hatırladıkça iç burkan garibanlık anıları

  • Herkesin vardır böyle anıları ve çoğu akla gelmez düşününce. Benim aklıma gelenler çok önemsiz şeyler oldu ama aklıma gelenler bunlar.
    Sınav sabahı otobüs bileti alabilmek için evin her yerinde 10 kuruş aramak.
    İlkokulda okul değiştirmemin akabinde yeni okulumun yeni sınıfında yabancılanan gözlerle izlenmek.
  • aile durumunun iyi olmamasından mütevellit lise hayatım boyunca tüm haftasonu çalışıp kazandığım 20 tl ile geçinmek, tüm okul masraflarını bu parayla karşılamak, yetişmediği yerde okula yürüyerek gitmek.
  • ilkokulda ayakkabımın yırtıktı ama öyle böyle değil ön komple yırtık yürüdükçe açılıp kapanıyor ayakkabı. Tahtaya kalkmaya utanırdım hep. Bilsem de kalkmazdım bilmesem de.
  • Başlığı okuyunca bir çoğu gözümde canlandı. benim için en acı olanı, Babam vefat ettiğinde 3 ay boyunca emekli sandığının bize aylık bağlamasını bekledik. Babamın cenazesi tam vize dönemime denk gelmişti. sonradan Üniversitenin bütünleme sınavlarına gidebilmem için öğretmenim aralarında para toplayıp vermişlerdi. O parayı aldığım gün yaşadığım ezikliği hiç unutamam.
  • bizi biz yapan anılar. eskiden çok yakın bir iki arkadaşım hariç kimseyi eve davet etmezdim, edemezdim. evimiz sobayla ısınıyordu çünkü ve gece kondu tarzı müstakildi, üç katlı ev kısaca. utanırdım. aslında bizimki garibanlık değil, çocukluk işte... şimdi? şimdi pek değişen bir şey yok. yine aynı evdeyiz babam ve ben ama zerre umurumda değil.

    bir de hayatımda en önemli karar alma noktası olmuştur üniversiteye gitmek. ben orta halli ailenin bir çocuğuyum, aç değiliz açıkta değiliz fakat gözle görünmeyen bir garibanlık var işte. annem kemoterapi hapları alıyor ve sigortanın karşıladığı fiyatı bile babamın bir aylık emekli maaşı. babam ssk emeklisi, annemse o zamanlar sakatlığından dolayı medikal destek payı (ya da ona benzer bir şey) alıyor. çok sağolsunlar beni o durumda hem en iyi dershaneye yolladılar hem de üniversiteyi okutacakları güvencini verdiler. o garibanlık denen şeyi hiç hissettirmediler sağolsunlar ama insan anlıyor işte, mal değil ya? sonra ne oldu. ben şehir dışında bir myo'dan mezun oldum, bir senedir işsizim, yirmi iki yaşındayım. evde gebeş gebeş otururken babam her para verdiğinde utanarak alıyorum.
  • ailenin fakirliginden doğma sıkıntı. Günde 2 lira ile okula gidip 1 poğaça 1 çay alıp sitem bos durmasın bir ise yariyim falan diye de 1 lirayi internete verirdim :) Lisedeyseniz en büyük probleminizdir.
  • sigara almak için, beş krş aramak. olmayınca olmuyor.
  • bursasporun şampiyon olduğu sene. son maçı, hem fenerin hem bursanın maçını aynı anda izliyoruz fatih at pazarında. taraflı tarafsız herkes gelmiş. tezahürat, coşku, endişe ne ararsan var. iğne atsan yere düşmez. o meşhur yanlış anons yapıldı ve fenerin şampiyon olduğunu sananlar olarak zıpladık havaya sevinç gösterileri yapıyoruz derken bursanın şampiyon olduğu anlaşılmasın mı? ben hiç sevinme istifimi bozmadan bursanın şamiyonluğunu kutlayanların arasına kaydım. içim kan ağlıyor eller havada bursaaa diye bağırıyorum. böyle duygusal bir garibanlık daha yaşamadım, sebep olanlar utansın.
  • üniversite'de vize haftasında kalacak yer bulamadığım için tren garında sabahlamıştım.
  • gecenin üçünde cebimdeki son parayla taksiye binip "abi şu kadar param var, taksimetrenin gittiği yere kadar götür, ordan inip yürüycem" demiştim.