mahalle maçı

1 entry daha

  • genellikle iki mahalle arasında hep bir husumet vardır. kavgalıdırlar. mahalle abilerinden birisi teklifi sunar ve yüzde yüz kabul edilir. varsa boş bir arsada yoksa asfalt sokakta maç yapılır. hakem yoktur ve haliyle faulde yoktur. vurmak, sert girmek, depik atmak serbesttir. falsolu şutlar veya şık hareketler yoktur. burun vardır. birde o tırtıklı, değdiği yeri söken atan top olması şarttır ki kalecinin ölmesi kolay olsun.

    akşam salçalı ekmeğini yerken maç sırasında yardığın dizinin sızlamasını yaşarsın. veya yüzüne gelen top yüzünden su toplamaya başlamış yanağına dokunduğunda verdiği acıyı...

    maç sonlarında hep bir kavga olur. demir zincir, sopa, bıçak, silah hiçbir şey yoktur. sadece yumruk yumruğa. o kavgada bile taktik uygularsın. adam seçersin maçtan önce kavga olursa diye.

    Bir konu daha varki buraya yazsam bi 5 paragraf daha eder;
    (bkz: mahalle maçını izleyen balkondaki güzel kız)

    yazarken yaşadım diyebilirim. güzel günlerdi be...
  • karşı mahallenin erken yaşta saçları dökülmüş iri kıyım çocuğundan yediğim tekmelerle destanlaşan anılardır.
  • Genelde sokak aralarında oynanan, kale belirlemek için taşların üst üste konulduğu , araba geçerken tüm çocukların sağa sola koşturup yol verdiği, şimdilerde yerini ps cafelerde pes ve fifa oyununa bırakmış bir aktivitedir.
  • Yendiğinizde mahallenin şerefini kurtardığınızı hissettiğiniz ve birkaç gün boyunca mahallede kahraman edasıyla dolaşmanıza sebep olan yeni kuşakların zevkini tadamadığı maçlardır.
1 entry daha