i̇stanbul
38 entry daha
-
İstanbul , Ankara , İzmir.Bu üç şehirde de okudum.vapurla Ortaköy'e geçerken ezan seslerinin denizin ortasında buluşması ve yarattığı duygu hiçbirinde yoktur . Güzel demenin yetmeyeceği şehir. -
Cennet ve cehennemi her an yaşatabilecek bir şehir. -
herkesin acelesi var bu şehirde. kalabalık şehirde yalnızlığın en güzel tanımı yapılır da efkarlanırsın gider güzelim kız kulesinin dibinde martılara selam çakarsın. ve yine ironiktir. aceleci şehrin, aciliyeti bitmeyen insanları kornalarına abanıp geçer gider arkanızdan. -
okuduğum ama yaşanmaz dediğim şehir. -
Bir şehir, hem bu kadar güzelken hem nasıl bu kadar itici olabiliyor anlamış değilim. -
çeşitli dil ve medeniyetlerde farklı şekillerde adlandırılmış şehirdir. grekçe'de ''vizantion'', latince'de ''bizantium, antoninya, alma roma, nova roma'', rumca'da ''konstantinopolis, ıstinpolin, megali polis, kalipolis'', slavca'da ''çargrad, konstantingrad'', vikingce'de ''miklagord'', ermenice'de ''vizant, stimbol, esdambol, eskomboli'', arapça'da ''bizantiya, el-mahsura, kustantina el-uzma'', selçuklular'da ''konstantiniyye, mahrusa-i konstantiniyye, stambul'' ve osmanlıca'da ''sersaadet, deraliyye, mahrusa-i saltanat, istanbul, islambol, darü's-saltanat-ı aliyye, asitane-i aliyye, darü'l-hilafetü'l aliye, payitaht-ı saltanat, dergah-ı mualla, südde-i saadet'' isimleriyle anılmıştır. -
ülkenin megakenti, osmanlı’nın son başkenti ilimizdir.
bu şehire göçeli üç sene doldu. ne zaman ki istanbul’a taşınacağım belli oldu herkes ağız birliği yapıp kötülemeye başladı. öyle pis, böyle hırsız dolu, şöyle korkunç diye anlattılar; kulak asmadım. fakat üsküdar sahilinden ilk kez karşıya baktığımda ailemin yanında ağzımdan kaçan küfürden hiç utanmadım, tabi herkes şaşkın. bir şehir düşünün doğduğunuzdan beri orada yaşıyorsunuz, bütün ülkede yeşil oluşu ile tanınıyor, çeşmesinden dağ suyu akıyor, her adımı da tarih kokuyor. sonra bir gün bavulunuzu, yorganınızı alıp başka bir şehire geliyorsunuz ve kıyıdan karşı kıt’aya bakıyorsunuz, bulanık mavi denizin ardında göğü delmeye and içmiş betonlar görüyorsunuz. bir ah çekeyim desen egzoz ciğerini yakıyor. velhasıl iyiydi kötüydü derken bir şekilde yeni bir hayata başladım, yeni insanlarla tanıştım. genç ve olgun arkadaşlarım oldu. derken bir adam tanıdım. babam yaşında fakat arkadaşım, tabii şaşkınım. bir yandan saygıda kusur edemem öbür yandan samimiyeti elden bırakamam; incecik bir ipte yürümem gerekiyordu, başardım.
zamanla ailesinden biri olduğumu hissettirdi bana. dostlarıyla “kızım” diyerek tanıştırdı, çok acılar çektiği hayatını anlattı, bana insanı öğretti ve zaaflarını gösterdi.
bu adamın zaaflarından biri ve en çok dile getirdiği şu iddiasıdır. “beni dünyada kimse tavlada yenemez.” bunu destekleyecek bir de tavla defteri var. sayfada tek tek yazar; kimler oynuyor, skor ne, tarih, kaybeden kişinin (hepsinde karşı taraf) açıklaması ve paraflar. tabi yüzlerce sayfa dolu böyle. sık sık önümde dursa da deftere hiç elimi vurmamıştım. birgün her ne olduysa kapağını açtım ve şunları okudum:
tavla defteri
“gelmiş geçmiş en kıvrak defter!”
“sevgili tevfik fikret’in tabiriyle; bin kocanın üzerine halen bakire istanbul misali”
bunları oraya kim yazdı, niçin yazdı bilmem ama bir tavla defterinde böyle bir yazı hiç beklemiyordum. hâlâ arada açar, okur, hak verir ve gülümserim. -
siyasilerin oy devşirme çabaları, rant gruplarının parsel savaşları sonucu istanbul toplu istismara uğramış bir şehirdir. artık nefretlik durumdadır kendisi.
bir kaç semti hariç hiçbir yerinden tarih filan akmaz.
çünkü tarihi de istismar edilmiştir.
fatih görse şu istanbulun halini ne derdi acaba ? diye hiç düşünüyor mu acaba padişların arkasına gizlenip oy devşirenler merak ediyorum...
tanım: bir zamanlar fatih sultan mehmet'in göz bebeği olan şimdinin mega köyü. yaşama kalitesine 10 üzerinden 1 bile verilmeyecek şehir. -
Nasıl bir beddua aldıysa iki yakası bir araya gelmiyor. -
İki ucu coblu değnek. Gitsen bir dert, kalsan bin dert.
Gidiyorsun özluyorsun, kalıyorsun bunalıyorsun. Aynı (bkz: manita) gibi atsan atamıyorsun, satsan satamıyorsun. -
Bu şehirden ayrılınca bi garip oluyormuş insan. Yıllardır hayallerimi süsleyen sonra bir anda boşverip kendime farklı bir yol çizip gitmekten,yaşamaktan vazgeçtiğim şehrim.
Şimdilerde sadece gezmeye geliyorum.
3 4 günümü orada geçirip kendi şehrime dönünce buruk hissettim kendimi. Yalnız hissettim sanırım. Özledim şimdiden -
En güzel ilçesi Beşiktaş olan şehirdir. -
çeşit çeşit insan ve bunun getirmiş olduğu çeşitliliğe rağmen, şehirde bulunan insanları sadece iki gruba ayırabiliriz : istanbul'da yaşayanlar ve istanbul'u yaşayanlar. çoğunluğun istanbul'da yaşadığı ise kaçınılmaz bir gerçek. (tabii buna yaşamak denirse) -
Öğrencilik haricinde yaşanamayacak güzide şehir. -
tüm karmaşasına rağmen kendisini çok sevdiğim şehir. gitgide bu kadar sevmemde ahmet ümitin de epey etkisi olmuştur. sayesinde istanbul'un tarihini uyuklaya uyuklaya ansiklopedilerden öğrenecekken polisiyenin arasında yedirilmiş bir şekilde öğrendim. bu entryi telefondan girmeseydim eğer size kalkedonya, körler ülkesi, tarihi yarımadaya ilk yerleşenler hakkında ayrıntılı bir yazı dizmek isterdim. ya da beyoğlu'nun sokaklarını tanıtmak isterdim. ama sadece kitap tavsiyeleriyle yetineceğim.
(bkz: beyoğlu rapsodisi)
(bkz: istanbul hatırası)
(bkz: dünyanın ilk günü) -
şiirlere konu olmuş şehir.
sevdiğim bir tanesi;
yıkıl istanbul yıkıl
enkazını göreyim
sana memleket diyenin
aklını seveyim.
gördüğünüz gibi hiç sevmem kendisini. -
sadece boğaz köprüsünden geçerken güzel olan şehir.
başka bir güzelliğini göremedim, fakirliğimden sanırım.
-
Hayal gibi bir sehir -
ne seninle ne sensiz şehrim benim... -
duman'ın şehirle aynı ismi taşıyan şarkısında dediği gibi;
bu şehir adamı sever
bu şehir kadını da döver
bu şehir kanımızı emer
bu şehir için ölmeğe değer
38 entry daha
