larissa gacemer'in haklı serzenişi

  • bir kadının bu açıklamayı yaptıran
    bir evliliğe iyi niyetle dahi bu kadar karışan
    ''beni böyle kabul etti'' dedirten
    herkese yazıklar olsun insanların neler yaşadığını bilemezsiniz sadece onun için değil her insan için aynıdır bu anlayın artık can sıkacak hiçbir soru sorulmaz; okul sorulmaz, evlilik sorulmaz, çocuk sorulmaz...

    yakın zamanda yaşadığım bir olayı anlatayım

    bir karı kocanın çocukları olmamış 5 yıllık falan evliler kadının hiç tanımadığı akrabası 'al sen çocuğu tut zaten ancak bu' diyor daha sonra öğrenince kurduğu cümleden utanıp özür diliyor. bir de 'ben korunuyorsunuz sanıyordum' diyor. bu zaten kimseyi ilgilendirmez ayrı bir hadsizlik, kendini bilmezliktir.

    kadının ağlayışını dinleyemedim

    şimdi soruyorum insanların hayatına karışmak, onlara özel hayatları veya kararları hakkında soru sormak sizce ne kadar doğru ve bu insanlara haddini nasıl bildirebiliriz?
  • Bu kadar merak asla iyi niyet göstergesi olamaz. insanlar gün geçtikçe sınırlarını öğrenecek yerde iflah olmaz şekilde daha da dengesizleşiyorlar.
  • Zaten önyargı ve merak yüzünden yaralanıyoruz/yaralıyoruz hep... Bu gibi durumları kendim de yaşadığım için. Artık yüzümde acının tatlı tebessümü oluşuyor. 'ne diyeyim ki?' deyip geçiyorum da içimden pek kolay geçmiyor.. Ne diyeyim ki şimdi yani..
  • toplumumuzun hala daha tam olarak (bkz: mahalle baskısı) anlayışından kurtulamadığının göstergesidir. alışılagelmiş türden farklı bir yaşam sürüyorsanız eğer birçok yaftalama ve soruya maruz kalırsınız. sürü psikolojisinden aykırı hareket eden her birey, bu tür psikolojik baskılara maruz kalır.
    sosyolojik açıdan birçok tez ve tartışmaya yer bulan "mahalle baskısı" (bkz: prof. şerif mardin) tarafından ilk olarak 2007 yılında ortaya sürmüştür. alanım dışı bir alan olmasına rağmen sosyolojik çalışmaları ve tezleri makaleleri her daim incelerim. kadınların yarattığı bu baskı kendilerine belirli bir dönem yaratılan baskının içten içe biriktirdiği öfkeyi başkasında çıkartmak istemesidir. kişilerin yetiştiği ortamları değiştirmeniz imkansızdır. psikolojik açıdan baktığımızda da sosyoloji alanıyla bu durumu incelediğinizde sorunun kökeninin alışılmış toplumsal normlar olduğunu görebiliriz. bunu kökten çözmek için yaklaşık olarak toplum yapısını yaklaşık olarak 50 yıl olarak değişime sokmanız gerekir. ama bunu değiştirmek kısa süre içinde imkansız. o yüzden "mahalle baskısı" yaşamaya maalesef devam etmemiz mümkün, gerekli koşullarda anlaşılır cevap vererek veya görmezden gelerek hayatınızda var olacak negatif enerjiyi meydana çıkmadan def edebilirsiniz.
  • haklı serzenişinden daha çok ekşi'deki başlığın birebir aynısının açılmış olmasına takıldığım başlık.

    ayrıca bu konuda larissa hanıma oldukça katılıyorum, herkesin kendileri gibi olmasını isteyen bir güruh var ki çok tehlikeliler.
  • büyük ihtimal kadını kıskananlar böyle üzerine gidiyor. Çift olarak mutlu ve sempatik duruyorlar. kadın çok güzel, adam çok yakışıklı birbirlerine çok yakışmışlar. Allah mutluluklarını daim etsin.
  • Bir çok ünlü insana aynı muamele yapılıyordur büyük ihtimalle. Hepsi benzeri videolar çekse belki insanlar kendine çeki düzen verir de o insanlar sadece ünlü insanlara değil kendi komşusuna, akrabasına da benzeri laflar etmez.
  • hayatı evlenmek, çocuk yapmak sonra da ölmek üzerine kurulu asalakların yaptığı baskının oluşturduğu serzeniş.

    tercih olarak da çocuk yapmayabilirler. neden hala "üreme iç güdüsü"nü yenemedi bu coğrafyanın insanı?
  • aynı şeyi uzun yıllar yaşadığım için anlıyorum. en sonunda birine çıkışmıştım ben yalnız. belki ben kanserim, belki ölümcül hastalığım var, belki rahmim alındı, ne diye abuk subuk sorular soruyorsunuz diye kızmıştım, susturmuştum ki ben zaten çok acı çekiyordum. düşünün bir, yıllarca çocuk sahibi olmaya çalışıyorsunuz, aşılama, vs. gırla, bir heyecan sonucu öğrenmeye jinekoloğa gidiyorsunuz, bekleme odasında 18-20 yaşlarında gencecik bir kız yanınızda. bir süre sonra beklerken ikiniz de geriliyorsunuz, usul usul ağlamaya başlıyorsunuz. biriniz; "allahım, ya hamileysem! " diye, biriniz " allahım, ya bu sefer de hamile değilsem! " diye. sonra o kız içeri girip sizin uğruna öleceğiniz bebeği aldırıyor. hem o bebeğe, hem tutunamayan bebeğinize ağlıyorsunuz bu sefer. bizi herkesle aynı yerde bekletmeyin demiştim doktora en sonunda isyan edip. buna benzer yığınla sıkıntı yaşamış ama kimsenin bundan haberi olmadığı bir kadına gidip de " neden bebek yapmıyorsunuz hala, geç kalmadınız mı? " demek kalbine bıçak saplayıp o bıçağı tirbuşon gibi çevirmektir.