güzel sözler
-
(bkz: özdemir asaf) tan gelsin:
**bir şeyden yana isen sen belki varsındır.
bir şeye karşıysan sen gerçekten varsındır.
**biri yükseğe çıkmaya görsün. herkesde bir analık duygusu belirir..çok çıkma, düşersin dercesine bakarlar.
bunu acınma sanarak inmiş çok kimseler vardır.
**sevgi'den ad yapılıyor. mutlu'dan ad yapılıyor..
aşk adında ne bir kadın gördüm ne de bir erkek..bu korku neden?
**iyi dost dedi ki:
sana her şeyimi vereceğim.
büyük dost dedi ki:
sana her şeyimi anlatacağım.
**birçok şey dostluğa bağlanabilir ama dostluk bir şeye bağlanamaz.
**bir kelimeye
bin anlam yüklediğim zaman
sana sesleneceğim.
**Sevilenin yanlışları görülmez.
Sevilmeyenin görüntüsü yanlıştır.
**Ağladığımı gör deye ağlamayorum;
Ağladığım için ağladığımı görüyorsun.
**Okulda,çalışmaya alışıyordum.
Yaşamda,alışmaya çalışıyordum.
**Ben üç şey biliyorum.
Dinlemekle dört kılana anlatacağım.
**Dost gerçekleri,
Düşman işine geleni,
Deli ağzına geleni,
Aşık içinden geçeni söylermiş.
**Vicdan en rahat yastıktır'' diyor bir söz.
Varsa.
**Ne para istiyorum ne de pul..Tek bir istediğim var, o da yalansız bir kul..
**Aşkın içine düşülür,
Sevginin dışına düşülür,
Sonra da oturup düşünülür.
-
her konuda güzel sözler söyleyen Sabahattin Ali’den..
...birini arıyorum. bütün bu beynimde geçen şeyleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini.
tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.
benim beklediğim aşk başka! o bütün mantıkların dışında, tarifi imkansız ve mahiyeti bilinmeyen bir şey. sevmek ve hoşlanmak başka; istemek bütün ruhuyla, bütün vücuduyla, her şeyiyle istemek başka… aşk bence bu istemektir. mukavemet edilmez bir istemek!.
insan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı.
seni seviyorum. deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum.
halbuki en çok okuduğum bir kitabın, en çok okuduğum bir satırı bile bana bazen başka şeyler söyleyebilir.
etrafın seni sıkmaya başladığı zaman kitap oku.
Odamda beni kitaplarım bekler. Bu yegâne tesellidir.
bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.
insanlar nedense daha ziyade ne bulacaklarını tahmin ettikleri şeyleri araştırmayı tercih ediyorlar. dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek kahraman bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır.
ve çok geçten daha kötüsü yoktur hayatta.
iyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir.
kendimi kendim bile tanımıyorum.
unutmayın ki, dünyada en korkunç şey, ümidini kaybetmektir.
dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir. hatta mukabele edilmesini bile beklemeden sadece sevmek.
yarın öldüğümüz zaman birisi bize sorsa: ‘Dünyada neler gördünüz? ‘ dese herhalde verecek cevap bulamayız. Koşmaktan görmeye vaktimiz olmuyor ki…
Bu ölü toprakların üstünde hiçbir şey ölmek ve öldürmek kadar kolay değildir.
hayatımda hiç bu kadar mesut olduğumu, içimin bu kadar genişlediğini hatırlamıyordum. bir insanın diğer bir insanı, hemen hemen hiçbir şey yapmadan, bu kadar mesut etmesi nasıl mümkün oluyordu?
varlığı büyük boşlukları dolduracak mahiyette değildi; fakat yokluğu müthişti.
bu yaşıma kadar mevcudiyetinden bile haberim olmayan insanı vücudu birdenbire benim için nasıl bir ihtiyaç olabilirdi? Fakat hep böyle değil midir ? Birçok şeylere ihtiyacımızı ancak onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz?
ben senden vücutlarımızın değil kafalarımızın birleşmesini istiyorum.
sen aklıma gelince her şey gülümserdi.
bazen insan "ben iyiyim" dediğinde gözlerinin içine bakıp "iyi değilsin biliyorum" diyecek birine çok ihtiyaç duyar.
acaba şu anda o ne düşünüyor? herhalde beni değil. niçin? onun kafasında bir müddet yaşamak için neleri feda etmem ki? her şeyi..
‘O gelmez artık!’ dedi. ‘Nereden biliyorsun?’ dedim. ‘Gidişinden belliydi!’ dedi.
Ona hakikaten dargın değildim; asla kızmıyordum. Sadece müteessirdim. “Bunun böyle olmaması lazımdı.” diyordum içimden. Demek ki beni bir türlü sevemiyordu. Hakkı vardı. Beni hayatımda hiç, hiç kimse sevmemişti.
unuttum diyemem, fakat üzerimde bir tesiri kalmamış.
Gidersem istikbalimi kaybedecektim, fakat durursam aklımı.
herkes ne diyecek? fakat bu ana kadar herkesten ne gördüm ki
Dünyada bana hiçbir şey, tabiattan melül bir insanın zorla gülmeye çalışması kadar acı gelmemiştir.
kullanmadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?
sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.
Kendimi bildim bileli, bütün günlerimi, haberim olmadan ve nefsime itiraf etmeden, bir insanı aramakla geçirmiş ve bu yüzden bütün diğer insanlardan kaçmıştım.
Ne kadar çok insanı seversek, asıl sevdiğimiz bir tek kişiyi de o kadar çok ve kuvvetli severiz. Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir.
asıl mühim olan, iki insanın birbirini bulması bu derece güç olan şu dünyada, bu nadir saadete ermekti. öte tarafı hep teferruattı.
bir arkadaş istiyorum. benimle konuşmadan beni tamamen anlayacak, benimle karşı karşıya saatlerce hiç konuşmadan oturabilecek bir arkadaş.
Anadolu’da işsizliğin doğurduğu yegane iş dedikodudur.
Böyle dümdüz bir beynim olacağına hiç olmamasını tercih ederdim.
Onların beni anlamalarına imkan yoktu. İzahat vermeye de asla mecbur değildim.
bir sürü fesat ve dedikoducu insanlarla ahbaplık edip ne olacak sanki? biz bize yeteriz, değil mi?
İlkbahar gibi bir mevsimi olan bu dünya, üzerinde yaşanmaya değer… Ne olursa olsun.
Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi.
Belki de yeni bir başlangıç yapmanın vaktidir. Yeni bir başlangıç için her şeyi yıkmanın vakti.
Yalnız onun yanındayken içimi müthiş bir korku, onu kaybetmek korkusu sarardı.
İnsanlara ne kadar muhtaç olursam, onlardan kaçmak ihtiyacım da o kadar artıyordu.
Sen aklıma gelince her şey gülümserdi. Ağaçlar şarkı söyler, rüzgâr tatlı eserdi.
birbirimize rastlamadan evvelki hayatımız sahiden birbirimizi aramaktan başka bir şey değilmiş.
"hiç ayrılmayalım, olmaz mı?”
Sonra güldü. Bütün yüzüne yayılan, açık, temiz, yalansız bir gülüşle güldü. Eski bir dosta güler gibi güldü…
daha birçok güzel sözleri de vardır Sabahattin Ali'nin. eserlerini okurken rastlarız sık sık bu özlü sözlere.
bazı sözleri daha çok ilgimizi çeker. bazı yazarlarda kendimizi buluruz aslında.
yaşadıklarımı yaşamış deriz. söylemek istediklerimi söylemiş deriz.
sevdiğimize kitap hediye ederdik eski zamanlarda...
eskiler bilirler, kitapların fiyatı olmazdı zira kitaplar para ile satılmazdı.
bir sahafa "bu kitap kaç para" diye sormazdık.
"bu kitabı almak istiyorum, hediyesi ne kadar" derdik...
