kuran-ı kerim'deki çelişkiler

  • Yakın zamanda sözlükteki arkaşlardan birinin haksız bir şekilde blok yediğinw şahit oldum(kajra vaveyla). Yapmış olduğu yorumda herhangi bir hakaret olmamasına karşın bazı fikir bağnazları tarafından kendisine haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Bu başlığı açtıktan ve aşağıya yazacağım maddelerden sonra eğer olur da uçurulursam, bilin ki bu sözlükte fikir özgürlüğü diye bir şey yok. Saygılarımla....
    Bu ayetlere ayetlerle cevap verenlere cevap vermeyeceğim ;

    önemli edit: bir yazar arkadaş özelden yazarak oldukça kibar bir dille rahatsızlığını dile getirmiş. Kendisini anlayışla karşılıyorum ve tekrar ediyorum; benim burada yapmak istediğim ne kutsallarınıza dil uzatmak ne de sizi kışkırtmak. Özelden mesaj atan kıymetli yazar arkadaşımızın zannettiği gibi ateist değilim ben. bilinemezciliğe inanıyorum. yüzde yüz var olduğunu ya da olmadığını söylemek bana göre mümkün değildir. benim bu başlığı açma sebebim söz konusu uçurulan arkadaşın sadece bir ayetten alıntı yapıp değiştirmeden, oynamadan, yorum yapmadan paylaşmış olması ve akabinde sözlükten atılması. bu olay vuku bulmasaydı bu paylaşımı asla yapmazdım ancak benim ve bu yazar arkadaş gibi olan insanların fikir özgürlüğünü kısıtladığı için ben de bir sitem niteliğinde bu maddeleri sizlerle paylaşma gereği duydum. yoksa bunları kendi arşivimde tutar, kimseyle de paylaşma zorunluluğunu hissetmezdim. ateistlerin salakça tavırlarla ateizmi yayma çabalarıyla bir görmeyin bu paylaşımımı. hatta olur da içinizden bir arkadaş bu maddeleri tek tek cevaplayabilir ise, belki de kafamdaki sorular da kalıcı olarak yok olacaktır.

    edit: özellikle adamkarga isimli yazarı ön saflara davet ediyorum, keza kendisi uçurulan yazarın hakaret ettiği gerekçesiyle uçurulmasını desteklemiş. Buyrun efendim, inancınıza olan sonsuz saygımla buradayım, alta yazdıklarım tamamen kutsal kitaptan alıntı olup hiçbiri kasıtlı olarak değiştirilmemiş, üzerinde oynanmamıştır.

    edit2: transporter isimli yazara da, bahsettiği olayla ilgili bir video linki bırakıyorum ; https://www.youtube.com/watch?v=pWh-AuTDtTc

    edit3: Görünen o ki bazı arkadaşlarımız kitabı bugüne okumamış bile. Yazmış olduğum ayetlere karşılık bana tefsir kaynakları tavsiye ediyorlar. İlginiz için teşekkür ederim ancak kendi kutsal kitabınız hakkında pek bir bilginiz yok ki bana bizzat cevap verme yerine tefsirleri tavsiye ediyorsunuz. Ancak tefsir dediğiniz şey yine insanlar tarafından yorumlanan açıklamalardır. Bu mantıkla gidecek olursak Yaşar Nuri Öztürk ve Adnan Oktar gibi şahsiyetlerin de sözlerinin bir mühür niteliğinde değeri vardır. Ben size direkt kutsal kitaptan kaynak gösteriyorum ve direkt kitap üzerinden cevap vermenizi istiyorum. Ha eğer ayetler kendi başına anlaşılamaz, yorum yapılması gerekir diyorsanız, o zaman herkes tarafından anlaşılamayan bir kitap olduğunu iddia ediyorsunuz ki bu da ''tüm insanlığa gönderilmiş'' bir kutsal kitap için doğru bir tespit olamaz.

    tam 47 madde sıraladım ve bu maddelerin 7 tanesi bugünkü bilimsel gerçeklere tamamen zıt olanlar.


    1- İslama inanmayanlar cennete gidebilir mi?

    kim islam'dan başka bir din ararsa, bu kendisinden asla kabul edilmeyecek ve o ahirette de kaybedenlerden olacaktır. (al-i imran suresi 85. ayet.)

    şüphesiz iman edenler; yani yahudilerden, hıristiyanlardan ve sâbiîlerden allah'a ve ahiret gününe hakkıyla inanıp sâlih amel işleyenler için rableri katında mükâfatlar vardır. onlar için herhangi bir korku yoktur. onlar üzüntü çekmeyeceklerdir. (bakara suresi 62. ayet)

    2- Şirk bağışlanır mı?

    nisa suresi 116. ayet: allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz, ondan başkasını dilediği kimseler için bağışlar. allah'a ortak koşan büsbütün sapıtmıştır.

    bakara suresi 54. ayet: hani musa, kavmine: "ey kavmim, gerçekten siz, buzağıyı (tanrı) edinmekle kendinize zulmettiniz. hemen, gerçek ilahınıza tevbe edip nefislerinizi öldürün: bu, yaratıcınız katında sizin için daha hayırlıdır" demişti. bunun üzerine (allah) tevbelerinizi kabul etti. şüphesiz o tevbeleri kabul edendir, bağışlayandır.

    3- Köleliği yasaklamıyor. İlgili ayetler ;

    Köleliği yasaklamıyor. (Bakara: 177-221), (Nisa: 24-25-36-92), (Maide: 89), (Tevbe: 60), (Nahl: 71-75), (Muminun: 5-6), (Nur: 33-58), (Ahzab: 26-50-52-55), (Mucadele: 3), (Mearic: 29-30), (İnsan: 8 ), (Beled: 12-13), (Rum: 28)

    4-Kadına şiddete izin veriyor ;

    Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılmasına bağlı olarak ve mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar. Sâliha kadınlar Allah'a itaatkârdırlar. Allah'ın korumasına uygun olarak, kimsenin görmediği durumlarda da kendilerini korurlar. (Evlilik hukukuna) baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve onları dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür.(Nisa34)

    5-Her canlıdan çift yarattık denilir ama günümüzde bakteriler ve tek hücreli hayvanlar keşfedildi.

    Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.(Zariyat49)

    6- Oruç meselesi ;

    Oruç gecesinde kadınlarınızla birleşmek size helâl kılındı. Onlar sizin için elbisedir, siz de onlar için elbisesiniz. Sizin kendinize hıyanet etmekte olduğunuzu Allah bilmiş, tövbenizi kabul etmiş ve sizi bağışlamıştır. Şimdi artık onlarla birleşin ve Allah'ın sizin için yazdığını isteyin. Fecirden siyah ip beyaz ipten sizin için ayırt edilir hale gelinceye kadar yiyin ve için, sonra orucu geceye kadar tamamlayın. Mescidlerde ibadete çekilmişken kadınlarla cinsel ilişkide bulunmayın. Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır; sakın bu sınırlara yaklaşmayın. Allah âyetlerini insanlar için işte böyle açıklar. Umulur ki sakınırlar.

    Bugün güneşin birkaç dakikada doğup battığı bölgler var. sanırım bu ibadetten muaf kılınmış orada yalayanlar ya da dünyanın yuvarlak olduğu bilinmiyor.

    7-İlk müslüman kim?

    Birçok ayet birbirini yalanlıyor. İlk müslümanın Muhammed, Musa ve İbrahim olduğuna dair ayrı ayrı ayetler var. Hangisi belli değil. (A'raf: 143), (En'am: 163), (Ali İmran: 67)
    .
    8-Akıl almaz işkence yöntemleri ;

    Allah'a ve peygamberine karşı savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası ancak ya öldürülmeleri veya asılmaları yahut el ve ayaklarının çapraz olarak kesilmesi ya da bulundukları yerden sürgün edilmeleridir. Bu, onların dünyada uğradıkları aşağılayıcı cezadır. Âhirette ise onlar için büyük bir azap vardır.

    9-Sizin dininize inanmayıp etrafınızda yaşayanları bulduğunuz yerde öldürün diyor. Hani zorlama yoktu?

    Onları yakaladığınız yerde öldürün; sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i Harâm civarında onlar sizinle savaşmadıkça siz de orada onlarla savaşmayın. Şayet sizinle savaşmaya kalkışırlarsa o zaman onları öldürün. İşte kâfirlerin cezası böyledir!

    10- Evlatlık ile nikah ;

    Bir zaman, Allah'ın kendisine lutufta bulunduğu, senin de lutufkâr davrandığın kişiye, "Eşinle evlilik bağını koru, Allah'tan kork" demiştin. Bunu derken Allah'ın ileride açıklayacağı bir şeyi içinde saklıyordun, kendisinden çekinme hususunda Allah'ın önceliği bulunduğu halde sen halktan çekiniyordun. Zeyd onunla beraber olduktan sonra müminlere, evlâtlıklarının -kendileriyle beraber olup ayrıldıkları- eşleriyle evlenmeleri hususunda bir sıkıntı gelmesin diye seni o kadınla evlendirdik. Allah'ın emri elbet yerine getirilecektir.

    11- Evlenme yaşı için hiçbir sınır yok, kitabın hiçbir yerinde buna dair bir bilgi verilmemiş.

    12- Tarihi bir olay anlatırken Meryem'leri karıştırıyor. Kur'an'da “Ey Harun'un kız kardeşi” diye hitap etmişlerdir. Halbuki bu iki Meryem birbirinden tamamen bağımsızdır. İsa'nın annesi olan Meryem'in Harun isminde bir kardeşi olmadığı gibi, bu iki Meryem'den ilki, diğerinden yaklaşık 1700 yıl önce yaşamıştır. (Meryem: 28)

    13- Bir savaşta kaç müslümanın kaç kafire denk geldiğini anlatan ayeti hemen bir sonraki ayet yalanlıyor. (Enfal: 65-66)

    14-Kadına savaşta "ganimet" diyor. (Nisa: 4)

    15- Güneşin sabit durduğu bilinmiyor. (Enbiya/33)

    O, geceyi, gündüzü, güneşi, ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.

    16- Allah pek çok ayette beddua ediyor, hatta bazılarında kendi kendine "Allah onları kahretsin" diyor. (Munafikun: 4), (Tevbe: 30)

    17-Peygamber tanrılaştırılıyor. (Ahzab56)

    Allah ve melekler peygambere salât ediyorlar; ey iman edenler, siz de ona salât ve selâm okuyun.

    18- Bir ayette ganimetlerin tamamı peygamberin diyor, cihatçılar savaşı reddedince "ganimetlerin 5'te 1'i peygamberin" ayeti geliyor. (Enfal: 1-41)

    19- Mahşerde Allah şefaat etmez diyen ayet de var, eder diyen de. (Bakara: 48), (Zuhruf: 86), (Necm: 26), (Zümer: 43)

    20- Kötülük Allah'tan mı gelir?

    Nisa -78. Nerede olursaniz olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size yetişecektir. Onlara bir iyilik gelirse: “Bu Allah'tandır” derler, bir kötülüğe uğrarlarsa “Bu, senin tarafındandır” derler. De ki: “Hepsi Allah'tandır”. Bunlara ne oluyor ki, hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar?

    Nisa-79. Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gönderdik, şahid olarak Allah yeter.

    21- Kur'an'daki Gaflar: (Allah'a ait olmadığı açık olan Ayetler)

    Hud-2. Allah'dan başkasına kulluk etmeyin. Ben size O'nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim.

    Şura-10. Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah'a aittir. İşte bu, Rabbim Allah'tır. Yalnız O'na tevekkül ettim ve ancak O'na yöneliyorum.

    Tevbe-30. Yahudiler, “Uzeyir Allah'ın oğlu” dediler, Hıristiyanlar da “Mesih Allah'ın oğlu”, dediler. Bu onların kendi ağızlarıyla uydurdukları sözlerdir. Daha önce inkara sapmış olanların sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da saptırıyorlar!

    Zariyat-51. Allah ile beraber başka bir tanrı edinmeyin. Zira ben size O'nun tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.

    En'am-104. Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır.Ben başınızda bekçi değilim.

    En'am-114. Allah'tan başka bir hakem mi arayayım ki siz her muhtaç olduğunuz şeyi bildirip açıklayan kitabı, o indirmiştir. Kendilerine kitap verilenler de bilirler ki o, senin Rabbin tarafından gerçek olarak indirilmiş bir kitaptır; artık şüphe edenlerden olma. (Sanırım de ki demeyi unutmuş)

    22- İblis melek midir, cin midir?

    Bakara-34′e göre melek, Kehf-50′ye göre ise cindir.

    Bakara-34. Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.

    Kehf-50. Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis'ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis'i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!


    23- Allah her şeyi bilir mi?

    Gaybı bilen yalnızca Allah'tır” ayetlerine rağmen Enfal/ 65-66 da Allah'ın bir müslümanın kaç düşmana bedel olduğunu ancak savaştan sonra bilebildiği anlaşılıyor.

    Enfal-65. Ey Peygamber! Müminleri cihada teşvik eyle. Eğer sizden sabredecek yirmi kişi olursa ikiyüze galip gelirler ve eğer sizden yüz kişi olursa kafirlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar hakkı ve akıbeti düşünmeyen anlayışsız bir kavimdirler.

    Enfal-66. Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. O halde sizden sabredecek yüz kişi olursa ikiyüz düşmana galip gelirler, sizden bin kişi olursa Allah'ın izniyle ikibin düşmana galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.

    24- Allah gönderdiği kanunları, hükümleri değiştirir mi?9

    Bakara-106. “Herhangi bir Ayet'in hukmunu yururlukten kaldirir veya unutturursak, onun yerine daha hayirlisini veya benzerini getiririz. Allah'in herseye gucunun yettigini bilmezmisin? “

    Hac-52. Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Nahl-101. Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber'e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır, onların çoğu bilmezler.

    Rad-39. Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O'nun yanındadır.

    Aşağıdaki ayetlerde ise farklı söylenir;

    Fatır-43. “… Hayır! sen Allah'ın kanununda değişiklik bulamazsın. Sen Allah'ın kanununda asla bir döneklik bulamazsın. “

    Feth-23. “… Allah kanununda hicbir degişiklik bulamazsınız. “

    NOT : Zakir Naik diye tanınan bir hintli davetçi var ve bu 2 ayetle ilgili çok komik bir lafı var. diyor ki tanrı her ayeti o an cereyan eden olaylarla veya problemlerle indirmiştir. Peki ben şimdi soruyorum ; aradan 1400 yıl geçti ve hiç dini bir problem çıkmadı mı? niye ayet inmiyor hala? bugün hala din alimlerinin cevaplayamadığı miras, evrimsel, ya da bilimsel olaylar oldu. neden bu konularla ilgili bir ayet inmedi? haa pardon son peygamberdi di mi?

    25- Peygamberler eşit mi yoksa üstün olanı var mı?

    Bakara-285 'te Peygamberler arasında fark olmadığı söylenirken, aynı surenin 253. ayetinde; “İşte bu peygamberlerin bir kısmını diğerlerine üstün kıldık..” denir.

    Bakara-285. Peygamber de, iman edenler de O'na indirilene inandı. Hepsi de Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman etti. “O'nun peygamberlerinden hiçbirinin arasında fark görmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Affını dileriz ey Rabbimiz, Dönüş sana'dır” dediler.

    Bakara-253. İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah'ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir.

    26- Allah insan gibi yemin eder mi?

    Naziat suresi de şöyle başlar: “(1) Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun, (2) Canları kolaylıkla alanlara and olsun, (3) Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun, (4-5) Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun “.

    Ayrıca Kur'an Allah'ın yeminleri ile doludur. Arapların çok yemin ettiği özelliği bilinir de Allah'ın bu kadar çok yemin etmesi anlaşılmaz. Yoksa bu yeminler Muhammed'in yeminleri midir?

    27- Büyüyünce hayırsız evlat olacağı sanılan çocuğun öldürülmesi:

    Kehf-80. ” Oğlana gelince, onun ana-babası mümin kimselerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkara sürüklemesinden korktuk.”

    Hiçbir suçu olmayan bir çocuğu, ilerde anne-babasına karşı kötü davranma ihtimali nedeniyle öldürmek ne derece haklı bir gerekçedir?
    Sanki bütün hayırlı anne-babaların hayırsız çocukları öldürülüyormuş gibi aktarılan bu maval doğru mudur?

    28- Yer ve gök kaç günde yaratılmıştır?

    6 günde : (Araf-54) (Yunus-3) (Hud-7) (Furkan-59)
    8 günde : (Füssilet/ 9-12)

    29- İnananlar Muhammed'in kulu mu?

    Zümer-10. Kul ya ıbadillezıne amenütteku rabbeküm lillezıne ahsenu fı hazihid dünya haseneh ve erdullahi vasiah innema yüveffes sabirune ecrahüm bi ğayri hısab

    Ayet, “De ki ey inanan kullarım” ile başlıyor.

    De ki: 'Ey iman eden kullarım, Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vardır. Allah'ın arz'ı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir.'

    Muhammed, inananlara “kullarım” diye sesleniyor. Bazı meal tahrifatçıları bu hatayı kamufle edebilmek için mealin başın “Bizim adımıza de ki” ya da “tarafımdan söyle” gibi ilaveler yapmışlar. Halbuki Arapçasında bunlar yok. Bazıları da “Kullarım” değil, “kullar” olarak çevirmiş.

    Eğer Kur'an'ı Allah gönderseydi ayette Allah'ın “de ki” demeyip direk kendisinin söylemesi gerekirdi. Ya da “İnanan kullarıma de ki” şeklinde olmalıydı.

    Aynı ifadeyi Zümer-53′de de görmekteyiz:

    Zümer-53. De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

    30- cehennemde ne yenilecek?

    gaşiye 6/7 / onlar için kuru, dikenli bir bitkiden başka yiyecek yoktur.
    o da ne besler ne de açlığı giderir.

    hakka36 / yananların akıntısından başka yiyeceği de yoktur!

    saffat62-66/ bu mu daha iyi bir ikramdır yoksa zakkum ağacı mı?
    biz o zakkumu zalimler için bir sınama aracı yaptık.
    o, cehennemin ta dibinde yetişen bir ağaçtır.
    tomurcukları sanki şeytanların kelleleri gibidir.
    zalimler mutlaka onu yiyecekler, karınlarını onunla dolduracaklar.

    31- Tatlı suda inci ve mercan yetiştiği (bilimsel olarak mümkün değildir)

    Rahman suresi 19-22 ayetleri ile Furkan suresi 53. ayetinde geçen iki denizin birbirine salındığı-karıştırıldığı ama aralarında bir engel olduğunu yazan ayetlerde denizlerden birinin suyunun içilebilen tatlı su olduğu, diğerinin acı ve tuzlu su olduğu yazılıdır. Rahman-22′de her ikisinde de inci ve mercan yetiştirildiğini yazar. Halbuki tatlı suda inci ve mercan yetişmez. Suni olarak inci yetiştirilse bile mercan hiç yetişmez.

    32- Hayvan, bitki, coğrafi şekil ve besinler Ortadoğu'ya özgü.

    33- Rüzgar olmasa gemiler durur diyor, neden? çünkü o zamanlar daha motorlu gemiler yok.

    Denizde (yelkenlerini) bayraklar gibi (açarak) süzülüp giden gemiler de O'nun kudretinin kanıtlarındandır.

    O dilese rüzgârı dindirir de gemiler denizin üzerinde hareketsiz kalıverirler. Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.

    34- Mekke'de ayetler barışçılken Medine'de şiddete teşvik eden ayetler iniyor, neden? nedeni tabi ki ''güç''

    35- Araf(7)/80,81,84. Lut'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: “Sizden önce alemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?”
    “Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz.”
    Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık. Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.

    Eşcinselliğin daha önce hiçbir alemde gerçekleşmediği söylenmiş… Alemler içinde hayvanlar alemi de bulunur. Bugün 1500 hayvan türünde eşcinsellik gözlemlenmiş ve 500'den fazlası akademik makalelerde yayımlanmış. Demek ki hür iradeden yoksun olan hayvanlarda, eşcinsellik o ana dek yoktu; ilginç. Ayrıca günümüz bilimi eşcinselliğin tercihen oluşmadığını, genler veya anne karnında maruz kalınan hormonal etkenler temelli kendiliğinden oluştuğunu söylemektedir. Bu arada bu ve benzer Kuran ayetlerinde, doğal olan ve WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından da onaylı bir psikolojik rahatsızlık olmayan eşcinselliği aşağılama ve halkı bu masum kişilere karşı kin ve nefrete teşvik etme de görülüyor ki günümüzde bilimle hareket eden ülkelerde bu ağır bir suçtur.

    36- Meryem(19)/27,28,29,30. Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!”
    “Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.”
    Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. “Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?” dediler.
    Bebek şöyle konuştu: “Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. Bana kitabı (İncil'i) verdi ve beni bir peygamber yaptı.”

    Burada galiba Hz. Harun ve Hz. Musa'nın kardeşi olan Meryem ile Hz. İsa'nın annesi karıştırılmış. Çünkü Hz. Meryem'in Harun diye bir kardeşi yoktur.

    37- Nahl(16)/101. Biz bir ayeti değiştirip yerine başka bir ayet getirdiğimiz zaman -ki Allah neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber'e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır, onların çoğu bilmezler.

    Her şeyin en doğrusunu önceden bilen Allah, sonradan bazı ayetleri yenileriyle değişmiş; ama neden. Geçmişi ve geleceği bildiği halde neden gerek duymuş. Ve peygamberi de zor duruma sokmuş sanki.

    38- Rahman(55)/19,20. (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.
    (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.
    Furkan(25)/53. O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.

    İlginç… Bilime ve normal gözlemlere göre bu tip tüm denizler seyrelerek karışmaktadır. Yani aralarında bir engel varmış gibi karışmamaları kesinlikle yanlıştır. Özellikle karışma olmadığı sanılan Cebelitarık için: http://goo.gl/BpzYT

    39- Nahl(16)/36. Andolsun biz, her ümmete, “Allah'a kulluk edin, tâğûttan kaçının” diye peygamber gönderdik.

    Her ümmete (veya kavme) peygamber gönderildiği yazılı bu ayette, Kızılderililer unutulmuş olmalı. Kendilerine has farklı inançlara sahip ırk, Amerika Kıtası'nın keşfiyle bulunduklarında ne İslamiyet'i ne Hıristiyanlığı ne de benzer bir inancı duymuşlardı.

    40- Zina yasak mı, değil mi?

    Müminun(23)/5,6. Onlar ki, ırzlarını korurlar.
    Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.

    Bu surede genelde müminlerin özelliklerinden bahsedilmektedir. Bu ayetlerde de müminlerin sadece eşleriyle değil, cariyelerle ilişkilerinde de ırzlarının korunduğu ve kınanmayacakları belirtiliyor.

    41- önce yer mi yaratıldı yoksa gök mü?

    naziat suresi 27-33 / ﴾27﴿ şimdi, sizi yaratmak mı daha zor yoksa göğü yaratmak mı? onu allah yaptı.
    onu yükseltip kusursuz olarak şekillendirdi.
    gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı.
    bundan sonra da yeryüzünü döşeyip yaydı.
    yerden suyunu ve bitkisini çıkardı.
    dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.
    hepsi sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.

    fussilet 10-11 / arz üzerinde sarsılmaz dağlar oturttu, orayı bereketli hale getirdi; gerekli besinlerini orada -bunlara ihtiyacı olan varlıklar için eşit derecede olmak üzere- uygun ölçülerle yarattı. (bütün bunlar) dört devirde oldu. dahası o, duman halinde olan semaya iradesini yöneltti; ardından ona ve arza, "isteyerek veya istemeyerek (varlık sahnesine) gelin!" buyurdu. "isteyerek geldik" dediler.

    42- Enam-146. Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık.
    Ali İmran-93. Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in (Yakup'un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz,haydi Tevrat'ı getirip okuyun.“

    Mantığa bakar mısınız; “Yakup peygamber deve etini kendisine haram ettiği için tüm Yahudilere haram edildi ama o bizim için geçerli değil” deniliyor.
    “Türkler fasulye yiyemez, diğerleri yiyebilir” gibi bir hüküm olabilir mi?
    Böyle bir tanrı anlayışı, böyle bir mantık olabilir mi?

    43- 19- ahirete inanmayanlara ne yapmalı?

    casiye 14/ iman edenlere söyle de allah'ın (yargı) günlerine inanmayanları bağışlasınlar; çünkü (böyle) bir topluluğu, hak etmeleri yüzünden allah cezalandıracaktır.

    tevbe 29/
    ehl-i kitap'tan allah'a ve âhiret gününe inanmayan, allah ve resulünün yasakladığını yasak saymayan ve hak dine uymayan kimselerle, yenilmiş olarak ve kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.

    not : 19. madde ile ilgili daha önce de söylediğim gibi şu eklemeyi yapmak istiyorum. casiye suresi mekke'de, tevbe suresi medine'de inmiştir. mekke'de inenler barışçıl bir dille yazılmış çünkü peygamberin etrafında hiç müridi yok ve askeri açıdan hiçbir şeyi yok. ancak, medine'de inen ayet oldukça agresif ve özgür düşünceye ters bir dille yazılmıştır yani peygamberin maddi ve manevi açıdan güçlü olduğu dönemler. buda iki farklı şekilde inen ayetlerin dilinin farklarından sadece bir tanesi.

    44- imansız anne-baba'ya ne yapmalı?

    lokman suresi 15/ eğer anne baban, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için seni zorlarlarsa bu durumda onlara uyma ama yine de onlara dünyada iyi davran; yüzünü ve özünü bana çevirenlerin yolunu izle; dönüşünüz yalnız banadır, o zaman yapıp ettiklerinizin sonucunu size bildireceğim.

    tevbe 23/ ey iman edenler! şayet inkârı imana tercih ederlerse, babalarınızı ve kardeşlerinizi dahi dayanıp güvenilecek dostlar edinmeyin. içinizden kimler onları dost edinirse, işte kendilerine kötülük edenler bunlardır.

    not: bu ayetler de iki farklı şehirde inmiştir ve pasif olan ayet yine mekke'de , agresif olan ayet is medine'de inmiştir.

    45- kuran'ı herkes anlayabilir mi?

    ali imran 7/ sana kitabı indiren o'dur. onun (kur'an) bir kısım âyetleri muhkemdir, ki bunlar kitabın esasıdır; diğerleri ise müteşâbihtir. kalplerinde eğrilik bulunanlar, fitne çıkarmak ve onu (kişisel arzularına göre) te'vil etmek için ondaki müteşâbihlerin peşine düşerler. halbuki onun te'vilini ancak allah bilir; bir de ilimde yüksek pâyeye erişenler. derler ki: ona inandık, hepsi rabbimiz katındandır. (bu inceliği) yalnız aklıselim sahipleri düşünüp anlar.

    not: burda bana göre bir itiraf hatta bir kaçış var. yani surelerin hepsine aklımız ermez onları yalnızca tanrı bilir diyor. peki sadece onun bilebileceği ya da anlayabileceği bir ayetin kime ne faydası var, yazılış amaçları nedir o zaman? hani bu kutsal kitap ümmete gönderilmişti? herhalde o zamanlar açığını yakalayan zeki kişiler ayetlerdeki noksanlıkları fark edip kendisini sorguya çekmiş olmalı.

    46- peygambere ödeme yapılır mı?

    enfal41/ allah'a ve ayırım günü yani iki topluluğun karşılaştığı gün kulumuza indirdiğimize iman etmişseniz biliniz ki ganimet olarak ele geçirdiğiniz her şeyin beşte biri allah'a, peygambere, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. allah her şeye kadirdir.

    şura23/ allah'ın, iman edip dünya ve âhirete faydalı işler yapan kullarına verdiği müjde işte bu! de ki: "sizden yakınlığa sevgi duymanızdan ''başka bir karşılık istemiyorum''." kim çaba harcayıp bir iyiliği gerçekleştirirse bu konuda ona daha büyük güzellikler bahşederiz. şüphesiz allah çok bağışlayıcıdır ve iyiliği asla karşılıksız bırakmaz.

    47- ALLAH ACELE EDEN VE ACELE ETMEYEN OLARAK GÖSTERİLİR HANGİSİ DOĞRU


    NİSA-12..Bütün bunlar, Allah'tan birer emirdir. Allah her şeyi bilen,CEZALANDIRMADA ACELE ETMESEDE ihmal etmeyendir.


    ENAM-165..O, sizi yeryüzünün halifeleri yapan ve sizleri verdiği şeylerle denemek için kiminizi kiminize üstün kılandır. Şüphe yok ki, Rabbin ÇABUK CEZALANDIRAN ve yine şüphe yok ki, O tek bağışlayan, tek merhamet edendir.
  • Üst edit: Öncelikle burası bir forum değil. ki bir çok forumda ve internet sitelerinde bu konuda tatmin edici ve çokça bilgide var. Ancak kah o bilgilerden yaptığım alıntılarla, kah kendi sözlerim ve yorumlarımla kısaca “tebliğ” adına sorularınızı cevaplayacağım. Ki size “hiç yol göstericiniz olmadı mı” diye sorulduğunda “hayır” cevabı ihtimalini ortadan kaldırmak için.

    Sözlükte bildiğim kadarıyla ikinci kere tekrarlanan başlıktır. Yazdıklarınız yine “cımbızlayarak” çekilen ayetler olmakla birlikte ne bir çelişki ne de bilimselliğe aykırı bir durum söz konusudur.
    Aradığınız soruların cevapları Fahruddin er razi’nin şu tefsirinde eksiksiz olarak var. Ayrıca Elmalı tefsirini de öneririm.
    birinci çelişki iddianıza yanıt verip bırakacağım. Çünkü sizinle tartışabilmek için zikrinizi fikirle desteklemeniz gerekmektedir. Şu anda bu konuda cahilsiniz.
    1- çelişki yoktur. Çünkü çarpıtılmamış tüm bilinen veya bilinmeyen semavi dinler kurana göre İslam’dır.
    Edit: “ hatta olur da içinizden bir arkadaş bu maddeleri tek tek cevaplayabilir ise”
    1. cevaplandı ama kabul etmediniz. diğerlerini de teker teker cevaplarım tabiki ama onları da kabul etmeyeceksiniz.
    Ayrıca, inanmadığınız bir kitaptan delil istiyorsunuz. Esas çelişki bu.

    Edit2: bakterilere atıf yaptığınız ayet,

    düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.(zariyat49)

    E.coli’nin bazı mutantlarında erkek ve dişi hücrelerin bulunduğu ve konjugasyon sonucunda erkek hücreye ait genetik materyalin dişi hücreye geçtiği saptanmıştır. Bu olaya “rekombinasyon” adı verilmektedir.

    Edit3: Rahman Suresi 19-22. Ayetler

    Merecel bahreyni yeltekıyân(yeltekıyâni).

    1. merece : akıttı
    2. el bahreyni : iki deniz
    3. yeltekıyâni : ikisi karşılaşacak, birbirine kavuşacak

    Rahman suresinin ilgili ayetlerine diyanet mealinden bakalım:
    19. (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.
    20. (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.
    21. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    22. O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar.
    23. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
    Parantezle anlamı bozulmamış doğru meal ise ;
    19. İki denizi salmıştır; birbirlerine kavuşuyorlar.
    20. Aralarında bir engel vardır; birbirinin sınırını aşıp karışmazlar.
    21. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
    22. İkisinden de inci ve mercan çıkar.
    23. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

    İki denizin karışmaması gibi son yıllarda bilimsel olarak, sıvılardaki yüzey gerilimi bilgisine işaret eden bu ayette asla çelişki yoktur. Hatta bu ayet böyle bir bilgiye o dönemde ulaşılamaması gerçeği düşünüldüğünde tam bir Kuran mucizesidir…..
    Karıştırılan Furkan Suresi 53.ayeti ise başka bir durumu anlatır. Ve ayette tatlı suda inci mercan yetiştiğiyle ilgili herhangi bir bilgi yoktur.
    Furkan Suresi 53.ayet
    O, iki denizi salmıştır; bu taze ve tatlıdır, şu tuzlu ve acıdır. Her ikisinin arasına, karışmalarını engelleyen sağlam bir engel koymuştur.

    Edit4: kadına şiddete izin veriyor ; “hatalı çeviri”

    Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılmasına bağlı olarak ve mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar. sâliha kadınlar Allah'a itaatkârdırlar. Allah'ın korumasına uygun olarak, kimsenin görmediği durumlarda da kendilerini korurlar. (evlilik hukukuna) baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve onları dövün. eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür.(nisa34)

    Türkçede çalmak kelimesinin farklı manaları vardır. Radyo çaldım dediğinizde radyoyu kullandığınız manası da çıkar, hırsızlık yaparak çaldığınız manası da çıkar. Arapçadaki DaRaBa kelimesi de bununla yakın özellikler gösterir.

    Örneğin aşağıdaki ayette darabe fiili vazgeçmek olarak kullanılmıştır. “İdrip” emir kipidir. Aynı fiil Nisa Suresi 34. ayette emir kipi ile kullanılmıştır. Ve manası “dövün” değil “vazgeçin” olmuştur.

    Örnek kullanımı: Haddi aşan bir toplumsunuz diye mesajı size iletmekten vaz mı geçelim? (Zuhruf Suresi, 5 )

    Edit5: yer ve gök çelişki iddiası,

    Naziat ve Fussilet surelerinde geçen ifadelerden yola çıkarak iki farklı yerde yerin ve göğün yaratılışıyla ilgili farklı bir sıralamanın olduğu iddia edilmektedir. Bu farklılığın bir çelişki olduğu söylense de, gerçek iddia edildiği gibi değildir. Aslında yerler ve göklerin yaratılmasında bir sıralama yoktur. İkisi de aynı anda yaratılmıştır. Enbiya suresindeki bir ayette şöyle bildirilmektedir:

    O inkâr edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, biz onları ayırdık …. (21 Enbiya, 30) Bu ayette göklerle yer iki kelime olarak yanyana geçtiğinde Evren-Herşey anlamındadır. Sonsuz yoğunluk ve sıfır hacim sahibi TEK bir noktanın patlamasıyla (BIGBANG) yaratılmayı anlatan bir Kuran mucizesidir.
    Daha sonrasında göğün düzenlenmesinden bahsedilir.

    Edit6:

    İlk müslüman kim?

    birçok ayet birbirini yalanlıyor. ilk müslümanın muhammed, musa ve ibrahim olduğuna dair ayrı ayrı ayetler var. hangisi belli değil. (a'raf: 143), (en'am: 163), (ali imran: 67)

    Konuyla ilgili ayetler,

    Bana gerçekten müslüman olanların ilki olmam emredildi ve: Sakın müşriklerden olma.” (denildi.) [En’am Suresi (6/14]

    “O’nun hiç bir ortağı yoktur. Ben böyle emrolundum ve ben müslüman olanların ilkiyim.” [En’am Suresi (6/163]

    “Doğrusu biz, iman edenlerin ilki olduğumuzdan dolayı Rabbimizin bizim hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz.” [Şuara Suresi (26/51]

    “Ve ben, müslümanların ilki olmakla da emrolundum.” [Zümer Suresi (39/12]

    De ki: “Allah doğru söyledi. Öyleyse Allah’ı bir tanıyan (Hanif)ler olarak İbrahim’in dinine uyun. O, müşriklerden değildi.” [Âli İmran Suresi (3/95]

    Bu ayetlerde farklı Peygamberler “müslümanların ilki olmakla da emrolundum” demektedirler.

    Bu durumda 1. Sıradaki iddianıza benzerdir. Her peygamber kendi döneminin ilk müslümanıdır. İslam’a göre iman etmiş her kişi müslümandır. Bu durumda yine ilk müslüman Adem peygamberdir. Bu da bir çelişki değildir. Kuran-I Kerim’de çelişki olmaz.
  • (bkz: tefsir) : sözlük anlamı açıklamak, yorumlamak olan, kuranın lafzını, sözün söyleniş biçimiyle neyin kast edildiğini açıklayan islam bilimidir.
    Bunun yanında (bkz: kelam) : dini konulara izah ve ispat getirmeye çalışan ilimdir.
    (bkz: fıkıh) : kelime anlamı bir şeyin iç yüzünü ve inceliklerini anlamaktır. Bu ilmin konusu da genellikle ilmihal ve İslam hukukudur.
    Bu dallardan faydalanarak sorularınıza cevap bulabilirsiniz.
    Ben de sorularınıza cevap olabilecek, önerebileceğim kitapları tefsirleri buraya ekleyeceğim. Gerçi amaç bir cevaba ulaşmak mıdır, emin değilim.
  • morci'nin de dediği gibi tefsir fıkıh kelam ilimlerinden bağımsız olarak kuran'dan cımbızlayarak ayetlerin yazılmış olması, amacın cevaba ulaşmak olmadığını net bi şekilde gösterir -ki az önce bir meal kitabından bahsedilen ayetleri açayım dedim, açtığımda gördüm ki ayetin altına bile gereken açıklama yazılmış google açmanıza bile gerek yok-. kelam, tefsir,hadis, siyer, fıkıh vs islam ilimlerini giriş seviyesinde de almış olsa, bir insanın kafasına yukarıdaki şüphe(!)lerin hiçbiri takılmaz. bu ilimlerden habersiz olan ve kafasına takılan insan da google'da arattığında bu soruların yanıtlarını rahatlıkla bulabilmektedir.

    sevgili mahfuzcap, ne yazık ki müslümanlar sandığın gibi hiçbir şeyi sorgulamayan bir aptal sürüsü değildir. bu şekilde samimiyetten uzak, art niyetle yapılmış provokeler biraz eskide kaldı.

    sana tavsiyem biraz daha kendini geliştirerek bu şüpheleri(!) değil, bunlara yüzyıllar boyunca ömrünü ilme ve bilme adamış islam düşünürleri ve günümüzde dahi bu alanda birçok çalışması mevcut olan ilim ehli kimselerinin, hali hazırda bulunan -bahsi geçen tüm sorulara- verdikleri cevaplara yapacağın eleştirilerini/itirazlarını yaz. aksi halde çabaların sonuç bulmayacaktır.
  • Okumadım. Evrensel de değil bence. Deizme gönül vermiş bir insanım.
  • (bkz: ateistlerin farkinda olmadan islamı yayması)

    Bir de bu kişiler Allah'ın azabından (bkz: holy justicement) hiç korkmuyorlar mı?

    Bu zeki olmakla(bkz: kapasite meselesi) ilgili bir şey değil. Bilakis iyi olmakla ilgili.

    Zeki olanlar artık zerrece ilgimi çekmiyor(hoslanma değil itimad etme anlamında). bu dünyayı da zekilerin değil iyilerin kurtaracağını düşünüyorum.

    Bunu gerçekten düşünüyorum.
  • “Kesin olarak bilesiniz ki bu zikri (vahyi, Kur'an’ı) kuşkusuz biz indirdik ve onu mutlaka koruyan da yine biziz.” (Hicr, 15/9)

    “Biz bir ayeti siler veya onu unutturursak yerine daha iyisini ya da benzerini getiririz…” (Bakara, 106)

    Çıkmaz ve ikilemleri sevdiğim için bu ayetler ışığında şöyle bir düşüncem oldu; bir insan sadece bu ayetleri değiştirmiş olsa kuran'ın değiştirlmediğine delil gösterilecek ayetler değiştireni işaret eder. yani iman edilen şey bilgi mi, inanç mı? bence her ikisi de...

    hıristiyan bir arkadaşımın kur-an hakkında en beğendiği şey kitabın bir tane olmasıydı. kendimce anladığım, ben ne kadar çıkmaz ararsam arayayım inanmayan da objektif geldiğinde bir farkı görüyordu.

    yukarıdaki sorulara okuyan herkesin kendince bir cevabı ve çıkarımı vardır. çıkmaza girenlerle bazen allah alay ediyormuş gibime de geliyor. yaşamadım değil.

    'size apaçık bir nur indirdik.' (nisa, 175)

    ekleme: sadece 'her şeyden iki eş yarattık.' ayetine parantezden (dişili erkekli) ötürü mikrop, bakteri diye bir zıtlık bulunuyor. neden cinsiyet devreye giriyor anlamıyorum ? takılacak olsam her şey denildiği için taş, sopa, yıldız vs. her şeyi kapsayacak şekilde bakardım.
    bitkilerde cinsiyet ve eşeyli üreme beni fazlasıyla heyecanlandırmıştı. ayeti taksonomiye göre mi değerlendirmeli bilemedim.
  • İlk entrimde bazı İddialarınızı yanıtlamaya çalıştım. Orası çok uzadığı için anlama kolaylığı bakımından bundan sonrakileri vakit buldukça ayrı gruplar halinde cevaplayacağım inşallah.

    Zariyat (51) Suresi 49.ayeti:
    Zariyat suresinin 49. ayeti bilimsel olarak hatalıdır. Bu ayette her CANLInın çiftler halinde yaratıldığı söyleniyor ve bugün biz her canlının çiftlerden oluşmadığını biliyoruz iddiasına ikinci cevap.

    Türkçe transkripsiyonu…..

    Vemin kulli şey-in ḣalaknâ zevceyni le’allekum teżekkerûn(e)

    1. ve : ve

    2. min kulli şey’in : herşeyden

    3. halaknâ : biz yarattık

    4. zevceynî : ikili, çift

    5. lealle-kum : umulur ki böylece siz

    6. tezekkerûne : tezekkür edersiniz, öğüt alır düşünürsünüz

    Meali

    Öğüt almanız için de herşeyi çiftler halinde yarattık.

    Bu ayette canlı kelimesi kesilinkle geçmemektedir (ne meallerde ne de Arapçasında). Canlıyı Arapçada ifade eden kelime ”hayyin” dir. Bu kelime mesela enbiya suresinin 30. ayetinde geçmektedir. Zaten Türkçedeki ”hayat” kelimesi Arapça kökenli bir kelimedir ve aynı kökten gelmektedir.

    Halbuki zariyat suresinin 49. ayetinde ”her şey” (min kulli şey’in) diye geçiyor. Allah ”her şeyi çiftler halinde yarattık” diyor. Eğer ayette canlı kast edilmiş olsaydı bu tıpkı başka ayetlerde geçtiği gibi açıkça yazardı. Demek ki Allah burda başka bir şeyi kast ediyor. Allah bu ayette genel olarak her şeyi kast ediyor. Her şey maddeden oluştuğu için bu ayet maddeden bahsediyor.

    Bir başka ayette maddenin kast edildiği daha rahat anlaşılmaktadır. Yasin suresinin 36. ayetinde Allah şöyle buyuruyor:

    ”Yerin bitirdiklerinden, kendi cinslerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden türlü çiftleri yaratan Allah münezzehtir.”

    Bu ayet 1400 yıl önce ilerde öğreneceğimiz çiftlerden bahsediyordu. Bugün bilimin ilerlemesiyle maddenin çiftlerden oluştuğu bilinmektedir. Çiftlerden oluşmayan canlılar da maddeden oluştuğu için bu ayette bir hata sözkonusu değildir.

    Ek bilgi ;
    1928 yılında fizikçi Paul Dirac, görelilik kuramını kuantum fiziğiyle uyumlu hale getirebilmek için bir düzenleme yapmış ve elektronların davranışını açıkladığı ünlü Dirac denklemini oluşturmuştu.

    Denklemin daha geniş çapta yorumlanmaya başlanmasıyla, her bir elektronun, aynı kütle değeri fakat karşıt yükte bir ikizinin olduğu anlaşıldı. Bu anti-parçacığa pozitron adı verildi. Son yüzyılın en önemli keşiflerinden birini yaratan Dirac denklemiyle birlikte, anti madde gerçeği de doğmuş oldu. Pozitron adı verilen anti-elektron ilk kez yine aynı yıl 1932′de kozmik ışınlarda gözlendi. Buna göre doğadaki her temel parçacığa eşlik eden bir anti-parçacık bulunmaktadır. Bu buluşlarıyla Erwin Schrödinger ve Paul Adrien Maurice Dirac 1933 yılında nobel fizik ödülünü paylaşmışlardır. Bu buluşa göre;

    Her temel parçacık için, onunla aynı kütle ve spine sahip fakat zıt yüklü bir parçacık vardır.

    Deneylerle gözlemlenmiş olan 3 adet anti parçacık bulunmaktadır. Bunlar pozitron, anti proton ve anti nötrondur.

    Protona karşı anti-proton, notrona karşı anti-notron notrinoya karşı anti-notrino v.d. bulunmaktadır. Buna göre her parçacığın bir karşıt ikizi bulunuyor. Ve tıpkı elektron, proton ve nötronların maddeyi oluşturuyor olması gibi, anti-parçacıklar da anti maddeyi meydana getiriyorlar.

    Yukarıdaki bilgiler ışığında düşünüldüğünde ayette vurgulanan çiftler halinde yaratılışa 1400 sene önce işaret edilmesinin mucizeliği açık bir şekilde kendini gösterecektir.
  • Kuran ayetlerinde farklı farklı konularda örnekler verilmektedir. Bunlardan bir tanesi de gemilerin rüzgarların etkisiyle deniz üzerindeki hareketleridir. Şura Suresindeki ayette Rabbimiz şöyle buyurmaktadır.

    Denizde yüksek dağlar gibi seyreden gemiler O’nun ayetlerindendir. Eğer dileyecek olsa, rüzgarı durdurur, böylece onun üstünde kalakalırlar. Şüphesiz, bunda çokça sabreden, çokça şükreden kimse için gerçekten ayetler vardır. (42 Şura Suresi, 32-33)

    Kuran’a eleştiri getiren çevrelerce bu ayet kullanılmaktadır. Bu iddiaya göre “günümüzde gemiler teknolojinin verdiği imkanlarla artık rüzgar ile değil motor gücü ile hareket etmektedir. Dolayısıyla bu örnek geçerli değildir. Gelecekle ilgili bu durum öngörülmediği için yanlış örnek verilmiştir.”

    Bu iddia o kadar zorlama ki, art niyet veya düşünülmeden yorumlandığı aşikar. ayette verilmek istenen mesaj açıktır. Eğer bu yaşantımızda birşeyler yapabiliyorsak, ya da birşeyler oluyorsa, bunun bir sebebi var. Eğer bunu sağlayan şey ortadan kaldırılırsa, o iş-oluş da kalakalır.
    Ayette Türkçeye yelkenli olarak çevrilebilinecek gemi kelimesi geçmektedir. Bir yelkenli rüzgar olursa işler, olmazsa işlemez.
    Günümüzde gemiler isterse güneş enerjisiyle, isterse nükleer enerjiyle hareket etsinler. Yine değişen birşey yok. Bu sefer güneşin ışığı durdurulursa veya uranyum biterse, gemimiz kalakalır.

    Tabii burada anlatılan şey hayatın her alanı için de geçerlidir. Hayati bir organımız durursa yaşamımız da devam edemez. Bir uçağın veya kuşun havada kalmasını sağlayan fizik yasaları ortadan kalkarsa onlar uçamazlar.

    Kısacası buradaki “yelkenli gemi” hem “yelkenli gemiyi”, hem “diğer tüm teknolojik araçları”, hem de hayatımızdaki “bütün gerçekleştirdiğimiz veya gerçekleşen işleri” anlatmaktadır.

    Bütünün bir küçük parçası verilerek, o bütün göz önüne getiriliyor.

    Kendimizin yaptığını veya kendiliğinden gerçekleştiğini zannettiğimiz herşey, aslında Allah’ın yarattığı düzenle ve/veya yarattığı diğer şeylerle gerçekleşebilmekte. Ya da başka bir deyişle bunları Rabbimiz gerçekleştirmektedir.

  • Ayette: “Ey Harun’un kız kardeşi, senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın, utanmaz (bir kadın) değildi.” (Meryem Suresi, 28) buyurulur. Hz. Meryem için “Ey Harun’un kız kardeşi” tabiri kullanılır. Çelişki zannedilen de işte budur, yani Hz. Meryem’in Hz. Harun’un kız kardeşi olduğu zannı. Hz Musa’nın kardeşi olan Harun, Hz. Meryem’den yaklaşık 1200 yıl önce yaşamıştır ve nasıl olur da ikisi kardeş olarak nitelendirilir?

    “Ey Harun’un kız kardeşi” denilerek “Harun’un soyundan gelen” kişi anlatılmıştır. Bu ayetleri okuyan kişilerin aklında şöyle bir izlenim vardır. Hz. Harun Yahudiliği temsil ediyor ve Beni İsrail soyundan bir kişi, oysa Hz Meryem Hristiyan, nasıl olur da kardeş olarak nitelendirilirler.

    Hz. Harun ne kadar Beni İsrail soyundan ise, Hz Meryem de o kadar Beni İsrail soyundandır. Hz. Meryem’in Hz İsa’nın annesi olması dolayısıyla onun da Beni İsrail olduğu unutuluyor veya gözden kaçıyor.
  • Bakara suresinin 34. ayetinde ”meleklere” diye hitap edilirken bu hitap edilen kişilerin arasında iblisin olmasından iblisin de bir melek olduğu sonucuna varılamaz, çünkü Arapça’daki tağlib isimli sanata göre azınlığı belirtmeye gerek yoktur. Bu yüzden bu ayetten iblisin bir melek olduğu anlaşılmıyor. Dolayısıyla bu ayet başka ayetlerle çelişmemektedir.
  • Ey Peygamber, müminleri savaşa karşı hazırlayıp-teşvik et. Eğer içinizde sabreden yirmi (kişi) bulunursa, iki yüz (kişiyi) mağlup edebilirler. Ve eğer içinizden yüz (sabırlı kişi) bulunursa, kâfirlerden binini yener. Çünkü onlar (gerçeği) kavramayan bir topluluktur. (8 Enfal Suresi – 65)

    Şimdi, Allah sizden (yükünüzü) hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. Sizden yüz sabırlı (kişi) bulunursa, (onların) iki yüzünü bozguna uğratır; eğer sizden bin (kişi) olursa, Allah’ın izniyle (onların) iki binini yener. Allah, sabredenlerle beraberdir. (8 Enfal Suresi – 66)

    İki ayet dikkatli okunduğunda farklı iki durumdan söz edildiği anlaşılacaktır. 65.ayette bir Müslüman kişinin inkar eden 10 kişiye bedel olduğu bildirilmektedir. Bu kişilerin zaafsız olmaları halinde bu oran geçerlidir. Bu aynı zamanda, kesin inancın zafere etkisinin ifadesidir. Fakat 66. ayette ise zaaf halinde olanlar için farklı bir durum bildirilir. Zaaf halinde olan yüz kişinin, iki yüz kişiyi yeneceği bildirilir. İki ayet arasında bir çelişki yada bir birinin hükmünü kaldırması diye bir şey söz konusu değildir. Zaaf olmaması durumunda 65. ayetteki hükümler geçerli iken, zaaf durumunda ise 66. ayetteki hükümler geçerlidir.