda,sıcak yuvamızda, akşama ne yiyip ne içeceğiz derdi sıkıntısı olmadan, önümüze gelen yemeği beğenmeyip burun kıvırırken, çok güzel keyif sürerken karşımıza çıkıp tadımızı kaçıran görüntüdür(!) -
ebu zerr el gıfari'nin bir sözü vardı: "akşam aç yatıp sabah kalkınca kılcını alıp isyan etmeyenin aklına şaşarım." diye. şaşıyorum bu ülkeye. üzülüyorum da bazen kızıyorum da. ama umudumu hiç yitirmedim. yitirmeyeceğim de. çiçero gibi "dum spiro spero" yani nefes aldıkça ümit edeceğim.
bu ülke insanının aklına hakaret ettiler her zaman. makarna veririz dediler, kömür veririz dediler. bakara makara dediler, ben her gün ayet sallıyorum dediler, bu ülke insanının o 'çok hassas olduğu' dinine hakaret ederken. bu vatanın kendisine düşman oldular, düşman olanla da işbirliği yaptılar.
bu ülkede ismail devrim kıydı kendine, çocuğuna pantolon alamadığı için. iş bulamadığı için intihar eden gencecik üniversiteliler her gün haberlerde. sibel ünli'leri hakan taşdemir'ler. iki çocuk babası tır şoförü mevlüt çankaya da öldürdü kendisini. utandı çünkü. utanması gereken o olmadığı halde utandı.
utanması gereken, ölmesi gereken onlar mıydı? çocuklarının yüzüne bakamaması gereken onlar mıydı? onların ölümlerini bile hazmedemeyenler, ailelerini tehdit ederek açıklamalar yaptıranlar utanmadı, eve gidince çocuklarının da yüzlerine baktılar. bunları gören, göz yuman bizler de sustuk, hakkımızmış gibi.
utanmadılar, her yaptıkları pislikten, ahlaksızlıktan, şerefsizlikten, namusssuzluktan sonra tepki gelmedikçe daha da pişkinleştiler. onlar saraylarına kolonlar, odalar ekledikçe, filolarına bir yat daha, apartmanlarına bir kat daha ekledikçe bir çocuk daha sokaklara düştü, başka bir aile dağıldı, bir başkası intihar etti.
ama korkuyorlar. birileri onlardan korkmaz diye, yeni baştan kurdukları bekçi ordusundan, sokağın ortasında çocuk öldüren kendilerine bağlı torpilli polislerden, hep onların lehine esneyen kanunlardan, paralı köpeklerinden, artık bize bir onur nişanesi haline gelen hapishanelerden korkmayan birileri çıkar diye ödleri patlıyor.
hesap verecekler. intihar eden yoksulların kemikleri üzerine kurdukları saraylarını da tepelerine çökerteceğiz, kanunların artık ayakkabı kutularında çalan hırsızları da cezalandıracağı, polisin yeniden halkın refahı için çalıştığı günler gelecek.
saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
menekşelerde açılır üstümüzde
leylaklarda güler.
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler...
şiirler doğacak kıvamda yine
duygular yeniden yağacak kıvamda.
ve yürek,
imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
ey herşey bitti diyenler
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
-
cuk diyebilir miyiz?
