gölge oyunu
-
yerli sinema filmidir..
filmin yönetmeni yavuz turgul'dur..
başrolde şener şen ve şevket altuğ oynuyor. üçüncü önemli rolde ise larissa litichevskaya'yı izliyoruz. diğer önemli rollerde füreya koral, ülkü duru, nazan kırılmış, metin çekmez, sermin hürmeriç oynuyor..
bir pavyonda komiklik yaparak hayatını kazanan mahmut ve abidin adlı iki yakın dostun başından geçenler anlatılmaktadır filmde..
oyunculuklar son derece başarılıydı. şener şen'in oyunculuğu zaten tartışmaya açık bir konu değil. abidin karakterine tam uymuş. şevket altuğ, şener şen'in yanında biraz sönük kalsa da genel olarak iyiydi. kumru rolünde larissa litichevskaya çok zaritfi. güzelliğiyle göz kamaştırıyordu. büyük hanım rolünde değerli sanatçı füreya koral hanımefendi harikulâdeydi. pavyon emekçisi karakterler inanılmaz gerçekçiydi. özellikle ülkü duru ve nazan kırılmış'ın performansı harikaydı..
filmin sinematografisi muhteşemdi. senaryosu oyunculuğu, görüntü yönetimi, kurgu, mekan kullanımı, ışık açıları hepsi muhteşemdi..
müzikleri gayet güzeldi. nostalji rüzgarı estiriyordu..
senaryosu bakımından döneminin epey üstünde bir film olduğunu düşünüyorum..
film mistik ve gerçeküstü bir anlatıma sahiptir. bu bakımdan alışılmış filmlerin dışındadır. konusu itibarıyla oldukça farklı olan film sinemamızda özel bir yere sahiptir..
gerçek nedir? var olmak ya da olmamak. rüyalar gerçek olabilir mi? gibi bazı önemli aforizmaları içeriyor film..
filmde güzel doksanların güzel istanbul'undan muhteşem manzaralar göreceksiniz. doksanların başına doğru harika bir nostalji turuna çıkıyoruz..
filmde dikkatimi çeken bir detay var. o da filmin açılış sahnesiydi. o güne dek hiçbir filmde karşılaşılmamış bir durumdu bu. tamamen özgün bir açılıştı. bu açılışın yer yer devam etmesi ise filmi bambaşka bir boyuta taşımış..
filmde müzisyenlerin hikâye anlatması da masal tadında olmuş. biraz hüzünlü bir masal olsa da..
yoksulluğu görüyoruz filmde. parasızlığın insana neler yaptırabileceğini, yoksulluğun insanın hayatını nasıl etkilediğini görüyoruz..
filmdeki kumru'yu Krzysztof Kieślowski'nin filmlerinden tanıdığım güzeller güzeli aktris irène jacob'a benzettim. onun da tıpkı lasrissa gibi duru bir güzelliği vardı. âdeta usta bir ressamın tablosu gibi seyrine doyum olmuyordu..
gölge oyunu maalesef sinemamızda değeri bilinmeyen filmler arasındadır..
filmin sonu da tıpkı kendisi gibi sıra dışıdır. bu son filmi daha da gizemli kılmış..
bu özel filmi çok geç izlediğim için hayıflanmadan edemiyorum..
gölge oyunu, türk sinemasının gizli başyapıtlarındandır..
aşağıda film hakkında bazı detaylardan bahsedeceğim. izlemeden önce ayrıntıları öğrenmekten hoşlanmıyorsanız aşağıda yazılanları okumanızı önermem..
--- spoiler ---
filmle ilgili önemli bulduğum konulara değineceğim şimdi. filmde pek çok sorunun cevapsız kaldığını görüyoruz. en önemli soru, kumru gerçekte var mıydı yok muydu? bunun cevabını bilmiyoruz. mahmut, abidin ve kumru arasında yaşananlar bir rüya mıydı? bu bir rüyaysa nasıl olur da iki kişi'*' aynı rüyayı görürler. böyle bir şey mümkün müdür? aynı anda iki farklı kişi aynı rüyayı görebilir mi? -bu konuya benzer konusu olan teströl és lélekröl adlı muhteşem macar filmini de öneriyorum yeri gelmişken- böyle bir şeyin mümkün olacağını sanmıyorum. öyleyse aklıma şu soru geliyor. mahmut'la abidin aynı kişi olabilir mi? kumru'nun bir rüya olduğunu var sayarsak ve aynı rüyayı iki kişinin aynı anda göremeyeceğini var sayarsak yaşananların bir rüya olması, bu rüyanın da mahmut'un rüyası olması mümkün. bunun üzerinden gitmemiz farklı bir bakış açısı getiriyor olaya. mahmut'un iyiliği, dürüstlüğü, yardımseverliği temsil ettiği filmde abidin ise yalancılığı, dolandırıcılığı, görece kötülüğü temsil ettiğini görüyoruz. yani mahmut'un rüyasında kumru'nun hayatına girmesinden sonra kendi özündeki her iki yönünü de görmüş oluyoruz. böylelikle film bize insan ne tam iyidir ne de tam kötüdür mesajı mı veriyor? mahmut'la abidin'in çalıştıkları pavyon'un adının rüya olması tesadüf müdür? abidin'le mahmut sahnede komiklik yaparken onları etraftaki kimsenin izlememesi, dikkate almaması bize ne anlatmak istiyor olabilir? pavyondaki gösterileri gerçek olsa onların sahnedeki şakalarına arkadaşları ve müşteriler ilgi gösterip gülmez miydi? kumru, sadece sıradan bir rüya mıydı? sıradan bir rüyaysa mahmut'un hayatını nasıl bu kadar etkiledi? kumru, rüyaysa büyük hanımın otuz yıllık ızdırabına nasıl son verebildi? ayrıca ölen güvencini nasıl uçurabildi? gerçekse filmin sonuna doğru neden ortadan kayboldu? mahmut'lar abidin'in belki de var olduğunu sandıkları şey bir gölge, yaşadıklarını sandıkları ise bir gölge oyunudur. kim bilir?
büyük hanım ile mahmut ve abidin arasında geçen sohbet.
— pencereden bakınırken sizin geldiğinizi gördüm. aslında benim bütün istediğim sizinle sohbet etmekti. ama bakıyorum gözlerinizden uyku akıyor. ne densizlik benimki de.
— siz niye uyanıksınız bu saatte büyük hanım.
— ahh oğlum! bilmiyor musun? otuz yıldır ben bu uykusuzluğu çekiyorum. gözlerim kapanıyor, iki saniye sonra açılıyor. ne korkunç bir şey tabi böyle yaşamak. kocam öldüğünden beri uyku nedir bilmiyorum.
— doktorlar ne diyor?
— hiç. binde bir olan bir şeymiş. aciz kaldılar. eşim etfal bey vefat edince ben de ölmek için dua ettim. ama tanrı bu isteğime kızdı galiba. ve bana yaşam cezası verdi, sonsuza kadar. hâlbuki unutulup karanlıkta kaybolmak, yok olmak ne güzel. gözlerini kapatıp uyumak, sessizlik...
filmde büyük hanım rolündeki füreya koral hanımefendinin oyunculuğuna bayıldım. o ne tatlı bir kadındır. ihtiyarlığın en güzel hâli sanırım. tam bir istanbul hanımefendisi. üslubu muhteşem. o hep anlatsın ben hep dinlerim. abidin ve mahmut'u sohbet etmek için arada bir yanına çağırması filmin güzel bir detayıydı. büyük hanımın başından geçen olaylar da ilginçtir. ölen eşinin ardından hiç doğru düzgün uyuyamamıştır kendisi. bu konuda mahmut ve abidin'e dert yanmaktadır. bu durumdan son derece rahatsızdır. şikayetini tanrıya iletir, hatta içinde bulunduğu durumdan bıktığı için tanrıdan yaşamına son vermesini ister, ancak kendisinin bu isteğini tanrının ciddiye almadığını düşünür. büyük hanımın bu uykusuzluk sorunu uzun yıllar'*' sürmüştür. ta ki kumru'*' gelene kadar. kumru'nun gelmesiyle büyük hanım arzusuna kavuşur otuz yıllık ızdırabı sona erer. burada yunan mitolojisinden esintiler görmekteyiz. bu durum da filmin senaryosuyla oldukça uyumlu olmuş. bunun gibi başka küçük detaylar da görüyoruz filmde. bu da filmin kalitesini artırmış.
hikâye anlatıcısı müzisyenlerden.
— bu gördüğünüz muazzam, insanın aklına durgunluk veren hikâyenin burada geçmiş olması yüce rabbin bir hikmeti mi acaba? neden burada? bu gördüğünüz alem afedersiniz puştların, orospuların, esrarkeşlerin fink attığı bir alemdir. olmadık rezillikler yaşanır bu pisliğin içinde. onun için insan kendi kendine soruyor. neden burayı seçti yüce mevlam.
— onun hikmetinden sual olunmaz. efendim biz olaya gelelim. bizim burda iki komedyen vardı. bildiğiniz sahneye çıkıp komiklik yapan iki arkadaş. sanatları biraz zayıftı. biri mahmut diğeri abidin. mahmut hoş oğlandı, natürü iyiydi. abidin ise çok alçak tabiatlı bir çocuktu. hırsızdı, yalancıydı, güvenilmezdi. neyse biz işin dedikodu yanını bırakalım. bunlar ikisi dediğim gibi rüya pavyonda komiklik yapıyorlar...
--- spoiler ---
