kelimelerin anlamını yitirdiği anlar
-
Morg kapısının önünde beklemek. Tamam diyorsun işte bitti... -
'ben daha ne diyim?' dediğimiz anlardır. -
Anlatamıyorum
“Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.”
(bkz: orhan veli kanık) -
kelimeler ilginçtir hem düşünceleri ve duyguları ifade etmek için kullanılır hem de bu konuda eksiklik yaratır. Her dilde kullanıldığı gibi bazı duygu ve düşünce hallerinde kullandığımız;kelimeler kifayetsiz kalır, kendimi anlatacak kelime bulamıyorum gibi bir çok söylemle karşılaşabiliyoruz. Kelimelerin anlamını yitirdiği ve yetersiz olduğu pek çok an yaşayabiliyor insan, işte o anlarda sadece hissedebiliyor. bunlar -gene kelimelerle anlatıyor olmam ironik bir durum bence- hüzün de olabilir, nefret de, mutluluk da, zevk de. Kısacası tüm duygular kelimelerin anlamlarını yitirmesine sebep olabilir..... -
Kelimeler sadece, emeklerinizin boşa oluşunu gördüğünüzde ve ölüm konusunda anlamını yitirir. -
bir arkadaşının ailesinden biri öldüğü zaman. ne diyeceğini bilmezsin,kalırsın öyle.
onu teselli etmektense yanında kalmak en doğrusudur.
(teselli etmek istesen de edemezsin zaten) -
Her mesajında nefesinin kesilir gibi olması, milyonlarca şey söyleyebilecekken uygun tek bir kelime bile bulamamak -
-sence sen, ne zaman mutlu olacaksın?
-...
tanım: önce yutkunduğunuz anlardır. Sonra sohbeti, uzaklara dalışlar açar. -
Hayata ve geleceğe dair varolan umutların, yaşanan bir felaket karşısında uçup gitmesi. -
Karşınızdakinin sizi anlamadığı anlardır. Bununla da kalmayıp size karşı saldırıya geçerler. (bkz: allah islah etsin) der susarsınız. -
(bkz: ailesini kaybetmiş bir insana verilen teselli) -
anlatamayacak kadar yorgun, anlaşılmayacağından emin olunan ân. -
Aslında şöyle eğri oturup, doğru konuşunca kelimelerin anlamlarını çooooktan yitirdiğini ve bunun sadece bir an sınırlaması içinde olmadığını görüyoruz.
Gerçi laf olsun diye konuşma alışkanlığının günden güne, çığ gibi büyüdüğü günümüzde buna pekte şaşırmamak lazım.
He, hal böyle iken ben ne mi yapıyorum?
"Dilimi, kalbime indirdim sustum.
Söylenecek çok şey vardı, içime kustum." Diyor.
Doing fine, fucking (e)it.
-
(bkz: Kelimeler albayım bazı anlamlara gelmiyor)'*' -
İçinizdekileri haykıramadığınız anlardır. Feryadın sınırı yoktur... -
Şüphesiz ki hıçkırığa boğulduğunuz andır.Kelimeler o kadar anlamsız kalır ki hıçkırıklara kalırsınız. -
Sevdiğiniz onlar için ömrünüzü verebileceğiz insanların ölümünü görmek bunun üzerine kendi çocuklarının cenazeye geç kalması burada bitmiştim -
Sevdiğiniz kişinin tabutunun mezara koyulduğu andır. -
Bir bakışına, ömrünü feda edebileceğin gözlerle vedalaşmak...
