gül
-
(bkz: eşsesliler) -
Gülümsemesine tekrar gülümsedi. Balkondaki güllere dokundu parmakları. Sonra mırıldandı. “Ben sizi” dedi güllere. “Sizi çorak bir bahçeden alıp getirdim, evlat edindim. Ne çok ağlamıştı kalbimin pervazına konan güvercin sizin halinize. Sararan yapraklarınıza, kuruyan dallarınıza. Taşa dönmüş toprağınıza. Ağlama dedim güvercine, ağlarsan eğer yeryüzünde gül kalmayacak. Anlıyor musun, bütün güller yasa boğulacak. Hem kim nereden bilsin ki, bir güle su vermenin ibadet olduğunu...” -
kokusu ve aşka konu olması ile çiçeklerin efsanesidir. ayrıca türküsüde vardır; kırmızı gül demet demet. -
Çiçek olanını ne kadar sevmiyorsam Şiir olanını bir o kadar seviyorum:
Gülün tam ortasında ağlıyorum
Her akşam sokak ortasında öldükçe
Önümü arkamı bilmiyorum
Azaldığını duyup duyup karanlıkta
Beni ayakta tutan gözlerinin
Ellerini alıyorum sabaha kadar seviyorum
Ellerin beyaz tekrar beyaz tekrar beyaz
Ellerinin bu kadar beyaz olmasından korkuyorum
İstasyonda tiren oluyor biraz
Ben bazan istasyonu bulamayan bir adamım
Gülü alıyorum yüzüme sürüyorum
Her nasılsa sokağa düşmüş
Kolumu kanadımı kırıyorum
Bir kan oluyor bir kıyamet bir çalgı
Ve zurnanın ucunda yepyeni bir çingene
(bkz: Cemal süreya )
