evlilik teklifi

8 entry daha

  • görgüsüzler tarafından türlü şekilde yapılabilen teklif.

    (bkz: evlilik teklifi için e5'i trafiğe kapatan maganda)
    (bkz: evet cevabını duyunca havaya ateş açan öküz)
    (bkz: yol kapatarak evlilik teklifi etmek) - https://www.youtube.com/watch?v=44vquhcRmVw

    (bkz: keko sen evlenme bokunu çıkarıyosun)
  • (bkz: Bana ev olur musun) dese, ben o eve giden yol olurum.
    evlenmek başka, ev olmak başka.
  • ben sorsam kesin seninle evlenebilir miyim derdim.
  • Suyunun (oraya ne geleceğini biliyorsunuz) çıktığı olaydır.

    Yahu iki insan birbirini seviyorsa bu tip olayları abartmanın ne anlamı var? Valla anlamıyorum. Lütfen birileri evlilik teklifi edecek kişilere bu dünyanın onlardan ibaret olmadığını söylesin. Ben söyleyeceğim ama ofisten dışarı çıkamıyorum.
  • abartmaya gerek yok bence; ''benimle ay sonunda elektrik faturasına birlikte oha der misin?'' diyerek, daha realist bir yaklaşımla olayı sonlandırabilirsiniz.
  • Niçin fotoğraflandığını, hadi fotoğraflandı diyelim niçin paylaşıldığını, paylaşıldı da diyelim belirli periyotlarla niçin gözümüze sokulduğunu anlayamadığım abartılmış bir olaydır.
    Tektaş ve öpücükten kalp çıkaran çift emojileri ise fotoğrafın mütemmim cüzüdür adeta.
  • Evlenmek için karşı tarafa yapılan teklif.
    Evlilik teklifi denildiğinde neden akla ilk yüzükle yapılan gelir anlamıyorum. Mesela çikolata ya da balonla yapılsa olmaz mı '*'
  • kutsal kitaplarda ve anayasada yazılı bir şekilde belirtilmese de, erkeklerin askerlik gibi yerine getirmek zorunda oldukları eylem, olaylar bütünü.
  • bir de nişandan sonra yapılan evlilik teklifi vardır. o vakte kadar herhangi bir teklifte bulunulmadan gelinmişse, ileride başa kakılma, içte ukte kalma gibi şeylerin önüne geçmek maksadıyla nişan-düğün arası süreçte yapılır.

    Evlendikten sonra yapılanları da yok değildir.
    (bkz: ikinci çocuğumuzun anası olur musun?)
  • Dün aldığım teklif.

    Erkek olarak normalde ben ederim diye düşünürken normal muhabbet esnasında pat diye söyledi. Bir anlığına hayat güzel olacakmış gibi bir his geldi ve sonra geçti.
  • Ethem Özışık'ın kaleme aldığı hemen hemen her yerli dizilerde alışık olunmayan bir yöntemle işlediği teklif.
  • fi tarihinde yapmıştık böyle bir teklif. benim hatun aile mahkemesinde zabıt katibiydi. hani şu hakimin yaz kızım dediklerinden var ya. aldım elime bir demet çiçek, girdim duruşma salonuna. sevdiceğim dedim herkesin boşandığı şu duruşma salonunda bana ve doğmamış yavrularımıza ömrünü adamaya evet der misin diye sorduydum. hiç nazlanmadan evet dediydi. zaten ben almasam evde kalırdı garibim. ondan zahar hiç nazlanmadan evet demesi.
  • Maalesef hiç almadığım tekliftir. (bkz: adamkarga) (bkz: let the linç begin)'*'

    öyle havai fişekli, kemanlı bir şey istemezdim de zaten. şöyle bir hediye ile çok tatlı olabilirdi. Bari size fikir olsun. harry potter ve melez prens kitabından kırılmaz yemin bölümü.
  • hayatımın bir döneminde beklentilerimin merkezi olmuştu. sonra da gözyaşlarımın.

    evlilik teklifi nasıl gelir. evlenmeye nasıl karar verilir. oturup evlenelim mi biz derler. yoksa önce teklif habersiz gelir. sonra mı evlenelim denir diye kafamda deli sorular vardı.


    o dönem erkek arkadaşım şu an eski, resmen maddi sebeplerden evliliğe yönelir gibi oldu. evlensek ne güzel maddi olarak daha rahat ederiz, senin maaşınla şunu yaparız bunu yaparız, ev alırız hemen, kredi şu bu anlatıyor.

    lan göt evliliğin güzel yanlarından bahsetsene böyle mi kadın ikna edilir diyecem, ediliyormuş,

    adamla borç hayalleri bile cazip geldi o dönem. "sen evlenmek mi istiyorsun benimle hayırdır"dedim. evet dese cebimden kadın halimle yüzük çıkaracağım diye korktum.

    olabilir neden olmasın şu bu derken evlenme kararı oturup, konuşulup alınıyormuş. hatta dahası var, adam avukat olunca boşanma sözleşmesi bile konuşuluyor evlenmeden.

    nafaka istemiyorum diye tarihsiz bir dilekçe imzalamamı bile istedi. ben de ondan istedim. çünkü adam avukat, allem eder kallem eder, ben öderim nafaka ona. ben de dedim ki tazminatta istemiyorum diye ekle.

    ee beni aldatırsan da mı istemeyeceğim dedi. istemeyeceksin dedim. aklında hep onu aldatacağım fikri vardı neden bilmem.

    neyse evlenme teklifi bekliyorum. süpriz bir teklif yapıcam dedi. tüyo veriyorum, beklenti arşa erdi bende.

    sabah kalkıyorum en şık geceliğimle makyajlı. ya kahvaltı masasında ederse. markete gidiyoruz. en şık halimle. ya markette birden bir anonsla teklif gelirse.

    rakıyan gideceğiz dediği an zaten aha şimdi deyip bülent ersoy gibi abartıyorum. hatta birinde o kadar abartmışım ki. belediyenin bir rakı mekanı vardı izmirde. oraya götürdü beni. ben de hiç sormadım neresi diye.


    herkes kot tişört. ben adeta birazdan işe çıkacak gibiyim. tuvalete en yakın masaya geçelim bari dedim. çişe giderken insanlar durmadan bakmasın.

    çeşmeye tatile gidelim diyor. aha oradaa edecek. 2. yıl yemeğinde diyorum. yüzük aldı canım benim geri kalan her şeyi ben ödeyeyim diyorum. oteli rakısı yemeği her şeyi ben ödüyorum. yüzük yine gelmiyor.

    evlilik muhabbeti dolanırken ortalıkta evini taşıyoruz o sıra. ceketlerini poşetlerken ceplerine de bak diyor bana. o mutfağı toparlıyor. ben yatak odasını.

    ceketlerden birinin cebinden kutu kutu boş viagra tarzı bir ilaç buluyorum. 8-10 kutu vardır. hepsi kullanılmış. hatta birinde fişi bile duruyor. benimleyken kullanmış.

    ellerim titriyor. beni yeterince istemiyor mu sürekli ilaç mı kullanmış oluyorum. diğer ceketin cebinden de bir yüzük kutusu çıkıyor.

    açıyorum hemen sazan gibi parmağıma takıyorum. baş parmağımdan bile düşüyor. oysa yüzük ölçümü biliyordu. yüzüğü kendime sanırken içine bakıyorum. eski nişanlısının tek taşı.

    oturup yere kucağımda cinsel istek artırıcı bir sürü boş kutu, elimde de baş parmağımdan bile düşen bir tek taş.

    kapıda beliriyor. ağlamaya başlıyorum ben. sinirlerim bozuluyor.

    ilaçların açıklaması, sana cinsel olarak yetememe korkusundandı. daha uzun sürsün daha çok keyif al sen diye dedi.

    yüzüğü de unutmuşum işte dedi. senelerdir kalmış orada.

    ağlaya ağlaya kuyumcuya gittim bununla. satacaksın o yüzüğü bakalım pırlanta mı diyorum.

    kuyumcuya kadar girmişiz. satarken o ben de yüzüklere bakıyorum. onu satıp bana alır belki diye.

    yok adamın niyeti yok. paranın hepsini alıyorum elinden.

    "hadi şu evi taşıyalım da akşama eski nişanlının yüzüğünden aldığımız para ile rakıya götür beni" diyorum.

    rakıya gidiyoruz akşam. neye ağlasam bilemediğim bir gece oluyor o gece.

    nitekim 4 ay boyunca beklenen evlenme teklifi gelmiyor. ve ayrılıyoruz da peşi sıra günlerde.

8 entry daha