düşün ki o bunu okuyor
-
Seni unutmak için elimden geleni yaptım yazdıklarını silmekle başladım işe. Benim için yazdığın ne varsa sildim. Fotograflarına bakmıyorum aylardır. O günden beri. Silmeye cesaretim olmadı henüz. Bir köşede saklı şekilde unutulmayı bekliyorlar. Orada olduklarını unutamadım henüz ama bakma isteği gelmiyor artık içimden. Bunu başardım en azından. Bir gün karşılaşacağımızı umuyorum seninle. Belki bir gün bir yerde. Biliyorum ne sen ne de ben görmek istemeyeceğiz birbirimizi o an. İkimizde dönüp bakmayacağız birbirimize. İkimizden biri ayrılıp giderken oradan içimin acıyacağını biliyorum. Ne oldu şimdi neden böyle oldu diye şaşırıcam hatta kendime. Bu his belki 5dakika sonra geçecek belki 1 hafta kendime gelemicem. 5dakika sonra unutmayı dilediğim bir sahneyi hayal etmem çocukça biliyorum. Belki seni ailenle görürüm, bu da çok dramatik oldu ama benim hayallerimde senin hep bir kız çocuğun var. Seni sevgisiyle iyileştirmesini dilediğim bir kız çocuğu. O özlemini çektiğin sıcak aile ortamını yaşamanı o kadar çok istiyorum ki. O kız büyüsün ve hiç bırakmasın seni diye ömrüm boyunca dua edeceğim söz. -
Sadece 1 kere hissettim o ayaklarının yerden kesilme hissini. Sadece 1 kere emin oldum sevildiğimden, sevdiğimin beni sevdiğinden. Kısa süreceğini biliyordum hayal ettiğimden. Ama tahmin ettiğimden bile kısa süreceğini ummuyordum. Saçmaladım. Büyük saçmaladım. Saçmalamamış olmayı dilerdim. Böyle olması gerektiğini biliyordum. Böyle olmalıydı. Sonsuza kadar uzak kalmalıydım. İçimdeki bu korku ancak böyle dinecekti çünkü. -
Cok buyuk bir iyilik yaptigini ve herkesin huzurunda sana tesekkur etmek istedigimi bil istiyorum. Oyle bir doktum ki icimi. Anilarim parmaklarimin ucundan her klavye darbemde kelimelere dokuldu, acilarim gozyasi oldu akti gitti. Gogsumdeki agirlik yerini ferah bir bosluga birakti. Azicik uyudugum uykumdan bile mutlu uyandim. Dun aksam oylesine attigin mesaji iyi ki attin. İyi ki varsin."
Bu bir minnet mesajiydi. Okuyacagini tahmin ve umut ederek yaziyorum. Cunku o guzel insan aramizdan biri.
Okudu. :) -
gizli gizli mi okuyosun çakal? -
kırıttığın zamanlarda senden tiksiniyorum. yalvarıyorum bu davranışına artık bi son ver. -
Sevgilim, alayı kafayı yemiş okudum yazdıklarını halime şükür ettim. Bu gençlik çok kötü çok! Nasıl olacak, nereye gidecek hiç bilmiyorum. Şu yazılanlara bak...
Galiba baba doğru söylüyordu; (bkz: deli gibi sevmek ruhumuzda var). -
Şu lanet giresice okula gel artık! Bağırcam çığlık atcam polis çağırcam değil ise. -
Deli gibi sevmek ruhumuzda var(mış):)) -
Çaresizlik. Nasıl bir duygudur bilir misin? Koşmak isterken sürünmek zorunda kalmak. Gösterdiğin çabaları, çağırdığın yardımları boş bakışların karşılaması. Omuzlarını dik tutmak için hiçbir sebep kalmaması. Gülümsemelere mecalinin kalmaması, hiçbir şeye takatinin olmaması. Hikayenin sonunda vazgeçmelerle çaresizliğin kardeş olduğunu öğrenmek ve yok olmak.
Nefes alırken yok olmak nasıl bir histir bilir misin? Ne kendine ne başkasına yaşadığını inandıramamak, kaybolmak. Hayata olan borcunda temerrüde düşmek.
Seni tanırım, sen sokakları soluyarak adımlayanlardansın. Hiçbir şeye yenilmemeye söz vermişsin kendine. Suçlarını kabul etmez, kaçarsın. Önüne gelen kim varsa selam verip tebessüm eder, içinden değersizliklerini hesaplarsın. Seni bilirim, ne kadar kaçarsan kaç derin bir kuyu bulur saklanırsın. Başına gelecekleri tahayyül eder, elbetlerini cüzdanında taşırsın. Hayal kırıklıklarını yarı yolda bırakmaz, diline batırırsın. Kendi aklınca yaptığın her şeyden hem gurur hem pişmanlık duyarsın. Seni görürüm; hasretin yakar seni ve belki de yalnızca kendini özler, vuslatını beklersin.
Ne kadar anlatsam da kafi gelmez dahasını ister, kışın güzden kalan anıları beğenmezsin. Bu şikayetçi ve beğenmez hallerin bitirir beni, kahreder. Yazdığım tüm felaket senaryoları ayağıma dolanır da hayal gücümün bile reddettiği çıkmazlara sürükler. El üstünde tuttuğum tüm değerlerimi denize dökersin de bende bana ait olmayan meğer ve keşkeler bırakırsın. Hatıramda kalan rutinlerimizden yalnızca benim beklemelerimi bırakmışsın bana. Buluşmalar, sarılmalar, kol kola arşınlanan şehirler ve kendine iyi baklarla süslenmiş çarelerimi yanına alıp gitmişsin.
Peki sen çaresizlik nasıl bir duygudur bilir misin? -
“Bir şeyi çok istersen olur” sözünün iki elini kavuşturup çenenin altına koyarak evrene mesaj vermek ya da gönül ehli gibi Allah’a sabah akşam yalvarmak anlamına geldiğini düşünmüyorum.
Bir şeyi çok istemek, ona giden yolu temel ihtiyaçların arasına koymak, her adımını onunla beraber, onun uğruna atmak demektir bence. Bu inancın yolunda hırpalanmak demektir. Tutku bunu gerektirir, bunu getirir.
Ha tüm bunlara rağmen istediğinin olmadığı olabilir ve söz kendini tamamen boşa çıkarabilir. Ama sen o çaba sayesinde istediğin şeyle öyle bir iç içe geçeceksindir ki hedefinin daha üzerinde bir oluşumu kendin yaratabileceksindir.
İstediğinin olması onun sana sunulması değildir sanki. Belki istediğinin karşılığı yoktur ve sen o noktaya gidip onu vâr etmelisindir.
Belki istemek, kendimizi hazırlamaktır.
(e.t) -
İyelik ekinin sahiplik kattığı en güzel ismi keşfettim ben sayende. -
Ben seni unutmadım; inan unutamadım, gittin yâr, şu gönlümü bir türlü avutamadım; kor ateşler içinde yanıyorum yemin olsun; seni benim kadar kimse sevmeyecek, biliyorsun. Yanarım; ikimize, sevgimize, yanarım; ne oldu bize? -
Düşünmeden yaptıkların canımı yakıyor, farkedemiyorsun, bağzı bağzı geceler nefes alamıyorum, gördüklerimi unutamıyorum, canımı acıtıyor, paranoyak oldum lan kadın. -
yaklaşık iki yıl önce bordo botlarımı yeni almış, üstüme uzun aynı renk hırkamı giymiştim. bilir misin aldığım yeni şeyleri giyince aşırı mutlu olurum ben. neşeli bir şarkı mırıldanarak üsküdar meydanı’na yürüyordum. tam köşeyi döndüğümde çıkmıştın ya karşıma, aylarca görüşmemiştik ve o gün de konuşamamıştık bile. küçük bir selamlaşma, ardından tebessümlerimiz asılı kalmıştı havada. akabinde farklı yönlere giden adımlar atmıştık.
o kadar zaman geçti üstünden, ben ne zaman o köşeyi dönsem aklıma geliyorsun. tekrar karşıma çıkmanı tüm aceleciliğime rağmen sabırla bekliyorum. hatta inanmazsın bazen gözlerimi kapatıp açıyorum sanki bir mucize olacakmış ve yanımda belirecekmişsin gibi.
çok kızıyorum kendime, tüm ayıplı lafları kendime tüketiyorum. fakat bu sinirimin sebebini bulamıyorum. o gün peşinden gelmedim diye mi yoksa umutla o sahnenin tekerrürünü bekliyorum diye mi? bilmiyorum. -
Rakı olmasın
Şarap olmasın
Madem sen yoksun kafam olmasın
Gündüz olmasın
Gece olmasın
Madem sen yoksun günler akmasın
Sensiz nasılım bak bana
Gel de bir çorba yap bana
Madem öldürdün
Akbaba olmasın -
özledim -
Yükselt artık şu sayfamı her kelimede 1. Sıraya lan googleeeee!!!! -
bebeğim çin'de internet sansürü yoksa sevindim diyebilirim -
Kesin bunun çocukluğuna inmek gerekir diyordum. Saldırgan tavırlarının bir nedeni olmalıydı. Bugün yazdığın itiraf yazısı sayesinde yanılmamış olduğumu gördüm. -
canfeza şarkısında şöyle der;
--- spoiler ---
Dışım bırak geçmiş diyor, içim gelecek.
Gelecek diye beklerken içim geçmiş.
Hem bu saatten sonra ne için gelecek?
Ona desin ki biri; bunun için geçmiş.
--- spoiler ---
vazgeçtim ulan. unutmak büyük nimetmiş onu öğrendim. unuttum. artık seni ne bir başkasına sordururum ne de seni düşünürüm.
