düşün ki o bunu okuyor
547 entry daha
-
Dans ettiğini gördüm. -
o kadar özeli de buraya yazmam be. -
Yeri ve zamanı geldiğinde insanın silemeyeceği kimse yoktur. Unutmuş gibisin ama hatırlatayım, ben de herkes kadar insanım -
ben özledim ama bu pek rahatsızlık vermiyor bana -
okuma -
Arkamı dönüp giderim diyicem ama yalan
Muhtemelen boolt'rakip olacak seviyede depar atarım düşman başına bile demeyeceğim bir durum -
Bu gece tam da senin istediğin gibiyim -
ne haber? -
wiener melange'ı hiç beğenmedim saçma sapan kahve öneriyorsun iyi ki bırakmışım seni. -
Özledim seni gerizekalı. -
Keşke her sabah yazmasaydın -
Yolundami herşey SENİN gibi.!! -
seninleyken sen bu başlıklara ne kadar şizofrence derdin. sonra biz ayrılınca ikimiz adına da çaresizliğin bir adresi oldu aslında.
telefon numarası değiştirdikten sonra hele ben. sen oraya yazdın bana demek istediklerini ben oradan cevap verdim sana. (neyse ki ben çaylaktım, sen yazar. benimkini kimse görmüyordu ama seninle çok dalga geçen olmuş bana yazdıklarından dolayı.)
3 sene önce bugün izmirdeydik. yarında resmen sevgili olduk diyecektik seninle.
hayatımızda ne yaşansa "22 nisan, 22 nisan öncesi soramazsın." yada 22 nisan öncesine sınava dahil olmayan konu muamelesi yapacaktık.
özledim. daha da çok özledim.
2. yılımızı da çeşmede, salaş bir balıkçıda geçirmiştik. senden yüzük beklemiştim. çünkü bir hafta önce yüzük ölçümü alıp, yüzük seçtirmiştin.
rakı masasına baya bekledim. canlı müzikte baya bekledim.
otel odasında yine bekledim. en son banyoda ağladım o film sahnelerinde suyu sonuna kadar açıp ağladığı belli olmasın diye uğraşan baş roller gibi. baş roller belli etmeden ağlar, yan karakterler ulu orta.
o gece alkolü, midemin bulanmasını, kaldırıma kusmamı bahane edip uzak durucam senden.
sabah bir şey yok gibi sevişicem.
sonra arabanın tekeri patladığını fark edip canın sıkılacak senin. hemde en az benim dün akşam yüzük gelmedi diye sıkılmam gibi.
tekeri ben değiştiricem. çünkü sen beceremiyorsun.
ellerim, üstüm başım,beyaz tişörtüm batacak ve ben ağlamaya başlayınca yanıma oturup "bak gel gel şurdan tişört alalım sana. ağlama bir tişört için ağlanır mı" diyeceksin. ayağa kalkıp, yerdeki sana sadece "götünün çatalı gözüküyor." deyip arabaya binicem ben.
alaçatıya kadar hiç konuşmayacağım. sen durmadan konuşacaksın.
alaçatı pazarından erik alacaksın bana. "mutlu ol" diye diyerek poşeti uzacaksın bana. erik yiyerek pazarı dolaşıcaz. daha ucuza bir erikçi gördükçe söyleneceksin.
hatta bir ara güneş çok vurunca güneş gözlüğümü alıp numaralı gözlüğünün üzerine takacaksın ve o an pazar gezerken bile ağladığımı fark edeceksin.
pazar gezerken ağlayan bir kadın ve yanında durmadan hiç susmamacasına konuşan bir adam.
bu kez neden ağlıyorsun diye sormayacaksın.
değişik ekmekler alacağız, yöresel ürünler alıp ev kadınlarına destek olmaya çalışacağız.
dönüş yolunda arabanın lastiklerine hava basarken sen atm de para çekerken kartımı unutup yine ağlamaya başlayacağım.
arabaya binince "kızılbüyü tişörtü pislenince ağlamaz. bir parça daha yağa bular parmağını ve bir kalp deseni çizero pis tişörte. kızılbüyü kartını unutunca ağlamaz, bu bir işaret demekki çok para harcadım dur diyor bir güç bana der. heleki pazar gezerken alışveriş yaparken asla ağlamaz, o teyzelerden ekmek, kek tarifi almadan o ürünlerin başından ayrılmaz." dedin bana.
bütün gün ağlamalarını kaçıran kadın olarak gözlüklerimi çıkarıp sana bakarak ağlamaya başladım. çünkü beni çok iyi tanıyan bir adam ve neden diye sorgulayan bir kadın olarak karşı karşıyaydık.
o an sorabildim. "neden?" diye.
derin bir nefes aldın "ailemi karşıma almama değer mi hala bilmiyorum çünkü. bir şeyler harika olsa alayım ama seninle de sorunlarımız varken alamıyorum karşıma."
gözümden yaşlar akarken " derdim evlenmek değil. ben seninle bir ömür birlikte de yaşarım ama bana bununla bile gelmedin."
sonra sana şu hikayeyi anlattım.
"Bir hükümdar, bir kış akşamında kılık değiştirmiş ve dalmış dersaadetin alacakaranlık sokaklarına.
Yürürken en stratejik burçta, en sert rüzgâra karşı nöbet tutan asker ilişmiş gözüne. Yanına tırmanmış. Çakı gibi bir asker; incecik okçu yeleğiyle, soğukta bronzdan bir heykel gibiymiş. Çok etkilenmiş hükümdar ve sormuş: ‘Üşümüyor musun bu kıyafetle?’
‘Hayır’ demiş asker ve eklemiş ‘Ülkem için buradayım, üşümeye hakkım yok…’
Aldığı yanıt hükümdarı öyle memnun etmiş ki o soylu askeri sevindirmek istemiş. Başındaki örtüyü açmış, yüzünü göstermiş. Asker saygıyla diz çökmüş…
‘Ayağa kalk’ demiş yaşlı hükümdar. ‘Ayağa kalk ve dile benden ne dilersen…’
Asker doğrulmuş, ‘Sadece sağlığınızı dilerim yüce hükümdarım’ demiş.
Hükümdar ‘Sağol ama yine de ben bir şey yapmak isterim. Kabul edersen yarın sana yünden örülmüş, seni hiç üşütmeyecek bir yelek göndereceğim’ diye okşamış askerin omzunu.
Ve oradan ayrılmış…
Ertesi gün öyle çok işle uğraşmak zorunda kalmış ki hükümdar, soylu askerine verdiği sözü unutmuş.
İki gün sonra da muhafızlar sabah denetlemesinde hükümdarın yün yelek sözü verdiği o soylu askeri nöbet yerinde soğuktan donmuş olarak bulmuşlar. Elinde sıkı sıkıya tuttuğu kağıtta bir not varmış:
‘Hükümdarım, ben soğuğa alışkındım; ama sizin beni sıcak tutacak elbise vaadiniz direncimi kırdı, ölüm sebebim oldu…’"
"ben alışıktım seninle aynı düzenimizde devam etmeye. her hafta sonu 75 km yol gelmeye yanına. pazar gecesi evime yorgun argın dönmeye. her cuma iş yerime kocaman bir sırt çantası ile gidip iş çıkışı sana gelmeye. uzaktan bu ilişkiyi bile yürütmeye. keşke ümit vermeseydin. seninle evlenip aynı evde yaşamak istiyorum diye yüzük seçtirmeseydin, mobilya bakmasaydık, bunları yapmasaydın keşke."
bir şey demedin. diyemedin. "of yetişemedim yine. kırmızı yandı" diye ışıkla konuştun.
o günden sonra bana sustun. sonra ben de sustum. sen bir tercih yapıp parayı seçince de ben gittim. sessiz, sedasız, evimi boşaltıp, ikinci ele eşyalarımla birlikte duygularımı da satarak ben gittim.
yine de 3. yılımız kutlu olsun sevgilim. hem bu yıl senden yüzük beklemiyorum. hangi mekan nereye gidelim kavgamızda yok.
kutlu olsun sevgilim. kutlu olsun. seninle 3, sensiz ilk yılım kutlu olsun. -
Seninde benim gibi uyku düzenin bozuldu mu?
Gerci senin kendi işin sen hep gec uyur, gec kalkardin. Erken saatte duruşma olacakta bla bla. O da bir duzen gerci dimi. Gec uyuyup gec kalkmak.
Birlikte olsak ne dert yanardim bundan sana. Ama ben gec uyuyup erken kalkiyorum bir de diye kendi zorlugumu anlatırdım. Sen de tum gun napiyorsun li oturuyorsun dedikce kavga ederdim seninle. Bütün günümü anlatirdim en baştan.
Sahi ben ne cok anlatırdım. Sen adliyeyle tapu, ofis arası kisa yurume mesafelerinde bile beni arardin. Canim sıkılıyor yolda yürürken der, varacagin yere varinca da seni kullandim diye güler kapatırdın.
Sahi nasıl dayanıyoruz birbirimizsiz bunca zamana. Ben kimseye anlatmıyorum, umarim sen de kimseyi aramiyorsundur kısa mesafelerde bile.
Ikimize de beddua edicem ramazan günü. Umarım birbirimizin yeniden olasıya dek ve her zaman kimsesiz kalırız. Baskalariyla mutlu olalım iyi dileklerim ne sana ne bana yok kusura bakma. O kadar iyi biri değilim.
-
Sen insan değilsin.
Sen insansın.
Sen nesin?
Meleksin sen ya meleğimsin benim.
__
U r not a human being
U r a human being.
So what kind of a thing u r?
U r an angel boi, u r my angel.
(I have thought clearly like that when i lcding myja. That is undefinable that i cant word my feelings at all) -
YÜZÜMDE Kİ YENİ ÇİZGİLERDEN VE GÖZLERİMİN ŞİŞLİĞİNDEN HER ŞEYİ ANLAMANI UMUD EDİYORUM. VE YÜZÜMDE Kİ BU ACI GÜLÜŞTEN ANLARSIN NE DEMEK İSTEDİĞİMİ UMARIM. -
beni motive etmeye çalışmanı, bana '' sen ....'sın.'' diyişini bile özledim. -
Buzdun yandı dilim
Bozdun halim yaman
Olsun ayrı kalamam
Kızdım bağırdım ama
Sustum bazı zaman
Geçti geri alamam.. -
Napıyorsun nasılsın demek geliyor içimden ama yazamıyorum sana. Herkese yazabiliyorum ama sana yazamıyorum. Bizi bu duruma sen soktun. Senin saçma sapan tavırların isteklerin soktu. Hep ilgi görme çaban buraya getirdi bizi. Nolurdu şu an beraber olsaydık. Onlarca insana yazacağına bir tek sana yazsaydım. Sadece senin olsaydım. Bu güzel hayatı altın tepside sundum sana sen gidip soğan ekmeği tercih ettin. Neyseki karantinadayız görüşemiyorsunuz böyle avutuyorum kendimi... -
Biz koca bir hiçiz.
547 entry daha
