entropi

  • görünenin de görünmeyenin de pençesinde olduğu döngüdür.
    nitekim “yok etme” üzerine kurulu bir düzenin parçasıyız ve sancımız bu düzeni “kabul etmeme “ üzerindeki direncimizden kaynaklı.
    hırsımız, hezimetimiz, üzüntümüz, sevgimiz, aşkımız..
    beslediğimiz bu duygular aslında birşeyleri yaşatmanın, yok olmasını engellemenin peşinde olmamızdan. bu yüzden şuursuzca yorulan, yıpranan bir ruha sahip olmak kaçınılmaz oluyor.
    bir nevi direnç mekanizması..

    kaldı ki
    ne dünde ne yarında sadece an’da kalmaya çalışırken bile
    hükmetmek istediğimiz an’a da hunharca entropi uyguluyoruz...
    ve bu da varoluş mücadelesine dönüyor.
    kocaman bir bilinmezlik girdabı!
    bilinmezliğin o büyük halkasında dönüp duruyoruz.
    sonra bir bakmışın, bu halk’alar,
    kesişen koca bir insan yığınına(zincirine) dönüşüyor ve karşılıklı konuşuyor:
    “ biz bu zinciri nasıl kırarız?”
  • tükenmişliğin termodinamik ifadesi.
  • tüm enerji dönüşümlerinde (ısıdan mekaniğe, ısıdan elektriğe vs.) yüzde yüz verim elde edilemeyeceğini gösteren yasadır aynı zamanda. sisteme 1 birim ısı enerjisi verilerek 1 birim mekanik yada elektrik enerjisi elde edilemez çünkü bu dönüşümde enerjinin bir kısmı çevreye entropy olarak geçecektir ve kullanılamayacaktır. bu durum sadece enerji dönüşüm makinaları için geçerli değildir. aksine tüm evren böyledir, sıcaklığı olan tüm cisimler enerjisinin bir kısmını sürekli olarak evrene entropy(kullanılamayan enerji) olarak salmaktadırlar. bu durum artık evrende hiç kullanılabilir enerji olmadığı duruma kadar gidecektir. yani entropy maksimum olacak, evren soğuyacaktır.
  • Enerjinin tesadüfen, düzensiz ve geriye dönüşümsüz olarak dağılması.