kendini depresyona sokmak

  • Sıradan bir güne kalkmışsın her şey yolunda gidiyor. Televizyonun karşısına geçmiş kahvaltının keyfini çıkarıyorsun. Dışarı çıkmak için hazırlandın ve kendini çok iyi hissediyorsun. Camı yoldan geçen araçların sıçrattığı suyla kirlenmiş durakta dolmuş bekliyorsun. Yanında iki arkadaş gülüşüyor. Belki senin de hoşuna gitti ve içinden gülümsüyorsun. Tam o sırada arka kapısından 4 kişinin indiği ama 7 kişinin bindiği ve akbil basma sırasının sana geldiği dolmuşa biniyorsun. Bir kenara tutunmuş dışarıya dalmış gitmişsin. Tam şuanda kendini tuhaf hissediyorsun. Mutlusun, arkadaşlarınla buluşacaksın ama bir şey eksik derken ineceğin durağa geldin.

    Aslında her zaman gördüğün mağaza, kafe ya da banka olmasına rağmen etrafına yabancı gözlerle bakarak kaldırımda ilerliyorsun. İşte arkadaşın orada bekliyor. Kısa bir selamlaşmadan sonra kafeye geçiyorsun ve muhabbet başlıyor daha sonra diğer arkadaşlar geliyor. Onlar sohbet ederken yine duvarda asılı olan resme dalmışsın kendini bir tuhaf hissediyorsun. Tam bir şeyler eksik diye düşünürken garson geliyor ve ne içersiniz diye soruyor.

    Bir limonlu soda diyerek sıranı arkadaşlarına bırakıyorsun. Sohbete dahil oluyorsun hemen ve zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsun. Eve dönmek için yine durağa geldin. Her ne kadar mükemmel bir gün geçirmiş olmana rağmen durgunlaşıyorsun bir anda. Sabah ayakta durmak için bile zor yer bulduğun bomboş dolmuşta iki kişilik koltuğun cam kenarına oturdun. Düşünmekten kendini alıkoyamıyorsun. Sıkıntılar aklına geliyor bir anda. Önünde yapman gereken şeyler var ve bunları planlamakta zorlanıyorsun. Evet, kendi kendini depresyona sokuyorsun. Zaman geçtikte düşüncelerin bir birine giriyor ve içinden çıkılmaz bir hal alıyor. “OFFFFFF!” diye bir ses çıkıveriyor ağzından. Bu durumdan kurtulmaya çalışıyorsun. Belki en sevdiğin arkadaşına mesaj atıyorsun. Bu seni bir süre oyalıyor ama yetmiyor. Yine düşüncelere boğuluyorsun.

    Kendini depresyona sokmak… Ne kadar da tuhaf değil mi ? Evet, tuhaf ama bu durumda olan o kadar çok insan var ki. Belki mükemmel bir kariyerin var, belki çok zenginsin, belki çok mutlusun. Ama bir şey eksik !

    Yapbozun Eksik Parçası
  • kapanan gökyüzünü, yağan yağmuru, çakan şimşeği bahane ederek gerçekleştirilebilir kolayca.
  • Fonda hüzünlü bir parça, cama vuran yağmur damlaları ve ellerinin aeasında sıcacık bir kahve, akılda eski günler. Bunlar varsa 5 dakika içinde hoop depresyondasın. Sonra nerde benim depresyon hırkam diye kendini dolabın önünde bulursun.
    (bkz: Depresyon hırkası)