gün geçtikçe artan konut fiyatları

  • abartı şekilde şişmeye devam etmektedir. istanbul'un merkezi olmayan bir muhitinde 40 metrekare 1+1 ev nasıl 360.000 türk lirası olur aklım almıyor.
  • bir noktada patlayacağı söylenmektedir.

    fakat bir konut sahibi olmak için beklemek bir tür kumardır. eğer bir noktada ciddi anlamda patlamayacaksa her geçen yıl biriktirebileceğiniz para, ilgilendiğiniz konutun fiyat artışından düşük olacaktır. bu sebeple paranız sürekli azalacaktır. bana göre mantıklı olan ilk fırsatta 10 yıl gibi uzun vadeli bir konut kredisi kullanıp bir ev sahibi olmak ve verilecek faizi gözde büyütmemektir. 360 bin liralık bir eve 10 yıl içinde 500 bin lira ödeyecek olmanız gözünüzü korkutuyor olabilir fakat o evi 10 yıl sonra 500 bin liraya alamayacak olma ihtimaliniz çok çok yüksektir. hatta 2 sene sonra 500 olduğunda bu defa 750 ödemek zorunda kalabilirsiniz.
  • Ülkemizde sadece konut değil her alanda her saniye bir artış söz konusu zaten her şeye zam her gün her şeyin fiyatı artıyor yaşam zorlaşıyor memlekette artmayan sayılı şeyler var mesela okur yazar sayısı,bilim insanı sayısı,bilim ve eğitim için yapılan yatırımlar vs. diyebilirim.
  • Konutu olanın yüzünü güldürürken, almak isteyenlerin belini büktürür.
  • kirada da durum pek farklı değil. daha çok taze ev tuttum. epey emlakçı gezdim. bundan beş on sene önce. yarı yarıyaydı fiyatlar dediler. kirada bile.

    sebebi çok. Suriyelilerin etkisi de yadsınmıyor. genel talep. ve sitelerin eski mahalleleri canlandırması. avmler. iş merkezleri. vs vs.
  • Ekonomi ile ilgilenen biri olarak konut fiyatlarının artmasının üç ana sebebi var:

    1- inşaat sektörüne yapılan haddinden fazla yatırım ve talebin durumu
    2- vergiler
    3- dolar kuru

    Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin birçoğu kısa vadede inşaat sektörünü arttıran yatırımları tercih etmektedir. Özellikle iktidar açısından inşaat sektörü, beraberinde rant ve vergiyle kazancını maksimize etmesinde önemli bir rol oynar. Genellikle bir ülkede özellikle belirli sektöre yapılan yatırımlar ve teşvikler beraberinde ülkedeki hane halkında ciddi bir talep artışına sebep olur. Talep arttıkça fiyatlarda da artış görülür.

    İnşaat sektöründe her ne kadar teşvik olsa da, müteahitler için inşaatın başlanmasında ödenen ruhsat ve vergilerde ciddi oranda artışlar yapılmıştır. Bu da beraberinde binanın, arsanın ve konutun maliyetini arttırmaktadır. Müteahhit ise bu maliyetleri evin değerine ekleyerek satışı gerçekleştirir. Bu da doğrudan gayrimenkul fiyatlarını arttırmaktadır.

    Bir diğer husus ise döviz kurudur. Aslında döviz kuru sadece inşaat sektörünü değil, aynı zamanda üretimle ilgili birçok sektörü doğrudan etkilemektedir. Dolardaki bu artış direkt olarak inşaatta kullanılan malzemelerin fiyatını arttırır ve maliyeti yükseltir. Sonuçta inşaatta kullanılan hammadde ve malzemelerin birçoğu ithal olarak ülkemize geliyor. Aynı zamanda dolardaki bu artış maliyetleri arttırdığından ötürü yatırımcıların kazançlarını düşüyor. Yatırımcıların kazançlarının düşmesi, ülkedeki adalet kavramının zedelenmesi (hakkını arayamama) gibi birçok etken özellikke yabancı yatırımcıların yatırım yapmasını engelliyor. Bu da doğrudan arzı düşürdüğünden hem enflasyonun hem de fiyatların artmasına sebep oluyor.

    Kısacası durum pek iç açıcı değil. Ülkece teknolojiye ve bilime yeteri kadar yatırım yapmadıkça bu sektörde elbet çöpü boylayacak. Hatta bana kalırsa boyladı bile.
  • çok fazla etken var ama bence bunların başını "talep" çekiyor.
    kolaylaşan kredi olanaklarından dolayı insanlar kirada kalmak yerine hemen hemen kira bedelinde ya da biraz fazlasında kredi ödeyerek ev sahibi olabiliyor. ayrıca her sene evlenen yüz binlerce çift ve sürekli kırsal kesimden kentlere akan insan seli de konut talebini artırıyor. tüm bunların haricinde de, yurdum insanının yatırım aracı olarak da konut almasından dolayı büyük bir talep oluşuyor.
    telebin fazla olmasının yanı sıra, gerek döviz kurunun artışı gerekse arsa fiyatlarının şişmesi ürteim maliyetini direkt artıran başka bir faktör. tüm bu faktörleri topladığımızda da elimizde kocaman, şişmiş ve ne zaman patlayacağı belli olmayan bir emlak balonu oluşuyor.
    bu bolan patladığında da, temeli inşaata dayanan ekonomizin bizi ne gibi günlere gebe bırakacağı da ayrı bir muamma.