iyi insanlar
-
hep çocuk kalanlardır.
-
İyi insanlara salak muamelesi yapmayı bıraktığın an iyi insan olacaksın, bu da sana yeter. -
iyi ki varlar. -
Iyi insanlar iyi atlara binip çekip gittiler. -
Üzelen olacak insandır.
Bir süre sonra hissizleşecek olandır aynı zamanda. -
Bireyin kendi vicdanına karşı sorumlu hissettiği zaman ulaşabileceği seviye. -
Dan bekledigimiz daha iyi daha cesurr -
da, kötü insanlar kadar cesur olmalıdır. -
thomas s. eliot der ki;
" iyi birisi olmak, insanın kendinden başka herkesin işine yarar."
işte tam da bu nedenle acımasızlığın, haksızlığın, eşitsizliğin, adaletsizliğin ve hoyratlığın bu kadar yaygın olduğu bir dünyada; öz değerlerine sahip çıkıp iyi bir insan olabilmek ya da olmaya çalışmak görüp görebileceğimiz en cesur davranıştır kanaatimce... -
günümüzde azınlıkta olan insanlardır, daima üzülürler. -
artık iyilik yapmıyorlar. değer bilmeyenlerden, enayi yerine koyanlardan, kolay insan muamelesinden sıkıldılar çünkü... artık önceden ne yapıyorlarsa tersini yapmaya zorluyorlar kendilerini... -
günümüzde sayıları gittikçe azalan insanlardır. -
Kötü insanlardan geriye kalanlardır. İyi insan olabilmek için ekstra çabaya gerek kalmaz ama kötü insan olmak için bunu istemek gerekir. İyi insanlar sevgi beslerler ve bunu göstermekten gocunmazlar -
daima üzülürler. -
Her zaman kaybeden olanlardır . -
buraları terk edip giden insanlardır. -
iyi ki varlar -
güzel atlarına binip geri gelmesi gereken insanlardır. -
İyi insanlar, kimseye zararı dokunmayan insanlardır.
Geçen sene Zürih'e kısa bir ziyaret gerçekleştirmiştim. Orada toplu taşıma araçlarına binmek için günlük kart almıştım. Makinede aldığınız saatten itibaren 24 saat geçerli olanlardan. akşam 18:00 bir kart alıdım. Ertesi günde sabah geri dönecektim. Sabah havaalanına gittiğimde, kapından içeri girmeden birinin bilet makinesi başında uğraştığını gördüm.( Eğer bozuk paranız yoksa makineden bilet alamıyorsunuz ) İlk önce bir tereddüt ettim. Sonra topla cesaretini, git yanına dedi iç sesim. Yavaşça yanına gidip, İsterseniz biletimi size verebilim dedim. Adam çok şaşırdı. Zürih'e ilk gelişiymiş. Telefonundaki mesajı gösterdi ve Buraya gitmek istiyorum dedi.Zürih'e sadece 4 günlüğüne geldiğimi ve açıkcası gideceği yerin nerede olduğunu bilmediğimi söyledim. Sonra birlikte haritadan baktık ve biletin gideceği durağı kapsadığı gördük. Bileti verdim. Çok kibar bir şekilde teşekkürler etti. O vakit içimi öyle bir his kapladıki anlatamam. Aferin dedim kendi kendime. O bileti çöpe atacaktım ve hiç bir işe yaramayacaktı. -
geçen yaz, bebek'te bir arkadaşımla yokuş yukarı çıkıyoruz. hava sıcak. asfalt ayaklarımızı yakıyor. etrafımızda bir büfe, market yok. karşımıza bir kadın çıktı, güler yüzlü. hiç tanımıyoruz. selam verdi. bizde selam verdik. sonra çantasından su şişesini çıkardı: "ister misiniz?" dedi. o an gözlerim doldu. teşekkür ederek aldım ve bir evin merdivenine oturup içtim.
sanki karşıma çıkan bir melekti.
biz, yanımızda biri yere düşse, bakıp geçiyoruz. o an hissettiğim duyguyu, herkes hissetmeli diye düşündüm. tanıdıklarım/ tanımadıklarım diye insanları ikiye ayırmaktan vazgeçtim. cümlelerimde siz yerine, biz demeye başladım. hepimiz biriz, biziz. yabancı değiliz. öteki değiliz. kardeşiz. (bkz: OH!)
