evlenmek istemek ve evlenmemek arasındaki doğru orantı

  • Şimdiki gençlerin sorunudur. Bakıyorsun çoğu evlenmek istediğini söylüyor ama her türlü de kaçınıyor. Aradan bilmem kaç yıl geçmiş hala durum aynı.
  • (bkz: flörtöz)
  • Bekarligin nasıl bir duygu olduğunu bilen fakat evli olmanın nasıl bir şey olduğunu bilmeyen bu sebeple de merak eden bireylerin, hem meraklarını gidermek istemeleri hem de bilmedikleri şeyden it gibi korkmaları durumudur.

    Tüm çevren evlenmesi istiyor. Sen de merak ediyorsun, acaba nasıl olur? Diye soruyorsun kendine. Ama hayatinin geri kalanını biriyle bölüşme fikri seni korkutuyor. Şahsen beni korkutuyor oradan biliyorum. Hep o hep o hep. Düşündün mü? Korktun değil mi?

    Bu sebeple evlenme isteğimiz arttıkça, bu konu hakkındaki akıl yurutmelerimiz de artar. Bu da oteledigimiz korkularımızı su üstüne çıkartır. Boylece evlilikten kaçınma durumu oluşur. Yani ben boyle düşünüyorum.

    Edit; yazım
  • Erkekler yetişkin olana kadar annelerinin düzeni altında yaşarlar. istenilen ortam her ailede sağlanamaz maalesef kişisel odası olanlar bile şanslıdır. üniversite iş gibi nedenlerle kendi düzenini kurduklarında ise bu ortamı kolay kolay kimse için bozmazlar. gözardı edilse de çok önemlidir bu. evlensen ev eşyalarını eşin seçer , kendini toz pembe koltukların üstünde zaping yaparken bulursun birden. oraya çorabını atma, mutfağıma girme , orada sigara içme. iş sadece bununla bitmez kılığına kıyafetine kadar gider. yani yine anne evi gibi bir ortama düşer ve sonsuza kadar böyle yaşamaya mahkum olur. sevmediğiniz bir ortamda onca sorumluluğun altına girer misiniz ? birde işin bu boyutu vardır. erkek çalışır kadına bakar. erkek ve kadın çalışan olsa dahi erkek bir tık üssü kazanmalıdır. yani erkek üstüne yıllardan beri yıkılan bu sorumluluklar evliliğe sıcak bakmamalarının en önemli nedeni olmuştur.erkek evlenmese yıllarca bekar yaşasa bu kimseyi rahatsız etmeyen bir durumdur.
    birde kızları düşünürsek onlarda yıllarca anne düzeniyle yaşarlar. buna ek olarak baba baskısı en serbest olanında bile vardır. yetişkin olduklarında ayrı eve çıkabileni çok azdır.yıllarca kendi hayal ettikleri ortamı yaşayamazlar.hayat yıllarca bekar yaşamış hatta dul kalmış kadınlara acımasız olduğundan evde kalmak gibi korkuları da olur. bundan dolayı erkeklerimiz evlilikten kaçarken kızlarımız evliliği hedef haline getirir. sonucunda ise çoğunlukla samimiyetsiz evlilikler çıkar.
    önemli olan kişilerin kendi hayatlarını kurabilmesi ve bir kere yaşama hakkı olan dünyayı isteklerine göre yaşamasıdır. eğer ülkemizde bu iki taraf için de mümkün olursa evliliklerin hem erkek hem de kadın için sadece aşkla yapıldığını görebiliriz.
  • Arkadaşların birer birer evlenir ve onlara bakıp ben de artık kendime bir yuva kurup düzenimi oturtayım dersin. Mezuniyetin yaklaşmasıyla her girdiğin ortamda evlilik konusu açılır. Var mı biri, gözünü açık tut bir an önce öğütleri peşini bırakmaz.
    Hem bu muhabbetlerde sıkıldığın hem de kendi hayatını çizmek istediğin için evlenmek istersin ama o kişiyi bulamadığın için evlenemezsin.
    Hem bulmak öyle kolay da değildir. Ne demiş dücane cündioğlu " Yaşamı boyunca herkes 'birini' bulur, ama 'birbirini' bulmak çok az insana nasip olur. "