düşün ki o bunu okuyor
-
Senin de (bizim devamımızı) istiyor oluşunu nerden anlıyorum biliyor musun?
Daha önce çok muğlak ifadeler kullandım sana karşı. Ucu açık, belirsiz cümleler. Ama sen ileri adım atmadığım gibi, bunları olumsuz birer yaygara şeklinde yorumlayıp başkalarına meyletmedin de. Senle sorunumuz ileri adım atmamam.. Hep beni aynı cam fanusta bekletmen.. (Bundan şikayetçi değilim ama kalp özlüyor be sevgilim)..
Ama ben de sana senden öncekiler gibi davranmadım asla. Seni incitecek tek kelime çıkmadı, çıkmayacak ağzımdan.. Senden öncekilere ne biçim laflar söylediğimi bildiğimden daha baştan kendime o sözü verdim: "ağzından saçma sapan bir şey çıkmasın bu çocuğa karşı" dedim kendime. Ve verdiğim sözü de tuttum, biliyorsun.. Gerçekten farkındasın değil mi?..
Küfür ediyor muydum diye soracak olursan..
Evet.. Küfür de ediyordum.. Ama onları asıl yaralayan onları alaya almamdı diye zannediyorum. Hepsini değil can damarıma basan birkaçını.
İnsan sevdiği adamla alay eder mi diye soruyor olabilirsin. La bende bir şey yoktu çoğu zaman. Beni tahrik edip kendi ağlarına düşür(meye çalışıyor)lardı çoğu zaman. İşte kızdığım nokta bu oluyordu. Ama senle 10 sene o mesajın dışında hiçbir şekilde konuşmadım. Çünkü sen çok affedersin "s.kip atılacaklardan" değildin. Hayatımı paylaşmaya, ciddi anlamda hayatımı paylaşmaya.... İstiyordum, gönlüm vardı ama erken davranıp seni kaybetmek istemiyordum ama yine de umutsuzdum.. Sen bana göre çook aşırı güzel ve her anlamda harika biriydin ya. O yüzden "konuşurum ama o beni beğenmez" diyordum.. Ama yine de konuşacaktım zamanı geldiğinde.. Bence o zaman Ağustos 2021 idi ama sen niyeyse bu hareketime çok kızdın. Erken olduğunu mu düşündün?(Yoksa cidden beni beğenmiyor musun?)
Sana yazacak o kadar çok şey var ki. Yalnızken hep hayalinle konuşuyorum. Senle konuşacaklar bitmiyor. Tren yolu gibi uzadıkça devamı geliyor.
Elbette ki seni çok seviyorum deli oğlan. Sadece benim için kaygılandığını bilmek, kaybetme korkusuyla için içini yemesini görmek hoşuma gidiyor. Ama senle ilgili tek bir olumsuz yargım olmadı bu zamana kadar olmaz da. Olmayacak.. Çünkü sen kral koltuğunda oturuyorsun.. ;)) -
anneme senden bahsettim. seni benden daha çok sevmesinden korkuyorum :-| -
çiçeğim sana şu süreçte mesaj atmam neyi değiştirir ki? 3 sene gaziantep'te çakılıyım..
evlenip ayrı şehirlerde yaşamamızı ister misin? ikimiz de dayanamayız. ama bu şekilde biraz daha.. göz görmeyince gönül katlanır gibi oluyor yani..
ben konuşursak sana asılırım. buna razı ol.. ya da hiç konuşmam.. beni artık tanıdın..
ya seni bu kadar çok seviyorken senle arkadaşça konuşamam anlamıyorsun. -
Allahına kurban olduğum,
Ben de senle konuşmak çok istiyorum.
Herhangi bir mesaj attığımda bana ters tepki göstermeyeceğine söz veriyor musun. Onlar normal konuşmalarım benim.
Senin bana "öyle konuşma" demen aynı zamanda "sus" demen oluyor. Çünkü.. Gerçekten denesem de becerememekten korkuyorum.
Düşünsene "naptın bugün, günün nasıl geçti".. ??!...
Yani bunu çok samimiyetsiz buluyorum.illa ya bir el hareketi ya mimiklerle desteklenmesi gerektiğini düşünuyorum. Desteklenemiyorsa başına sonuna sevgi ifadeleri iliştirilmeli,
"Naptın kuzum günün güzel geçmiştir umarım"
Gibi..
Gerçekten bu konuda böyle düşünuyorum ve gerçekten böyle biriyim. Tamam, 100 sene sonra çay içelim, kabul,, ama beni ben olmaktan da çıkarma be sevgilim.. Nefret ettiğim, irrite olduğum hatta küçümsediğim o tarz insanlara dönüşmemi bekleme.
Ama yemin ederim çok mutlu olurum bir ışık yaksan..
Bana gel desen..
Gelirim..
Koşarım..
Sana uçarım hiç gururumu önemsemem vallahi billahi diyorum.. -
Nefret ediyorum öyle insanlardan da öyle biri olmaktan da ya.. Neden anlamıyorsun?
Samimiyetsiz.. Iyy.. :-( -
Sana mesaj atacağım sevgilim, bana biraz daha cesaret verir misin.
Telefon ve beklemekle ilgili paylaşımlarda bulun mesela. İçinde dugusal imalar da bulunsun.
Ehe bunları zaten yaptın :)) Ama ben yine de çookk korkuyorum.
Bi saniye? Banaydı değil mi o paylaşımlar.
Gerçekten istiyor musun senle konuşmamı..
Ya yine ters bir şey söylersen..
Bebeğim istediğin kadar ters konuş bırakamam ben seni.. Vazgeçemem senden. Ama böyle sürünürüz işte.
Acı bana sevgilim ya her hafta ağlıyorum. Salı günkü annemle o konuşmamda da ağladım. Onun gözleri önünde.. Doğrusunu istersen ben annemle ne zaman senin hakkında konuşacak olsam direkt ağlıyorum.
Of bilmiyorsun ya.
Lütfen artık konuşalım medeni insanlar gibi. Bıkmadın mı böyle yıllardır dumanla haberleşmekten.. Ben yoruldum.. Artık zamanı geldi.
Artık medeni insanlar gibi konuşalım be bitanem. Tamam nazik olacağım.. Hayvan gibi asılmıcam sana.. En azından denerim. Senin hatırın için.. -
Psikopatça seviyorum seni ya. Dün seni taniyan bir arkadaşım "hayırlısı olsun" dedi diye telefonu kapatıp yarım saat ağladım.
Hayırlısı ile sen olasın diye 2-3 kere düzelttim.
Seni anlattığım herkes senin bende gönlün yok sanıyor.
Senin bende gönlün yok mu sevgilim?
Çok acı veriyor.. Artık dayanamıyorum..
Her gün bir şekilde ağlıyorum ya. Hatta bu sözleri de şu an gözyaşları içerisinde yazıyorum.
Sevgilim. Acı çekiyorum birtanem ya.. Ben her gün böyle ağlayacak mıyım? -
düşün ki o bunu okuyor kapatılsın -
O mesajı atacağım sana sevgilim. Gurur falan yapmam.. İnat da yapmam.
Hele Biraz zaman geçsin. 3 sene antepte çakılıyım..
Demek ki yaşamamız gerekiyormuş bunu da. Şimdi ankara'da olsam süreç biraz daha farklı ilerlerdi hiç şüphesiz..
Sana tapıyorum sevgilim.. Sana duyduğum bu sevgi hiç normal bir sevgi değil.
13 senedir seni tanıyorum ve sen hep mükemmel biriydin. -
İnanmıyorum ya. 10 tane tweet, 8 tane like'ın var. Ve ben bunu daha yeni fark ediyorum.
Aslında sen çok ince bir çocuksun. Ben eşeğim sevgilim affet beni bebeğim. O eski alınganlığımın da abartı olduğunu.. Korkularımı..
Yani normal bir şekilde konuşmuşsun aslında ama ben nası abarttıysam, travmatik etki yarattı bende. Telefon numaranı bile görmekten korkar oldum bir ara.. Her bir kelimen deldi geçti. Her bir cümlen için haftalarca ağladım..
Seni tanıdıkça o kadar da gaddar bir insan olmadığını anlıyorum..
Bitanem.. -
sihirli kelimeleri kullansın artık birileri şuna -
Fotoğraflarını üst derimin altına enjekte etmek istiyorum. Kim yapar bu işi? Cildiye?
Yok dahiliye bakar bence..
Optikle de alakalı, fotoğraf filan..
Keşke hep gözümün önünde olsan ya..
Özlüyorum dememin bile seni kızdıracağını düşünüyorum. Yok özlemiyorum da sen hep yanımda ol, kanıma karış, derimin altına kayna, buharımda yoğunlaş istiyorum sadece...
Hiç hoşlanmıyorsun böyle şeyler söylememe öyle değil mi?
Kıskanç mısın sen?
Bu yaptıkların kıskançlık alametleri.
Beni başkalarının yanında konuşturtmayacak otokrat koca tipi.
...
...
Tmm cnm yne de untma ki bn seni sdce susarken degl hr zman ck ama ckkkk seviyrum balımm..
___
Bir de ne alakaysa toplum içinde konuşmama abim de kızardı. Bırak gülmeyi, kırıtmayı, konuşmazdım bile erkekli ortamda.. Okulda da öyleydim öyle değil mi? :)) -
benim moreli sıffır sıffır sıffır, sen nirdesın kaç gündür? -
Biliyor musun, gerçekten evlenmiycektim. Senle de son bir kez konuşup olmadığını görünce kendimi aileme ve işime adayacaktım.
O güzel gözlerindeki masumiyete vuruldum. Bir melek kadar masum ve temiz olduğunu görünce vazgeçmedim, devam ettim ve sana aşık oldum.
Birisi olsun diye değil, o kişi sen olduğun için istiyorum bu muhabbetin devamını, anlıyor musun sevgilim. Artık çok yaşlandım. Gençliğimi sen hatırlat bana. Hayatta her şeyden vazgeçecek kadar çok da yaşlı olmadığımı. Çünkü sen bana engel koyduğunda tam olarak hissettiğim buydu.
Seni kazanmaya çalışmadım. Yalnızlığıma alışmaya, çaresizliğimle barışmaya çalışıyordum.
Hâlâ inanamıyorum. Sevgilim..
Sen benim her şeyimsin.
Siyasi görüşümsün sen benim. İdeolojimsin. Yaşam felsefemsin. Bu hayatta senle birlikte olmaktan başka kaygısını güttüğüm hiçbir şey yok. Hiçbir gayem ve çabam yok kollarının arasında olmaktan başka..
Tek derdim sensin benim.. Tek dertlendiğim..
Meleğim..
Gerçekten bir melek olduğunu düşünüyorum. Sana tapıyorum.. Her şeyimle tapıyorum sana ben. Her şeyine tapıyorum. -
Ruhum bende olmasa onu adamak isteyeceğim tek kişi olurdun sen. Ama Rabbimiz onu bedenimizde tutmamızı istiyor.
Bazen ruhum bedenime ağır geliyor. Onu emanet edeceğim en güvenli mecra olurdu senin..
Senin merhametin, sevgilim..
Anaçlığın, koruyuculuğun..
Bunları sana mesajla söylememe neden izin vermiyorsun. Ben hemen evlenelim demiyorum ki. Hâlâ daha benle ilgili emin olmadığın şey nedir?
İlerde hayatını paylaşmak adına doğru kişi olmadığımı mı düşünüyorsun?
____
Ve hiç değişmeyen bir şey var: senden çok korkuyorum. Tek bir sözünle beni yeniden yerle yeksan edebilirsin. Sen.. Hayatımı.. Bilmiyorum da sen bana 13 ekimde o engeli koyduktan sonra sanırım her gün "rukiye niye yaşıyorsun" diye sordum kendime. Beni hayatta tutacak bir amacım/gayem kalmamıştı çünkü. Kendimi yeni yeni toparlamaya çalışıyorum. Tek bir sözünle beni o gayya kuyusuna tekrar atabilirsin. Hayatımdaki yerini gerçekten bilmiyorsun sevgilim. Sensiz bir hayatı yaşamayı istemeyecek kadar çok seviyorum seni. Yine de sen bilirsin. Hâlâ senin değerlendirme süzgecinden geçmedim, öyle değil mi? Sana iyi özelliklerimi cilalayıp boyayıp seni ikna etmeye çalışamam ben.. Gerçekten öyle biri olmamı mı bekliyorsun? Her pisliğini instagramda teşhir edip bir sürü beğeni alınca kendini iyi olduğuna inandıran bir gerizekalı olmamı mı bekliyorsun? Tüm samimiyetimle soruyorum.. Olamam ki sevgilim olamam gerçekten.. Eğer buysa sorun.. -
birkaç saat önce taksiyle giderken birini gördüm. kahverengi sweatshirt giymiş, şapkasını takmış üzerine de siyah bir ceket giymişti. biriyle konuşuyordu, eli kolu rahat durmuyordu. tanıdık geldi bu ellerin telaşlı anlatışı, sen sandım. sırtı dönük, yüzünü göremediğim biri.. öyle ısrarcıydı ki yüzünü göstermemekte, sırtını ezberletmekte...
bende yol boyu düşündüm ve seni sırtından bile tanıyabileceğimi anladım. işte bu yakınlığın içindeki uzaklık, imkansızlık bir cümleni getirdi aklıma.
"seni son gördüğümde ilk gördüğümden daha uzaktık"
belki de haklıydın.
kim bilir. -
içindeki o saf duru sevgi, kirli düşüncelerine karışmış. -
bir kozalak bu kadar öfke barındırmamalı. -
ah! ölümlerden ölüm beğendim. celladım sen idin! neredesin?
sesini duyamıyorum. kapalı kapılar içerinde dönen dolaplar kafama çarpıyor, gerçekler yüzümü buruşturuyor. neredesin?
şimdiye fırsat sunuyor konuştuğum her an, ben şimdiden kaçıp geçmişe sığınıyorum, geçmişte misin?
söyle! neredesin? yaşamak benden terli atlar gibi dört nala kaçar iken bir umudum sende olduğunu n'asıl anlamazsın? neredesin?
bugün kementimi soru işaretlerinden yapacağım sevgilim ve soru işaretlerinden asacağım kendimi, neredesin? -
bi kere de şu kapıda dur bi sigara iç be adam.
