jean baudrillard

1 entry daha

  • jean baudrillard'a göre gerçeklik olgusunu kavrayan insan, gerçek ile gerçekliğin ürettiği imgeleri arasında kaybolmuş bir durumdadır. artık gerçeklik insanın tecrübeleriyle keşfettiği farkındalık değildir. bazen şöyle deriz, sanal dünya ve gerçek hayat. bu tamamen insan ırkının kendisine konduramadığı bir düzmecedir. eğer ortada gerçekliğin yittiği bir sanallık var ise, artık insan gerçekle sanal olanı birbirinden ayırt edemeyecek bir durumdadır. çünkü sanal ve gerçek dünya dediğimiz olgu, birbiriyle iç içe girmiştir. şeytana satılan ruh ya da kötülüğün egemenliği kitabında şöyle demektedir:

    "nesnel bir gerçeklik var mıdır türünden bir soru bu dünyayı kesinlikle ilgilendirmemektedir. bizi şekillendiren/belirleyen dünya aynı zamanda kendisini bir gerçeklik olarak sunan düşüncenin de yaratıcısıdır."

    şu bakış açısı bize yardımcı olabilir. televizyon, sinema ve sosyal medyada bir insanın ölümünü içeren video veya kurgusal bir sahne izleriz. olay gerçektir, yaşanmış bir an'dır ama tecrübemiz farklılaşmıştır. ölüm gibi dramatik bir olayı sıradan bir film sahnesi gibi izleriz ve sonra başka konulara zaplarız. ölümü tanıyoruz artık değil mi? fakat bilinen ölüm gibi tanımıyoruz. bize sunulmuş şekliyle tanıyoruz. artık bizler gerçeğin ürettiği imgeleri taşıyoruz .

    bu arada kitaplarının dili son derece ağır ve zor üslup taşır. bilinir ki felsefeciler düşüncelerini yalın dille anlatmayı değil dolaylı yolları aşındırarak tercih ederler. baudrillard'da zirvelerinden birisidir bunun. okumak isteyenlere tavsiyem, kendisini okumuş, yorumlayan kitaplara yönelebilirler, daha sonra kitaplarına geçebilirsiniz. kim toffoletti yeni bir bakışla baudrillard iyi bir başlangıç olabilir veya aramaya inanıp kendi seçimlerinizi yapabilirsiniz
1 entry daha