küçükken istenen ama sahip olunamayan şeyler
-
Tıraş köpüğü.
Daha ne olduğunu bilmiyordum. -
(bkz: Thor'un çekici) onu da ablası kırdı. n'olcak şimdi? -
monami bilmemkaçlı pastel boya takımı.
bak yine acıdı içim. vip resim yapamadan geçti yıllar; ahh ah.
(bkz: küçükken zenginlik belirtisi olan şeyler)
bir de kutudan monami'nin stickerı çıkardı çift olarak. monami pastel boyası olanlar resim çantasına illa ki yapıştırırlardı. gizli örgüt sanki el kadar sabiler. -
saidas ayakkabı -
Benim için kaykaydir bu. Hahaha bir keresinde yıldız kaydığında bunun için dilek tuttuğumu bile bilirim. O kadar içten dilemiştim ki bunu... ama olmadı işte.
Şimdi önümde şeker portakalı kitabı var. Noel zamanı ve bizim küçük dostumuz zezé ile luis de aynı kaderi paylaşıyor.
Şimdi büyüdüm istediğim kadar kaykay alabilirim ama artık ne anlamı var. O yüzden küçük çocuklara ve onların hayallerine, dileklerine dikkat edin sayın yazarlar. Onlarda bizimle , zeze ile aynı şeyleri yaşamasınlar , onlara bir fırsat verelim, ister bu küçük çocuk bir tanıdığımız isterse sadece yoldan geçen bir çocuk olsun.. -
Lahana bebek. Saçları çilek kokulu olanından bir tanede benim olsun çok istemiştim zamanında. Olmadı. Hem tahta beşiğimin içine de pek yakışmazdı doğrusu. Sonuçta o oldukça havalı ve büyük bir bebekti. Benim oynamaktan saçları dağılmış bebeğim gibi değildi ki. -
Uzaktan kumandalı araba. -
çok garip gelecek ama küçükken herkesin kimliğinde fotoğraf var benimkinde yok diye günlerce ağlamışım. resmen sırf bu yüzden depresyona girmişim. sonuç, bir şekilde 7 yaşındayken fotoğrafım kimliğime eklenmiş. yeni kimlik alana kadar bir çok sorunla karşılaştım bu yüzden.. (bkz: inatçı keçi olmak) -
İki tane var benim böyle çok istediğim ama hiç olmayan. Biri yeni doğmuş bebek oyuncak seti. Böyle minicik bir bebek, tulumu, zıbını, biberonu, bezi falan var içinde. Hala rastlasam içim gidiyor :) onun yerine kocaman büyük bir bebek almıştı annem 8,5 milyon liraya. Hala durur vitrindeki gibi tertemiz. İsmi Laura.'*'
Biri de şu çocuk gelinlikleri. Daha doğrusu kabarık bir elbise giymek. Hiç giymedim, nasıl bi his merak ediyordum. Hala ediyorum'*'
Çok büyülü bir şeymiş gibi geliyordu çocukken. 25 milyon lira idi o zaman. Fiyatını bile unutmamışım. 90’lar işte. Çok pahalıydı o zamana göre. Yeni yeni çıkmıştı bir de. O da nasip olmadı. Annem eski tüllerden dikmişti bana bir tane oynarken giyeyim diye ama tabi kabarık olmamıştı.
velhasıl mazi çocuk kalbimde yaradır. -
uzaktan kumandalı araba ve bunu babama dediğimde dediği şey bana bebek alacağıydı ama ben araba istiyordum. hala daha istiyorum. ne var yani her kız çocuğu bebek mi oynamak zorunda. -
pringles. hala sahip olabilmiş değilim. -
spiderman'in kola takılan bi oyuncağı vardı su tabancası prensibinde ama ağ atarmışçasına kullanıyordunuz çok istemiştim onu içimde ukte kalmıştır.
edit: 10 küsür sene önce modaydı bu meğersem ağ bile atıyormuş bakın -
Muz yemektir.
Televizyonda görüp arzular olduğum, her pazarda gözümün önünde güneş gibi parıldayan sapsarı bir şeydi ve ulaşılmazımdı. -
-sanırım bu konuda da çoğu konuda olduğu gibi ütopik ve soyut kavramlar kullanacağım.-
okula pijamayla gitmek. ama nasıl? evden çıktığımda merdiven yerine kaydırak olması ve ayakkabısız bir şekilde bulut gibi pamuk pamuk veya çimenlerden yürüyüp kaydıraklardan kayarak gitmek.
gökyüzüne uzanan bir merdivenim olması ve geceleri gizlice gökyüzünde dolaşmak, yıldızlara dokunmak.
kimsenin bilmediği gizli bir dünyam olması ve arada bir orada yaşamak. vs. vs.
hala buna benzer -ütopik- ama gerçekleşme ihtimali taşıyan hayallerim yok değil.
(bkz: hayal kurmak güzeldir)
(bkz: hayalperest)
(bkz: hayalperestler derneği) -
luna park. hayatım boyunca bir defa gittim. o da benim isteğimle değildi. keşke gidebilseydim. şimdi artık umrumda değil -
benim nedense yok. o dönem maddi durumumuz yoktu ama ben öyle pek bir şey istemezdim zaten. hayal gücüm sayesinde bütün eksiklerimi tamamlayabiliyordum. sadece markete gidince gördüğüm şeyleri arada isterdim o kadar onu da her çocuk yapmıştır -
Barbie bebek, babam aptal kız itemi diye diye asla almamıştı. Herkesin vardı bir benim yoktu. Onun yerine iki siyahi bir lahana iki de safinaz bebeğim ve tuhaf boyutlarda bir dolu bebeğim vardı,
ne kadar da eşitlik görüşü aşılayan bir ailem varmış ya, neyse üçüncü sınıftayım bu yaşanırken, anneme söz verdirdim bir dönem boyunca okulistik sınavlarını tam yapacaktım karşılığındaysa dizleri 3 tık ile katlanan kolları yana açılan o barbie'yi alacaktı bana. Ve 1 dönem boyunca tam yaptım sahiden de tek yanlışım bile yoktu, ama o bebek alınmadı aynı gerekçeyle. Sözünü tutmadığı için çok büyük travmamdır bu, o kadar da istediğimden değildi belki ama etrafımdaki herkeste vardı ya, ondan. Öyle işte bir barbie'm bile olmadı sonuç olarak. -
kamyon. -
Müzik kutusu -
şu an düşünüyorum da aklıma gelmiyor. bi şey istememe özelliğimizle tanınırdık çocukken, kardeşimle. çok anlayışlı çocuklardık. her şeye sahip olduğumuz için değil ama sahip olduklarımız bize yettiği için belki de.
ama gerçekten öyle tutkuyla istediğim bir şey olmadı. isteksiz, tutkusuz bi insan mı yaptı beni bu bilmiyorum ama etkilediği kesin. kolay vazgeçiyorum misal. diretmeyebiliyorum. ya da arzularımın farkına varamadığım da oluyor, onları getçekleştirme konusunda zayıf kaldığım da. bilemedim şimdi. bu cümleler beni tanımlamaz elbette.
yanılmıyorsam ben daha çok eylem odaklı bi şeyleri istiyordum, onda da inatçı olmadım gerçi. şunu yapabilmek, bunu yapabilmek.
