en yakındaki kitabın 66. sayfasının 2. cümlesi
-
“Hizmetçi eğleniyordu yine.”
L.f.c. - Taksitle ölüm -
doğadaki her şey, insan davranışı da dahil olmak üzere, nedensel belirlenime tabiydi; insanın yüceliği ve biricikliği, bununla birlikte, ahlaki eylemde, insanın kendisini bir özgür tinler dünyasının bir parçası olarak düşünmek suretiyle doğa alanının üstüne yükseltmesi olgusu sayesinde korunabilirdi.
-ahmet cevizci, metafiziğe giriş
allah belanızı verecek, şu uzunca cümleyi seçecek ne vardı? -
Kırılan neşemin son vidası bir hayat hızıyla yerine yerleşmişti.
Sait Faik Abasıyanık-Semaver -
Final haftası hiçbiriniz mi ders çalışmıyor hocam...
"Bu yer değiştirmeyi tanımladıktan sonra doğrusal harekette tanımladığımız gibi yer değiştirmenin zamana göre değişimine bakarak dönen cismin hızını (açısal hız), dönüş hızının birim zamandaki değişiminden de dönü hızındaki değişmeleri gösteren dönü ivmesi (açısal ivme) kavramlarını türetebiliriz." -
şimdi padişahlardan ölüm sırası sultan 2. ahmet'e gelmiş bulunuyor -
Albert camus bir başka bağlamda,”bir gün dışarıda yaşamış birisi yüz yıl hapiste yatabilir.” Der ve ekler;”çünkü ona hayal kurmasını sağlayacak yeterli gereci elde etmiştir.” ‘dir.
Şükrü erbaş-insanın acısını insan alır -
''Ama, uzun zamandan beri, günlerce, haftalarca gezegenimizden uzakta yaşadıktan ve yer küreyi bir otomobil tekerleği kadar küçülmüş haliyle seyrettikten sonra, şu kanıya vardık ki, toplumları öfke ve umutsuzluğa sürükleye, bazı ülkeleri atom bombasına sarılma durumuna getiren son yılların enerji bunalımı, aslında büyük çapta bir teknik meseledir ve ülkelerin birbirleriyle anlaşıp uzlaşmalarından daha önemli değildir.'' Gün Olur Asra Bedel- Cengiz Aytmatov -
Sıkıyönetim ve olağanüstü hal KHK’ların yargısal denetimi mümkün olmadığından bu tür KHK’lara karşı Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açılamaz. -
Narkozsuz yapılması için ikna edilmiş olacak ki Atatürk:
-birkaç kez anestezi yapılmadan bu yapılamazdı, dedi. -
gerçek kimliklerini bilmeyenler, kim olduklarını bilmediklerini bilmezler.
vazgeçebilmek/ guy finley -
"Pendant un moment, nous n'avons plus parlé" (Bir süre hiç konuşmadık.)
-yabancı, camus
not: gele gele bu cümle geldi napalım -
"hiç de kızmış değildi, ama erkeklerin ondan, bu şekilde para almaları garip geliyordu."
emile zola-nana -
''En sonunda bir döşeğe yatırdılar, uyuyakalmışım.'' -
Altın yüzüğünü hiç çıkarmadığı için yüzüğün iç kısmına ''is's alright ma (ı'm only bleedind)'' adlı bir dylan şarkısından alınmış bir mısrayı epey pahalıya kazıtmış olduğunu kendisinden ve tanrıdan başka hiç kimse bilmezdi.
uzun dünya / terry pratchett - stephen baxter -
Su an yakinimda kitap yok. -
Annesinin dünyasında bütün bedenler aynıydı ve tek sıra halinde uygun adım yürüyüp duruyorlardı.
Milan Kundera- (bkz: varolmanın dayanılmaz hafifliği) -
bu utangaç tavırlı, tuhaf görünüşlü, ufak tefek, dalgın bakışlı adam, alnının orta yerindeki istavrozu andıran yara iziyle-delikanlılığında, bir umutsuzluk anında kendini vurmaya kalkmıştı.
Atatürk/Bir Milletin Yeniden Doğuşu - Lord Kinross -
uzun geceleriyle sonbahar gelmişti.
tolstoy - sahte kupon -
“... yüzyıllar önce avrupa, sefalet ve açlık içindeydi; halk bir araya sıkışmış, günaha batmış ve ümitsizdi tıpkı tanrının yıldırım göndermesini bekleyen, ölü ağaçların boğduğu sık bir orman gibiydiler...”
(bkz: dan brown)
(bkz: cehennem) -
"Ev işlerinin dogru yapılmasına ilişkin tutum bla bla..."
4 satırlık cümle ya, sonuna kadar okumadim.
