mevlana

  • Ölüm gününün Şeb-i aruz Yani düğün günü olarak anılmasını istemiştir. Ölümü, asıl sevgiliye ulaşma günü olarak tanımlamıştır. Her yıl 17 aralıkta KonyaDa şeb-i aruz törenleri gerçekleşmektedir.
  • Bir gececik uyuma, ne olur.
    Ayrılık kapısını çalma bir gececik.
    Bir gececik dostların gönlü olsun,
    ne olur sabahı et bir gececik.

    Bir gececik gözlerimiz seninle aydın olsun,
    kör olsun şeytan bir gececik.
    Dünyayı güzel kokular sarsın bütün.
    Karanlıklardan ışıklar aksın ovalara.
    Sofrandakiler dirilsin bir gececik.

    Bir gececik uyuma, ne olur.
    Ayrılık kapısını çalma bir gececik.
    Bir gececik ata bin, meydana gel.
    Gönüller bir gececik rahat olsun,
    göğüsler meydana dönsün bir gececik.

    Yeniler giyinelim biz kulların.
    Musa gibi sen bir sopa al eline.
    Sopa bir anda elinde yılan olsun.
    Süleyman gibi sen karıncaların yanına var.
    Karıncalar bir anda birer Süleyman olsun.

    Ne olur, bir gececik kapısını çalma ayrılığın.
  • (bkz: mevlevilik)
  • Yürü, iyilik et ;
    Zaman iyiliği tanır.
    İyilerin iyiliğini unutmaz O...
    Herkesin malı kaldı, senin de kalacak;
    Şu halde mal yerine iyiliğin kalması daha iyi…
    Hz. Mevlana
  • Bakın!
    Toplumsal bunalımların,
    kavga ve dövüş ortamının tek ve en güçlü doğuş sebebi sevgi eksikliğidir.
    Bunun en doğru tedavi yolu ise SEVGİYİ aramak, yaşamak, uygulamaktır.
    Hoşgörülü olursanız seversiniz.
    Sevilirsiniz.
    Karar verirseniz ve de bu yolda çalışırsanız her şeye ulaşırsınız.
  • Oraya gitme demedim mi sana,
    seni yalnız ben tanırım demedim mi?
    Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben'im?

    Bir gün kızsan bana,
    alsan başını,
    yüz bin yıllık yere gitsen,
    dönüp kavuşacağın yer ben'im demedim mi?

    Demedim mi şu görünene razı olma,
    demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben'im asıl,
    onu süsleyen, bezeyen ben'im demedim mi?

    Ben bir denizim demedim mi sana?
    Sen bir balıksın demedim mi?
    Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,
    senin duru denizin ben'im demedim mi?

    Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
    Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben'im,
    senin kolun kanadın ben'im demedim mi?

    Demedim mi yolunu vururlar senin,
    demedim mi soğuturlar seni.
    Oysa senin ateşin ben'im,
    sıcaklığın ben'im demedim mi?

    Türlü şeyler derler sana demedim mi?
    Kötü huylar edinirsin demedim mi?
    Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?
    Yani beni kaybedersin demedim mi?

    Söyle, bunları sana hep demedim mi?
    ne kadar güzel ne kadar anlamlı.
  • Küle döndü isen,
    yeniden güle dönmeyi bekle.
    Ve geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil,
    kaç kere yeniden küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla.
  • Sarılmayı bilir misin? Sahiplenmeyi, sahiplendiğinde sadık kalmayı? Sen bilir misin aşık olmayı? Bölünebilir misin ikilere, üçlere, gerekirse binlere? Yapabilir misin? Gerçekten sevebilir misin? Sevmenin demesi olmaz. Unutma; ya çok seversin bir kere, yada hiç sevmezsin.
    (bkz: mevlana)
  • Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî (30 Eylül 1207, Belh - 17 Aralık 1273, Konya), şâir, düşünce adamı ve mutasavvıf. Tasavvufta Mevlevî yolunun öncüsüdür. Mevlana portresini ve Mevlana Türbesini ilk defa yaptıran Prenses Gürcü Hatun ile yakın dosttur. Bilinen tek Mevlânâ portresinin ve Mevlânâ türbelerinin ortaya çıkışı bu şekilde olmuştur.

    "Şekilden geç, mânâya ulaş!..
    Ne güzel ibadet ediyor, ne hoş işlerde bulunuyor; fakat bir parçacık bile tat yok.
    İbadet kabuktan ibaret, içi yok; cevizler çok, ama içleri boş.
    İbadetin netice vermesi için zevk; tohumun ağaç olması için iç gerek!"
    (Mesnevi | II, 3394-3396)