içine atmak

  • dilinize gelen sözlerdir; dökemediğiniz,
    kirpiklere dokunan yaşlardır,
    bir çift koldur; sarılamadığınız,
    bir tutam saçtır; dokunamadığınız,
    sonra bir gece güneş de yalnız bırakır, kalırsınız kamerin buğulu parıltısıyla:
    o gün dışa vurduğunuz bir çift söz, biriyle diğerini sakinlediğiniz avuçlarınızdır: içinizde kalanlar.
  • göbek yapar. atmayın.
  • İnsanı yıpratır. İçin de bir kapasitesi var. Her şeyi içe atınca zamanı geldiğinde büyük bir patlama ile içe atılanlar dışa çıkar.
    (bkz: Yanardağ etkisi)
  • Her ne kadar insana hem ruhsal hem bedensel sıkıntı yaptığı bilinse de bazı şeyler söylenmiyor işte.
  • Az önce en yakın arkadaşım tarafından içime attığım gerekçesiyle suçlandım. Yani bebeğim olabilir de tabi ama bence atmıyorum içime falan, belki de içime atacağım bir mesele de yoktur, olamaz mı? İnsan nerede hissizleşmeye başlar sayın blog sözlük yazarları?
  • kendisine kumbara muamelesi yapan kişi tavrıdır. sitemleri, hüzünleri, kızgınlık ve kırgınlıkları biriktirir; hep zarara uğratan bir yatırım edinir. gel gör ki bu hisler buluşup kaynaştıkça katılaşır. neredeyse elinizi midenizin üstüne koyduğunuzda temas edebilirsiniz, şaşırmayın. bu yeni oluşum kanserli hücreler gibi oradan oraya sıçrar. önce dilinizi felç eder sonra bir bakmışsınız saçlarınız kırılmış, kirpikleriniz dökülmüş.
    nefes alırken ve yutkunurken zorluk çektiğinde son evreye gelmiş olunur.
    unutulmaması gereken son bir husus daha var. gözyaşı dökmeye devam edildiği süreçte umut var demektir. yeniden filizlenmesi, güçlenmesi, dik durması yakındır.
    etrafınızda ağlayamayan birini gördüğünüzde onu anlatmaya teşvik edin size yahut bir başkasına. bu iyiliği de denize atın mümkünse.
  • Derdini i atacak kadar yer kalmamissa icinde haykir dunyaya edebildigince kufret ozmn icine atmana gerek yok
  • içinize atmak, stres yaratmıyorsa atın, bir ağlamaya bakar, sonrası tertemiz.