hayır diyenler terörist mi
-
(bkz: evet diyen gerizekalı mı. peki neden öyle davranılıyor) -
sanırım bu soruya en güzel cevabı uzun süredir takip ettiğim "simto alev" adında bir blogcu vermiş.
link -
Asla evet hayır tartışmasına girmem ama bugün Müjdat Gezen Sanat Okulunun başına gelenlerden sonra kimin terörist olduğunu gördük. -
Olay ne hayır ne evet. Olay bizim milletimizin, kendi görüşüne ters düşen her düşünceyi düşman ilan etmesi bence. Kaçımız görüşlerini açık açık söyleyebilir bu ülkede linç edilme korkusu olmadan? Ama lafa gelince herkes fikir özgürlüğünü savunuyor. İşte anca 'Lafta' bu olay. İster evet desin ister hayır. Sen kimsenin kararına karışamazsın onu da yargılayamazsın arkadaş. Kendi kararını kendin sorgular, araştırır bulursun nokta.
-
entrysini okumaya üşendiğim başlıktır. lakin diğer yandan ülkece böyle saçma bir mevzunu konuştuğumuz için büyük üzüntü duyduğum bir şeydir. madem olay bu kadar net, hayır diyen terörist ve hain gibi sıfatlarla suçlanacak, o zaman ne diye seçim kağıtlarına hayır ibaresini koyacaksınız kardeşim? -
haa bu arada Dönemin diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okan'ı şehit eden Hizbullahta"Evet diyeceğiz" diyor. o zaman evet diyenler olarak sizde terör örgütlerinin yanındasınız. :) -
hayır diyorum. terörist de babandır.
kaynak -
Uzun adam ben hayır dediğim icin bana terörist diyor kardeşim. Senin partizanı olduğun partinin gençlik kolları ben hayır dediğim için bana terörist diyor. Ulan ben egeli tosun memet'in torunuyum benim dedelerim, amcalarim, babam hep efe-efe torunu. Ulan benim nerem terörist? Kusura bakmayın ama ege'de yunani denize döken benim dedelerimdi. Milli mücadele yıllarında ulu önder gazi mustafa kemal atatürk'ün saflarında yer tutan yine benim dedelerimdi sizin benim soyumu benliğimi ülke sevgimi tartışmaya terörist diye yaftalamaya çük'ünüz yetmez.
Yazıyı hala okumadım ortaya karışık sınır çizilsin diye biseyler bıraktım.
hayır'lı işler. -
pek içime sinmeyen bir yazı olmuş. şimdi demişsin ki iç savaş çıkarmaya çalışan hayırcılar. iyide güzel kardeşim şu açılamayı yapan kim? ne diyor peki? iyi dinle. haa tatmin olmadıysan şu videodaki zat direk terörist demiyor mu hayırcılara?:) köylü kurnazlığını bırakın artık. hayır diyeceğim inatla ve yüksek sesle. bırakın bu algıları bırakın bu milleti ana okulu terk sanmaları. neden neyi savunduğunu analiz et açıkla öyle iki kelam edelim yiğidim. hadi eyii günler. -
hayır diyenler tabi ki terörist değil. başkanlık sistemi için adam akıllı açıklama yapmayanlara karşı hayır demek gayet mantıklı bir seçim. ayrıca kim babadan oğla geçebilecek bir saltanat döneminin gelmesini ister ki? O kadar evet hayır röportajı izledim. Evet diyenlerin hiç biri mantıklı bir cevap veremiyor. ak partiliyim deyip geçiyorlar. resmen futbol takımı tutar gibi parti destekliyorlar. ama bu konunun ciddiyetine ve ülkenin geleceğini belirleyeceğini hala anlamıyorlar... -
İmam Bayıldı Yapımı Tarifi İçin Malzemeler
5 adet patlıcan
2 büyük boy soğan
3 adet yeşil biber
3 adet domates
6-7 diş sarımsak
Yarım demet maydanoz
Sıvı yağ
Pul biber
Karabiber
Tuz
İmam Bayıldı Yapımı Tarifi Yapılışı
Patlıcanları alacalı soyarak yarım saat kadar tuzlu suda bekletin. Ardından tuzunu akıtıp, havlu kağıt ile kurulayıp çevirerek her yönünü sıvı yağda kızartın. Yağın fazlasını alması için havlu kağıda alın.
İç harcı için soğanları piyazlık doğrayın, 2-3 yemek kaşığı sıvı yağ ile ocağa alın ve kavurmaya başlayın. 5 dk kadar soğanlar kavrulduktan sonra küçük doğranmış biberleri ve sarımsakları ilave edin, bir süre daha kavurun. Küçük doğranmış domates ve baharatları da ekleyerek domatesler suyunu biraz çekene kadar kavurmaya devam edin. İnce kıyılmış maydanozu ekleyerek ocaktan alın.
Fırın kabına aldığınız patlıcanların üzerine boydan çizgi şeklinde kesin. İçlerine hazırladığınız iç harcından doldurun. Tavada kalan domatesli suyu fırın kabına dökün. Eğer su yeterli değilse domates sosu ile ya da çok az salça ile sos hazırlayın ve 190 derece ısıtılmış fırında pişirin.
kaynak. -
"Bizi kandırdırdılar, ne istedilerse yaptık, nereyi istedilerse verdik.." diyen ve hiç bir şekilde yargılanmayan bir şahıs ile onun bok dediğine dışkı bile diyemicek biri tarafından hayır diyenlere terörist sıfatını layık gören bu kesimin "hebele, hübelesini" anlatan yazı dizisi. Adamların anayasada nelerin değiştiğini anlama veya anlatma dertleri yok. Tek söyledikleri şey 'evet' diyen vatansever, 'HAYIR' diyen vatandüşmanı. Aynı kesime aynı anayasa değişiklik maddelerininin tek bir maddesini bile değiştirilmeden chp tarafından referanduma götürülmüş olsa ne dersin diyorum "ıkmık, ııı, hebele-hübele" şeklinde cevap alıyorsun. -
(bkz: paramız yoktu okuyamadık)
Yeni şafaktan sonrasını okumadım. -
Yeni şafak'tan merve şebnem oruç'un Ak parti ve mhp tarafından dile getirilen söylemlerin bazı "hayır"cılar tarafından nasıl çarpıtıldığını gösteren yazısı ile iktidarın bu konudaki tutumunu gayet net açıklanmıştır. İnsan karşıdakinin sözünü çarpıtmak, ahlaksızca alçaltmaya çalışmak yerine kendi sözünüzü yüceltmeye çalışmalı
Başbakan Binali Yıldırım, anayasa değişikliği referandumu için “PKK, FETÖ, HDP 'Hayır' diyor, onun için 'Evet' diyoruz,” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Hayır diyenlere bakıyoruz: HDP, PKK; FETÖ...” dedi. Kıyamet koptu: “'Hayır' diyenlere 'terörist' diyorlar!”
Polemik sürüyor.
Terör örgütlerinin ve terör örgütü destekçilerinin 'Hayır' dediğini söylemek, tüm 'Hayır' diyenlerin terörist olduğunu iddia etmek anlamına elbette gelmez. Az biraz akıl mantık sahibi olan, ya da Mantık 101 dersi görmüş olan herkes bunun farkında, ama yine de bir kesim, “Bize terörist diyorlar” demekten, Cumhurbaşkanı ile Başbakan'ın ifadelerini çarpıtmaktan ısrarla vazgeçmiyor.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da aynı çarpıtmayla, “Başbakan referandumda hayır oyu verecek kişilerin tamamını terörist ilan ediyor,” diyor. Ama ne Başbakan'ın ifadesinde, bir çocuğun dahi anlayabileceği şekilde, öyle bir ilan yok.
Aynı Kılıçdaroğlu Genel Kurul görüşmeleri sırasında, “Bu anayasaya 'Evet' oyu kullanan varsa, onlar Türkiye ve Türkiye Cumhuriyeti'ne ihanet ediyordur. Nokta!” dememiş miydi? Bir televizyon programında “İç savaştan yana mıdır halk, yoksa barıştan yana mıdır? Eğer Türkiye'yi ateşe atmak istiyorlarsa 'Evet' oyu verebilirler,” diyerek 'Evet' diyenlerin iç savaştan yana olduklarını ima etmemiş miydi? “Böyle bir Başkanlık Sistemi'ni kan dökmeden bu ülkede gerçekleştiremezsiniz. Açık ve net!” diyerek milleti tehdit etmemiş miydi?
El insaf. 'Evet' diyenleri ihanetle, hainlikle suçlamak normal de terör örgütlerinin kendilerinin ilan ettikleri oylarının rengini dile getirmek mi anormal? Kılıçdaroğlu'nun iç savaş, kan dökme tehditleri kabul edilebilir de, bu ülkede iç savaşa, darbeye, kan dökmeye yeltenen PKK'nın, FETÖ'nün 'hayır' dediği gerçeğini vurgulamak mı kabul edilemez?
Bazılarıysa “'Evet' demek için başka hiçbir nedeniniz yok mu ki PKK'nın, FETÖ'nün 'Hayır'ını ortaya getiriyorsunuz?” diyor. Lakin madde madde yapılan içerik tartışmalarını, bürokratik vesayete karşı getirilen argümanları, icranın hızlanmasının ve yürütmenin güçlenmesinin sağlayacağı faydaları ve daha pek çok nedeni ıskalıyorlar. Dahası, terör örgütlerinin 'Hayır'ının görmezden gelinerek oy veren tarafından da ıskalanmasına çabalıyorlar.
Kusura bakmayın ama, terör örgütlerinin referandumda ne diyeceği referandumdan bağımsız bir konu değil. 'Hayır' diyenlerin bunun görmezden gelinmesini beklemek yerine, terör örgütlerinden bağımsız olan 'Hayır'larının sonucunun nasıl terör örgütlerinin amaçladıklarından ayrışmasını sağlayacağını açıklamaya kafa yormaları gerekiyor.
Gerçekten de, FETÖ, PKK gibi terör örgütleri neden Türkiye'nin parlamenter sistemle yönetilmesini istiyor? Neden Cumhurbaşkanlığı sistemine geçmesine karşı çıkıyor? “'Hayır' diyenlere terörist diyorlar,” diyerek meseleyi çarpıtmak ve çarpıtmaya dayalı bir tartışma yürütmek yerine, bunu konuşmamız gerekmez mi? Ülkenin geleceğini etkileyecek bir tercih için sandığa giderken bunu sormayacak mıyız? Bu sorunun cevabına ışık tutmayacak mıyız?
İlginçtir, 2010 referandumunda “İmkan olsa mezardakilere bile oy verdirmeli” diyerek HSYK'ya ilişkin anayasa maddesindeki değişiklik sayesinde Yargı'da yapılanmayı başaran FETÖ'cüler, o günlerdeki sözde demokrat ve vesayet karşıtı kisvelerinin ardında yaptıkları yeni anayasa lobi faaliyetlerinde yeni bir anayasanın gerekliliğini savunuyor, ama o dönemde çok da dikkat çekmeyen şekilde sistem değişikliğine karşı çıkıyor ve “Türkiye için en uygununun parlamenter sistem olduğu” fikrini işliyordu. Gazeteleri bu yöndeki röportajlarla, yorumlarla doluydu; daha o günden ön alıyorlardı. Dünden bugüne Türkiye'ye yönelik saldırılarını daha da görünür hale getirir ve 15 Temmuz gibi bir kalkışmaya imza atarken bunu giderek yükselen bir ses tonuyla söylemeye devam ettiler, bugün de yurt dışına kaçmış önde gelen FETÖ'cüler 'Hayır' çağrısı yapmaktalar. Bunu dikkate almayacak mıyız?
PKK yöneticilerinden ardı ardına 'Hayır' denmesi gerektiği yönünde açıklamalar geliyor. Türkiye'yi kana bulamaya, bölmeye çalışan, 'hendek terörü'yle yüzlerce insanımızın canını alan, “Savaşı Batı'ya taşıyacağız” diyerek ülkenin her yerinde bomba patlatan bir örgütün referandum konusunda nasıl paniklediğini görmezden mi geleceğiz?
Türkiye bir beka sorunuyla karşı karşıyayken, bu soruna sebep olanların maşası terör örgütleriyken, bu örgütler Türkiye'yi terörle, darbe teşebbüsleriyle, iç savaş çıkarma girişimleriyle tehdit ederken, referandum için 'Hayır' diyorlarsa, ne referandum sadece iç meselemizdir ne de referandumun sonucu karşı karşıya olduğumuz beka tehdidinden ayrı düşünülebilir. Türkiye üflesen yıkılacak bir ülke değildir, bu sorunu da aşarız, yapılması gerekenleri yaparsak buradan yükselerek çıkarız. Yükseliş için güçlenmek şart; sistem değişikliğine 'Evet' diyenlerin en önemli argümanı da 'Güçlü bir Türkiye'.
Sistem değişikliği Türkiye'yi güçlendirecek mi, değişiklik güçlü bir Türkiye iddiasını gerçekleştirebilecek mi, sandığa giderken buna bakmak lazım. Ama öte yandan da, Türkiye'ye yönelik ekonomik operasyonlarda başı çeken kredi derecelendirme kuruluşları 'Hayır' propagandası yapıyor ve bizi tehdit ediyorsa, 7 Haziran'da “Yaşasın. Türkiye artık daha zayıf, daha içine kapalı bir ülke,” şeklinde sevinç naraları atan yabancı medya “Evet” korkusu yaşıyorsa, bunları da hesaba katmak lazım.
Türkiye'ye saldıranlar, imajını, ekonomisini, insanını, demokrasisini hedef alanlar, ekonomik kriz çıkarmaya çalışanlar, iç savaşa, darbeye oynayanlar, toplanmış hep bir ağızdan 'Hayır' diyorsa, bunun bir anlamı var, ve bunu göz ardı etmek mümkün değil. Velhasılıkelam, vicdanen rahat edebilmek adına, bunun üzerine uzun uzadıya düşünmek gerek.
