idi i smotri

  • sovyetler birliği yapımı savaş/dram/psikoloji türünde sinema filmidir..

    filmi yönetmeni Elem Klimov’dur..

    başrolde Aleksey Kravchenko oynuyor. diğer önemli rollerde ise Olga Mironova, Liubomiras Laucevicius, Vladas Bagdonas, Viktors Lorencs, Jüri Lumiste, Evgeniy Tilicheev, Nina Evdokimova oynamıştır..

    filmi yönetmen Elem Klimov ile Ales Adamovich birlikte yazmıştır..

    sarsıcı filmimiz türkçeye “gel ve gör” olarak çevrilmiştir..

    film, Ales Adamovich’in 1972 yılında yazdığı “Kathyn’in Öyküsü” kitabından beyaz perdeye uyarlanmıştır..

    film ikinci dünya savaşı dönemindeki alman zulmünü ele alıyor. 1943 yılında beyaz rusya’da geçiyor. henüz on üç yaşındaki Florya adlı bir çocuğun gözünden savaşın en gerçekçi ve en acı verici hâli gösteriliyor..

    başrol oyuncusu çocuk çok başarılıydı. diğer roller ise ortalamaydı. başroldeki Florya Gaishun ve Glasha karakterleri müthiş gerçekçiydi. Aleksey Kravchenko, sanki o sahneleri gerçekten de yaşamış gibiydi. Kravchenko, yaşından çok daha büyük bir oyunculuk sergilemiş. saygıyı hak ediyor..

    Orijinal film müziği Oleg Yanchenko tatafından bestelenmiştir. müzikleri savaş filmlerine göre arka plandaydı. ilk kısmına göre ikinci kısmında daha etkindi müzikler..

    filmde savaşın ne kadar kötü, ne kadar kalıcı hasarlar bırakan, ne kadar korkunç bir şey olduğuna en yalın hâliyle tanık oluyoruz..

    savaş filmi deyince hemen Hollywood’taki o aksiyon dolu savaş sahneleri gelir çoğumuzun aklına. idi i smotri filmi bu düşünceyi yıkıyor. amerikan filmlerindeki o gösterişli aksiyon sahnelerinden ziyade savaşın insan psikolojisi üzerindeki etkisini en gerçekçi hâliyle görüyoruz bu filmde..

    filmi sinematografik olarak oldukça başarılı buldum. sanat yönetmenini de, görüntü yönetmenini de tebrik ederim. yakın ve uzak plan çekimleri müthişti. özellikle tek plan çekimleri kusursuza yakındı. filmdeki bazı sahneler şimdiye dek izlediğim en başarılı plan-sekans çekimleri arasına girer..

    çoğu savaş filminde olduğu bu filmde de rahatsız edici pek çok sahneler var. bazı sahneler insanı gerçekten derinden etkiliyor..

    ilk yarım saat bu nasıl savaş filmi dedim böyle. film giderek açılmaya başladı. filmin ikinci yarısı gerçekten iyi bir savaş filmiymiş dedim..

    Bazı sahneler o kadar gerçek ve korkunç ki o sırada bize de Florya ile birlikte sanki oradaymışız gibi hissettirebiliyor..

    idi i smotri gerçekten iyi bir savaş filmi. fakat abartıldığı kadar büyük bir film olarak ve başyapıt olarak nitelendirmiyorum filmi. özellikle izlediğim en iyi savaş filmi diyenlere katılmıyorum. idi i smotri’den daha etkileyici, daha derin, çok daha vurucu savaş filmleri izlemiştim..

    çoğunluğun alman karşıtı bir film olarak nitelendirdiği idi i smotri filmi için Elem Klimov böyle düşünmüyormuş. Yönetmen Elem Klimov, Denver Uluslararası Film Festivali’nde Ron Holloway ile röportaj yapmış. şimdi o röportajdan bir kesit paylaşacağım..

    “idi i smotri’nin savaş karşıtı bir film olduğuyla ilgili ne söyleyeceksiniz?”

    “idi i smotri, hem antifaşist hem de savaş karşıtı bir film. Bazılarına göre Alman-karşıtlığı da içeriyor gibi açıklamalar var. Bu doğru değil. Hiçbir şekilde Alman karşıtı bir film olmadı.”

    savaş/dram türü severler için filmi öneriyorum. içindeki rahatsız edici sahnelerden dolayı ise hassas kişilere filmi önermiyorum..

    filmle ilgili dipnotlar

    * 1943’te Beyaz Rusya’da toplam 628 köy, içinde yaşayanlarla birlikte Nazi ordusu tarafından yakılarak yok edilmiş.

    * yönetmen Elem Klimov toplam on dört film yönetmiş. idi i smotri çektiği son filmdir. sebebini ise şöyle açıklıyor:
    “Gel ve Gör ile söyleyebileceğim her şeyi söyledim, bunun üzerine daha ne söyleyebilirim ki? Film çekmeye ilgimi kaybettim… Mümkün olan her şeyi yaptığımı hissediyorum.”
    Elem Klimov, deyim yerindeyse yönetmenliği zirvede bırakıyor.

    * filmin senaryosu ikinci dünya savaşı’nda Beyaz rusya’daki partizanlarla birlikte çatışmak zorunda kalmış olan Ales Adamovich’in bizzat kendi yaşadıklarından yola çıkılarak yazılmış.

    * Film tamamen Belarus topraklarında ve Belarusça çekilmiş. filmde oynayanlar o bölgenin halkıdır.

    * idi i smotri, Aleksey Kravchenko’nun ilk sinema oyunculuğudur.

    * Film 17 Ekim 1985’te gösterime girmiş ve 28.9 milyon izleyici sayısına ulaşmış.

    * yönetmen Klimov, filmi çekene kadar Sovyet yetkililerinin yaklaşık sekiz yıllık baskısıyla mücadele etmek zorunda kalmış. Devlet Sinematografi Komitesi* senaryoyu fazla gerçekçi bularak kabul etmemiş. komite, filmi “estetik kirlilik” ve “doğalcılık” propagandası olarak nitelendirmiş.

    * Film dokuz aylık bir süre içinde kronolojik sırayla çekilmiş.

    * film 58. Akademi Ödülleri’nde Yabancı Dilde En İyi Film için Sovyetler birliği’nden aday adayı olmuş ancak aday olarak kabul edilmemiş.

    * Yönetmen, Aleksey Kravchenko’nun en sert ve en şiddet içeren sahnelerde, çocuk oyuncunun psikolojik olarak etkilenmemesi için bir psikoterapist tarafından hipnotize edilmesini istemiş. Ancak Kravchenko bunu reddetmiş ve o sahnelerde rolünü oynamaya devam etmiş.

    * filme 2017 yılında resmi bir restorasyon uygulanmış. daha sonra film En İyi Restore Edilmiş Film dalında “Venedik Klasikleri Ödülü”nü kazanmış.

    * Filmdeki bazı sahnelerde gerçek silah ve mermi kullanılmış. Aleksei Kravchenko, röportajlarında bir sahnede* mermilerin başının sadece 10 cm üstünden geçtiğini belirtmiş.

    * Filmin büyük bir kısmı sabit kamera ile çekilmiş.

    * filmde önemli bir süre oynayan Olga Mironova hayatı boyunca başka hiçbir filmde oynamamış.

    * Film boyunca görünen çoğu üniforma gerçekmiş.

    * Bazı söylentilerin aksine, Aleksey Kravchenko’nun saçı kalıcı olarak griye dönmemiş. saçını boyamak için ince bir gerçek gümüş tabakasının yanı sıra özel bir Gres Boya kullanılmış. Bu da saçlarını normale döndürmeyi zorlaştırmış. bu yüzden Kravchenko film bittikten sonra bir süre saçlarıyla bu şekilde yaşamak zorunda kalmış.

    * ünlü yazar Yazar J. G. Ballard, idi i smotri’yi gelmiş geçmiş en iyi savaş filmlerinden biri olarak nitelendirmiş.

    yararlanılan kaynaklar

    kaynak 1, kaynak 2, kaynak 3, kaynak 4, kaynak 5

    aşağıda film hakkında bazı ayrıntılara değineceğim. izlemeden önce detayları öğrenmekten haz etmiyorsanız aşağıda yazılanları okumamanızı öneririm..

    --- spoiler ---

    film sakin başlıyor. daha sonra çok gerçekçi ve yalın bir anlatımla almanların rus köylerine yaptığı zulmü görüyoruz. fakat filmin sonlarına geldiğimizde ise rus propagandasını görüyoruz. almanlar çok kötüler, bizlere her türlü kötülüğü yaptılar, ancak biz onlara bize yaptıklarını yapmıyoruz gibi nesnel olmayan bir düşünce var filmin sonunda. almanlar savaş sırasında ruslara her türlü eziyeti yapmış fakat ruslar berlin’e girene kadar oradaki alman askerlerine ve halkına en az almanlar karar zulmetmişler. sanki almanlar tanklarla silahlarla rusya’ya girmiş ama ruslar almanya’ya çiçeklerle girmiş gibi hava var filmin sonunda. bu açıdan objektif bir film olarak değerlendirmiyorum filmi.

    filmin bazı sahneleri o kadar gerçekki izlerken hayret ediyorsunuz. bazı sahnelerde sanki yönetmen eline kamerayı almış 1943 belarus’una gitmiş gibiydi. ya başroldeki çocuğun değişimine ne demeli. Florya’nın filmin ilk sahnesindeki yüz hatlarına bakın ve filmin son sahnesindeki yüz hatlarına bakın. başlarda güler yüzlü o çocuğun çocuğun nasıl değiştiğini, savaşın ve acının etkisiyle nasıl başkalaştığını göreceksimiz. sanki birkaç günde birkaç on yıl yaşlanmış gibiydi. savaşın ne kadar korkunç bir şey olduğunu sadece çocuğun fiziksel değişiminden bile anlayabiliyoruz.

    finaldeki adolf hitler ve ss birliklerinin görüntülerine değinmek istiyorum şimdi. hitler’in, alman askerlerinin ve bombardımanların görüntüleri geriden başlatılarak öne doğru gösteriliyor. yönetmen burada sanıyorum bir mesaj vermek istemiş. ne kadar geri gitmek istesen de savaşın izlerini unutamazsın. yaşanan onca acının, felaketin ve ölümlerin düzeltilemeyeceğini, lanet savaştan sonra artık hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı vurgulamak istemiş sanırım yönetmen. ayrıca bu sahnelerle keşke bunların hiçbiri olmasaydı, bu acılar hiç yaşanmasaydı görüşüyle de savaş karşıtlığını göstermek istemiş diye düşünüyorum.

    filmde en çok dikkatimi çeken sahnelerden biri de kadın bir alman askerin askeri araçta gidiyorken etrafındaki evlerde insanlar cayır cayır yanmıyormuş gibi, sanki vahşetin zirvede olduğu bir yerde değil de kendi evinin yemek odasında keyifle akşam yemeği yiyor gibi elindeki ıstakozu yemesiydi. insanlık nasıl bu kadar vicdansız, nasıl bu kadar kötü olabiliyor akıl alır gibi değil.

    filmde birçok ayrıntı mükemmeldi. bataklık sahnesi inanılmaz gerçekçiydi. Florya’nın bombadan sonra sağırlaşması ve izleyicinin de o sırada onun gibi sağırlaşması çok iyi düşünülmüş ayrıntılardandı. filmin sonunda Florya’nın hitler’in resmine hınçla ateş etmesi, her kurşunda hitler’in görüntülerinin geriye sarması, en sonunda da Florya’nın hitler’in bebekliğini gördüğünde ateşi kesip ağlaması müthiş etkileyiciydi.

    beni en etkileyen sahnelerden biri de belarus halkının hitler’in korkuluğunu yapmasıydı. halk hitler’e öyle öfke duyuyordu ki bu nefretlerini bir korkuluk üzerinden görebiliyorsunuz.

    filmin sonlarına doğru rus köylerini yakan alman askerlerinin bir kısmı ele geçirilir. o sırada gelen rus askerleri alman askerlerine ne hissettiklerini sorar. ss albayı ve çevirmen asker af dileyip yalvarırken içlerinden bir alman askeri yaktıkları rus çocukları için pişmanlık duymadığını söyler. hem de az sonra öleceğini bile bile. aynı asker ardından rus askerlerine ve sivillere şu sözleri söyler.
    “evet. çıkın ve çocukları burada bırakın dedim. çünkü çocuklarla her şey yeniden başlar. hiçbirinizin yaşamaya hakkı yok. biz üstün ırkız. siz alt ırksınız ve komünizm hastalığını yayıyorsunuz. yaşama hakkınız yok. ve bir gün amacımıza ulaşacağız. bugün olmazsa yarın.”
    işte hitler askerlerine ve halkına bu hastalıklı fikri aşılamış yıllarca.

    --- spoiler ---