erdem beyazıt

  • Bir an kayboldun gibi! yaşadım kıyameti
    Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti

    Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma
    Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma

    Çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından
    Göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından

    Bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde
    Yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde

    Bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş
    Yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş

    Soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerine
    Kapılıp gidiyorum saçının sellerine

    Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar
    Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar

    Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın
    Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın

    Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi
    Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi

    Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım
    Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım

    Bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden
    İşte yeni bir dünya peygamber sözlerinden

    Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
    Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm
  • ''Başlar eşyada hareket kurtulmak için kendinden'' dize si ile içimde ürperti oluşturan şair.
    (bkz: cahit zarifoğlu)
  • "...
    Yaslan göğsüme sevdiğim
    Benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir
    Pas tutmaz benim içim yeryüzü gibidir
    Toprak gibidir
    Sen ki bulut gibisin
    Ay gibisin güneş gibi bazen
    ..."
    Muhteşem mısraların sahibidir (bkz: ask risalesi)
  • asıl adı adil erdem Beyazıt olup, 1939 Kahramanmaraş doğumludur.
    2008'de vefat ederek dünyada 69 yıllık bir birikim bırakmıştır.