ifade özgürlüğü

  • var mı? varsa nerede? kim aldı da getirmedi, ifade özgürlüğünü?
  • karşıdakinin konuşması artık bitse de ben konuşsam görüşünün yaygın olduğu toplumlarda değil karşıdakinin anlattığını dinleyip anlamaya çalışan insanların yaşadığı toplumlarda olan özgürlüktür. türk toplumunun çoğu dinleyip anlamaz, konuşmak için sıra bekler.
  • lamı cimi olmadan söylemek gerekir ki yaşam hakkından sonraki en temel insan hakkıdır. 1948 yılında paris'de imzalanan insan hakları evrensel bildirgesinin de en kilit maddelerinden biridir. evrensel hukuka o kadar yerleşmiştir ki, saddam ırak'ının, hafız esad suriye'sinin anayasalarında bile son derece kesin ve iddialı ifadelerle üstünde durulmuştur. gelgelelim, bahse konu maddenin mürekkebi kurumadan bu hakkın kullanılmasını imkansız hale getirmek için türlü kanunlar ve yönetmeliklerle birlikte talimatla zaptırapt altına alınan yargı üyelerinin insan havsalasını zorlayacak biçimde eğip bükerek işi kitabına uydurması sonucu işlemez hale getirilmiştir. türkiye gibi kuruluşundan itibaren her daim fiili diktatörlüğün kıyısında gezen bir ülkede bu prensip mevcut iktidarın gücüyle orantılı olarak her daim çiğnenmiş ve ayaklar altına alınmıştır. hükümetlerin gücünün nispeten zayıf olduğu koalisyon dönemlerinde basın ve halk bu haklarını bir nebze etkili kullanabilmiş, iktidarların daha köklü ve güçlü olduğu dönemlerde ise baskı altında kalmıştır.

    bununla ilgili olarak söylenecek ikinci husus ise, bu özgürlüğün daha çok herhangi bir azınlığın yararına olduğudur. sadece siyasi fraksiyonlar özelinde değil; herhangi bir etnik, dini, veya ideolojik alt gruplarda da geçerlidir. %99'u müslüman olduğu söylenen ülkede müslümanlığı övücü, yüceltici sözler söylemenin, ve hatta müslümanlık dışında herhangi bir inanca sahip insanlara her türlü tehdit, hakaret ve şiddetsel eylemlerin ifade özgürlüğü olarak yorumlanması fakat bunun dışındaki tek-tük bir avuç insanın müslümanlık ve müslümanları herhangi bir cebir veya alçaltıcı söz kullanmadan sadece düşünsel olarak karşı olması ve bunu beyan etmesi karşısında tck 216. maddesiyle tehdit ederek parmak sallamak abesle iştigal etmektir.

    söylenebilecek bir diğer konu ise bu hakkın maalesef toplumun neredeyse hiçbir kesimi tarafından doğru düzgün benimsenemediği gerçeğidir. türkiye'de geniş kitlelerce kabul görmüş herhangi bir siyasi, etnik, veya dini bir fraksiyona bağlıysanız(bunların ne olduğu önemli değildir) kendinizi her şekilde ifade edebilirsiniz. bir haksızlığa uğradığınız zaman bile arkanızda mutlaka hatrı sayılır bir destek olacaktır. fakat kendinize daha yakın bulduğunuz bir grup veya topluluğun içerisindeyken o grubun genel görüşünün dışında ve alternatif bir fikir veya söz söylemeniz durumunda dışlanmanız kaçınılmazdır. bu ülkede -ben de dahil olmak üzere- geniş kitlelerce kabul görmüş hiçbir gruba, fraksiyona, görüşe, ideolojiye, spor takımına ait hissetmeyen insanların yaşadığı en büyük sorun budur. bir haksızlığa uğramanız durumunda hakkın yerini bulması adına hiç kimsenin sizin arkanızda olmayacağını bilmenizdir.

    değineceğim son madde ise daha çok günlük hayattan karşınıza çıkmış/çıkabilecek olan bir durum. bu ülkede herhangi bir konuda, bulunduğunuz toplumun dışında bir fikir söylediğiniz anda insanlar sizi yaftalamaya kalkar, bel altından vurmaya çalışır ve size ait olmayan fikirleri size isnat etmeye çalışarak susturmaya çalışır çünkü onların düşüncesine göre siz karşı tarafta bir düşman ajanısınızdır ve göreviniz topluma nifak sokup kaleyi içeriden çökertmektir. tüm ömrünü bizleri aydınlığa çıkarmaya vakfetmiş olsa da, nihayetinde bir devlet adamı olan atatürk'ün yanlış bulduğunuz işlerini söylediğinizde "vefasız, nankör, gerici, beyni yıkanmış, vahdettin hayranı" , osmanlı'yı eleştirdiğinizde "batı hayranı, laik çomar(en çok güldüğüm), kafir, zındık, ermeni-yahudi dölü", sosyalizmi eleştirdiğinizde ise "para köpeği, liboş, amerikancı, patron yalayıcı" gibi sunduğunuz argümanlarla hiçbir bağlantısı olmayan ve kendi literatürüne göre hakaret olan mide bulandırıcı ithamlarla karşılaşırsınız(sadece iyi bir insan olmaya çalışan ve inancı doğrultusunda ibadetini yapan müslümanlar için yapılan çirkin benzetmeleri de kabul etmediğimi peşinen söyleyeyim). işin daha vahim tarafı, size isnat edilen yaftaların hiçbirinin argümanlarınızla alakası yoktur.

    durumu olmayanlar için edit: yerleşmesi için 40 değil 140 fırın ekmeğin az geleceği ülkemizde hiçbir zaman benimsenemeyecek insan hakkı
  • İfade özgürlüğü bu yazıyı buraya yazabilmemdir. :)
  • kendini anlatma özgürlüyüdür.
    ama şimdi mesela benim karşıma biri çıksa ben kedi köpek sevmiyom,hepsini keselim falan dese, oturur konuşurum onlarıda Allah(c.c.) yarattı, senide Allah(c.c.) yarattı derim.
    Ha kesmeye kalkarsa falan, gider döğmeye kalkarsa işler deyişir!!11!1
  • türkiye'ye pek uğramayandır.
  • Türkiyede sözde olan (gerçekte olmayan) haktır. Bu ülkede hükümet gibi düşünmüyorsanız ve düşüncelerinizi ifade etmeye çalışıyorsanız muhtemelen karşılaşacağınız ilk şey mahkeme celbidir.

    Örnek olarak basılmamış kitapların toplatılmasını verebiliriz. Hapishanelerin zibille gazetecilerle dolması ise bir başka örnektir. Gerçi düşüncelerimizi ifade etsek bile fikirlerin bu ülkede değeri olmadığı ise ayrı bir gerçekliktir.
  • gelişmiş toplumlarda yer edinmiş bir özgürlüktür.